Hürriyet Haber - Gündem - Ekonomi - Spor
SON DAKİKA
PİYASANET
EKONET
SANS OYUNLARİ
SİNEMALAR
TVREHBERİ
MAGAZİN
ÖZEL DOSYALAR
HAVA DURUMU
ASTROLOJİ2011
EN İYİ ON
HÜRRİYET İK
BİZE ULAŞIN
ÜYELİK
REKLAM
SERVİSLER
BİLGİ YARIŞMASI
AT YARIŞI SONUÇLARI
İDDİA PROGRAMI
CANLI MAÇ SONUÇLARI
MIND
CANLI MAÇ ANLATIMI
BENİM SAYFAM
BUMERANG
SOSYAL İLANLAR
HABER ALARMI
EKRAN KORUYUCU
YENİBİRİŞ
HÜRRİYET EMLAK
HÜRRİYET OTO
GAZETE SERİ İLANLAR
HÜRRİYET KIYASLA
HÜRRİYET AİLE
TİPEEZ
GAZETE-BÖLGE EKLERİ
KELEBEK
CUMA
CUMARTESİ
PAZAR
SEYAHAT
OTO YAŞAM
HÜRRİYET IK
ANKARA
EGE
KURUMSAL
HÜRRİYET KURUMSAL
REKLAM
BİZE ULAŞIN
KÜNYE / İLETİŞİM
UNICEF Kartları ve Hediyelikler
 Yazarlar
7 Kasım 2013
Ahmet HAKAN  ahmethakan@hurriyet.com.tr

Günümüzün şarkısı: ‘Ben sizin babanızım'

90'larda bir şarkıcı peyda olmuştu.
Adı: Barbaros Hayrettin.


- Pembeli, sarılı kocaman gözlükleriyle...
- Kara, uzun ve kıvırcık saçlarıyla...
- “Aman Allah'ım” dedirten kıyafetleriyle...
- Çizgi film malzemesi tadında kocaman papyonlarıyla...
- Sinir bozucu şirinliğiyle...
- Bu şirinliğe hiç de münasip kaçmayan kara kavruk edasıyla...
- Ritmi hep aynı şarkılarıyla...
- O şarkılardaki saçmalığın daniskası sözlerle...
Hayatımızın kıyısından sessizce gelip geçmişti Barbaros Hayrettin.

*

Yurdumuzun istisnasız tüm berber dükkânlarında, küçük marketlerinde, emlakçı ofislerinde, tekel bayilerinde hep Kral TV'nin açık olduğu, bu nedenle de gün içinde 80 kere dönen kliplere maruz kaldığımız günler...
Barbaros Hayrettin'in “Ben sizin babanızım” adlı saçma şarkısıyla işte o dönemde tanışmıştık.
Şöyle şeyler oluyordu şarkıda:
Önce mahallenin delikanlıları, askeri bir yürüyüş eşliğinde “Öl de baba ölelim eyvallah / Gül de baba gülelim eyvallah / Sev de baba sevelim eyvallah” diyorlar ve ellerini kalplerine götürüyorlardı.
Ardından olanca şirinliği ve tuhaflığıyla “bizim Hayrettin” devreye giriyor ve şunu söylüyordu:
“Ben sizin babanızım / Ben ne dersem o olur.”
Şarkıda bin kere tekrarlanıyordu bu iki cümle.
Beynime ve beynimize bir daha çıkmamacasına kazınması bu yüzdendir.

*

İnternete girin, “Barbaros Hayrettin / Ben sizin babanızım” yazın...
Ve şarkı başlasın.
Şunu fark edeceksiniz:
90'ların “saçmalık” olarak nitelendirilen şarkısı, günümüzün siyasal ortamını en iyi anlatan şarkısı haline gelmiştir.
Hayrettin şarkıda “Ben sizin babanızım / Ben ne dersem o olur” dedikçe...
Kimi aklınıza getirmeniz gerekiyorsa onu getirin.
Hiç değilse biraz moral bulursunuz.

Açığa düşmemiş

BAŞBAKAN Yardımcısı Bülent Arınç diyor ki:
“Başbakanımız öyle bir şey demedi... Bu haber tamamen asparagastır... Evleri denetlemeye yetkimiz yok...”

*

Başbakan Tayyip Erdoğan diyor ki:
“Ben öyle bir şey dedim... Bu haber tamamen doğrudur... Evleri denetleyeceğiz... Yetkimiz yoksa yasa çıkaracağız.”
¡
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç diyor ki:
“Açığa düştüğümü düşünüyorsunuz değil mi? Hayır... Açığa falan düşmedim.”

*

Ben de diyorum ki:
Eğer Bülent Arınç, bu denli bariz bir açığa düşme durumunda bile “Açığa düşmedim ki... Açığa düşmedim ki...” diyorsa, diyebiliyorsa...
Ve ruhunun derinliklerinde bile en küçük bir “açığa düşmüşlük” duygusu içine girmiyorsa, giremiyorsa...
Onun için artık karada, denizde ve havada “açığa düşmek” diye bir şey söz konusu olamaz.
Ne diyelim?
Bu durum da ona hayırlı olsun.

Başörtüsü özgürlüğü

BAŞÖRTÜSÜ özgürlüğünü nasıl savunuyorduk?
Şöyle savunuyorduk:
- Üniversite çağına gelmiş bir insanın kılık kıyafetine devlet ne hakla karışıyor?
- Devlete ne kardeşim üniversite çağına gelmiş bir insanın nasıl giyineceğinden, nasıl yaşayacağından?
- Devlet, hukuk ve yasalar karşısında reşit olmuş insanlara müdahale hakkını nereden alıyor?

*

Dün hangi gerekçelerle başörtüsü özgürlüğünü savunuyorsak...
Bugün de aynı gerekçelerle “üniversiteli gençlerin özel hayatına müdahale”ye itiraz ediyoruz.
Yani biz aynı yerdeyiz.
Aynı yerde olmayanlar başkaları...

İktidarcı medyanın Sarıgül sevdası

DÜN baktım hükümete yakın gazetelere...
Onu aşkın köşe yazısı vardı Mustafa Sarıgül hakkında.
Kimi “Kazanamaz, asla kazanamaz” diyor, kimi Sarıgül'ün aslında bir hiç olduğuna okuru ikna etmeye çalışıyor, kimi Sarıgül'ün CHP içinde istenmeyen kişi olduğunu söylüyor falan...

*

Benim aklımdan geçen cümle ise şöyle bir şey:
Madem Kadir Abi yüzde 70'le işi alıp götürdü bile...
Siz ne diye Sarıgül hakkında bu denli konuşmaya ve yazmaya meraklısınız ki?

Madde: 58

BAŞBAKAN Yardımcısı Bekir Bozdağ, 18 yaşını doldurmuş insanların özel evlerine müdahale edebileceklerini söylüyor ve ekliyor:
“Anayasa'nın 58. maddesini açıp bakın... Anayasa bize böyle bir görev veriyor.”

*

Açtım, baktım.
Anayasa madde 58'de şöyle deniliyor:
“Devlet, İstiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müspet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.”

*

Ben bu Anayasa maddesinden çok şey çıkardım ama bir tek “reşit insanların evlerine müdahale” gerekçesi çıkarmadım.
Bekir Bey nasıl çıkardı acaba?

Seçilme yaşı 18 olsun diyenler şimdi ne diyor?

SEÇİLME yaşını 18'e indirmeye çalışan bir Başbakanımız var.
- Konuyu ısrarla gündeme getiren isimdir kendisi...
- Tartışmalar başladığında “Ne yani? Gençliğe güvenmiyor musunuz?” diyendir kendisi...
- Seçilme yaşı 18'e insin diye geçen yıl verilen Anayasa değişikliği teklifine imzayı atan ilk isimdir kendisi...
Yani Başbakan, 18 yaşındaki bir gencin milletvekili seçilmesinde, ulusun kaderiyle ilgili rol almasında, en mühim konularda karar mevkisinde olmasında hiçbir sakınca görmüyor.

*

Ama aynı Başbakan...
18 yaşındaki bir gencin...
Kendi başına karar alamayacağını, istediği gibi yaşayamayacağını, özel evinin bile denetlenmesi gerektiğini, 18 yaşındaki gençlerin devlete emanet edildiğini söylüyor, söyleyebiliyor.

*

Ne iş?

Bu bir aşamadır

DEVLETİ yönetenler, 18 yaşını tamamlamış yetişkinlerin özel hayatlarına devlet gücüyle müdahale edeceklerini söylediğinde...
Ve gözler kısılıp yılların liberali Mehmet Barlas'a çevriliverdi.

*

Ne demiş Barlas?
Şunu demiş:
“Türban sorunu hallolmuşken ne diye kız-erkek beraberliği gündeme geliyor? Değmeyen bir şey bence... Bu kadar zırvaya ben bile bahane bulamam.”

*

Dikkat!
Bu bir aşamadır.
Bu bir adımdır.
Türkiye için küçük ama Mehmet Barlas için büyük bir adımdır.



arkadaşıma yolla yazıcı için
Yazarlar Arşivi
Ahmet HAKAN
Tüm yazıları