Yazarlar
09 Ocak 2008
Artık kadınlar tuvaletinde ayağını lavaboya uzatıp abdest alan kızlara mı rastlayacağız?
Nazlı Z. 27 yaşında. Koç Üniversitesi mezunu. 5 yıldır yabancı bir şirkette çalışıyor ve eğitimler veriyor.
Aşağıda okuyacağınız maili yollamış, bana ilginç geldi, yeni dönemin önümüze getireceği yeni tartışmalardan birinin habercisi. Aslında bu konuda ben tarafım ama sizin fikrinizi de önemsiyorum o yüzden ne düşündüğünüzü öğrenmek istedim:

a-) Ne var bunda, gayet normal

b-) Olur mu öyle şey hem hijyenik değil hem de başkalarına haksızlık

c-) Tamam doğru değil ama abartılacak bir şey de değil

d-) Abdest alana itiraz etmek resmen dinsizliktir, snopluktur

e-) Normal tuvalette abdest almak, faşist bir davranıştır

Yazın da görelim durumumuz nedir?

ÜLKEMDE KENDİMİ AZINLIK HİSSETMEK

Pazar günü, Sakıp Sabancı Müzesi’nde Abidin Dino Sergisi’ne gittim. Sergi oldukça güzeldi. Sonra köşkün zamanında Sabancılar tarafından kullanılan tarafını gezmek istedim. O bölümdeki "kadınlar tuvaleti"ne girdim. İçeride üç türbanlı genç kız vardı. Yanlarından geçip, kabine girdim. Çıktığımda birini ayağını lavaboya uzatmış, abdest alırken gördüm. Yerler sırılsıklamdı, lavabo kenarı da aynen öyle. Şok içinde yanındaki lavaboya elimi yıkamak üzere uzandığımda, ayağından sıçrayan suların elime geldiğine de şahit oldum. O anda tepem attı. "Burası bu iş için uygun bir yer değil" diyebildim. Kız ise "Başka yer yok, n’apim!" demekle yetindi. Başka bir şey söyleyemeden, apar topar tuvaletten çıktım. Çıktığım gibi de ilk gördüğüm güvenlik görevlisine durumu anlattım ve şikáyet ettim.

Yanlış anlamayın, konu "türban" değil. Konu, insan hak ve özgürlükleri ve hijyen. Genç kızın türban takması onun hakkı ise, ben bunu eleştiremem. Ama Sakıp Sabancı Müzesi gibi bir yerde, tuvalette ayaklarını yıkamak, abdest almak onun hakkı değil. Ya da ellerimi hijyenik olmayan bir ortamda yıkamak zorunda kalmam bana haksızlık!

Ama olayın tek boyutu hijyen de değil, bu aslında "meydan okuma." Çünkü Sakıp Sabancı Müzesi’nde abdest sonrası namaz kılınacak bir yer yok. O zaman niye abdest alınıyor? Ayrıca dinimizde şartlar el vermiyorsa abdest almadan namaz kılmak da mümkün. Böyle bir durumda, gerçekten orada abdest almak şart mı? Yoksa göstermelik mi? Bir tür meydan okuma mı? "İstediğimi istediğim yerde yaparım" mı? Kızın cevabı, "Başka yer yok, n’apim" idi. Yani her yerde, bir mescit olması mı gerekiyor? Bana kalırsa, her şeyin bir yeri ve zamanı var. Bunun zamanı o an ve orası olmamalıydı. İşte o manzara, bana bu ülkede "azınlık" olduğum hissini verdi. Artık ben, kendi haklarımı ve özgürlüğümü zorla savunmak zorunda kalıyorum. (Nazlı Z.)

Modern Nuri Alço

Araya hep başka şeyler girdi, yazamadım bir türlü, içimde kalmasın: Benim için Tamer Karadağlı, "modern Nuri Alço." Hakikaten öyle. Eski sevgili Deniz Uğur’la ilişkisini, ben de herkes gibi basından takip ettim. İki tarafın da ortalığa çıkıp birbiri hakkında atıp tutması tuhaf, manasız ve gereksizdi.

"Kapanmış bir defter, kadın hálá niye konuşuyor?" diyeceksiniz. Ben dedim. Ama sonra, söz konusu kadının, o defteri kapatamadığını fark ettim, üzüldüm. Suçunu da kabul ediyor, "Hıyarlık bende zaten, adamın karakterini anlayamadım" diyor.

Peki "modern Nuri Alço" ne diyor?

"Köydeki 16 yaşındaki Kezban mı ki Deniz, ben onu kandırmış olayım..."

Ben size bir şey söyleyeyim mi? Tamam, kadın salaklık edip "kanmış" ama adam da basbayağı "kandırmış." Ona, aradığı erkek olduğu hissini vermiş. Vaatlerde bulunmuş. Hata! Tutamayacağın sözler vermeyeceksin. Ya sözünü tutacaksın ya da bir insanın duygularıyla oynamayacaksın. Hele ortada çocuk varsa, ona baba olurum, size kol kanat gererim numaraları asla çekmeyeceksin. Birini kandırmak budur işte. İlle de gazozuna ilaç atman gerekmiyor ki! Zaman değişti. İnsanlar artık böyle kandırılıyor. Bunu yapanlara da "modern Nuri Alço" deniyor. Tamam "kanan"da da suç var ama "kandıran" daha suçlu. Çünkü daha kötücül. Birinin sana olan zaafından faydalanıyorsun.

Sonra da onu dımdızlak ortada bırakıyorsun.

Fena... Çok fena...