Yazarlar
26 Eylül 2013
O prangalar kimin hasretinden eskitilmiş
BİR düşünün, Türk şiirinin hangi cümlesi hafızanızda şu kelimeler kadar kalıcı bir etki bırakmıştır:

“Hasretinden prangalar eskittim...”
Bizim nesillerimiz, sonradan gelenler, daha sonradan gelenler...
Şiirle ilgisi olan olmayan kaç insan, hayatının bir anında bu cümleyi işitmemiş, kendisi de kullanmamıştır.
“Hasretinden prangalar eskittim...”
  
* * *
 
Geçen pazartesi günü bir kitap yayınlandı.
Kitabın adı “Leylim leylim”...
Bu kitapla birlikte, bu mısranın sırrı da çözülüyor.
Bu mısra hangi kadın için yazılmıştır..
Yazan şairin, “hasretinden prangalar eskittiği” bu efsane kadın kimdir?
1960’lı, 70’li nesillerin her birinin evinde demirbaş kitaplar vardır.
Cemal Süreya’nın “Üvercinka”sı, Turgut Uyar’ın “Dünyanın En Güzel Arabistanı”. Attilâ İlhan’ın “Sisler Bulvarı”...
Bu kitapların her birinden aklımızda kalan mısralar vardır.
O mısraları, kimbilir kim, kimlere en az bir defa okumuştur.
 
* * *
 
İtiraf edeyim, en solcu günlerimde bile, Ahmet Arif’in  “Hasretinden prangalar eskittim” kitabındaki şiirler, benim aşk dünyamda fazla yer bulmamıştır.
Bir kadına hiçbir zaman o kitaptan şiirler okumadım...
O cümleler bana fazla folklorik, hadi daha açıkça yazayım, köylü gelirdi.
Ama bu söylediğimin hiçbir manası yok.
“Hasretinden prangalar eskittim” cümlesi, itiraf etmesem de, reddetsem de, bilinçaltımın en kuvvetli üç beş mısraından biri olarak kaldı.
Çok güçlü bir mısraydı.
Hiçbir küçümsemenin silemeyeceği, yok edemeyeceği kadar güçlü bir mısra...
Şimdi o mısranın kimin için yazıldığını öğrendik.
Öğrenince, o şiiri tekrar, yeniden baştan okudum.
Arkasındaki güçlü aşk, Ahmet Arif’i de, şiirini de gözümde büyüttü.
   
* * *

Öğreniyoruz ki, Ahmet Arif, yazar Leyla Erbil’e âşıkmış ve bu şiiri de onun için yazmış.
Mektuplaşıyorlarmış.
1954 ile 59 arasında birçok mektup göndermiş.
Leyla Erbil, başkasıyla evlenmiş.
O yine yazmaya devam etmiş.
Belki tek taraflı bir aşk.
Belki iki taraflı bir oyun, ama tek taraflı bir aşka.
Mesela şöyle bir cümle:
“Benim her şiirimde varsın ve olacaksın. Ama dünyanın en dehşet şiiri bile ‘Sen’ olamaz. Bunu yaşamak gerek. En asıl gerçek bu işte.”

Biz böyleyiz işte s..tir et, kime ne be

-BİR erkek... Âşık olduğu kadın başka bir erkeğe gitmiş.
O hâlâ mektuplarına devam ediyor.
Ama evlenen aşkının evliliğine de saygısını hiç kaybetmiyor.
Aynı mektubu şu tuhaf cümlelerle bitiriyor: “Hasretle canım. Öperim. Seni hasret ile öperim. Yiğit kızım benim. Mert ve kahraman kardeşim. Hasret ile...”
Büyük bir aşkı, arkadaşlığa, hatta kardeşliğe indiren cümleler...
Okurken içim burkuldu. Düşündüm.
Bir yandan hasretle öperken, bir yandan “mert kardeşi” rütbesine getirmek?
   
* * *

Nedir bu?
Büyük bir aşkın tenzili rütbesi mi?
Yoksa “yüceltilmesi mi”...
Bir başka mektubunda şunu söylüyor: “Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade baş dönmesini bulurum.
Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim.
Aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm.
Sana dert, sana ağırlık, sıkıntı olurum.”
   
* * *

Tek taraflı kalmış aşk kafa karıştırır.
Ahmet Arif mektubunda soruyor:
“Nemsin be?”
İhtimaller de şudur:
“Sevgili, dost, yar, arkadaş... Hepsi, en çok da en ilk de Leylasın bana... Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum, üşüyorum, kapama gözlerini”.
   
* * *

Okudukça anlıyorum.
Aşk kolay bir şey değil.
Aşkta tek başına kalmak daha da zor bir şey...
Kitabı henüz okumadım. Radikal Kitap ekinde Sennur Sezer’in yazdığı harika yazıyı okudum sadece.
Ama hüzünlü bir ilişki bu...
Hüzünlü ve hepimizin çok iyi anlayacağı bir yazı.
Yarın bu kitabı ben de hasretle bekliyorum.
Bugün, 2013 yılının 25 Eylül günü baktığımda, biraz depasse, modası geçmiş gibi görünebilir.
Ama unutmayalım ki, hepimizin içinde eksik kalmış, tamamlanmamış, zaman zaman tek başına kalmış hüzünlü bir aşk hikâyesi vardır.
Aşk yarası boşu boşuna söylenmiş bir laf değildir.
Bir erkek, başka bir erkeğe gitmiş, onu terk etmiş, belki de hiçbir zaman gelmemiş bir kadınla neden böyle mektuplaşır ki?
  
* * *
 
Neden hayatımız boyunca hayali gibi görünen kadınlara-erkeklere böyle mektuplar yazarız?
Ahmed Arif cevabını şöyle veriyor:
“Kimselere bir şey demek için değil, susuzluğumuz, yangınlığımız için yazıyoruz. İkimiz de öyle...”
Mektubunu şu harika duygularla bitiriyor:
“S..ir et.. Kime ne be...”
Hakikatten kime ne...

(*) Leylim Leyim, “Ahmed Arif’ten Leyla Erbil’e mektuplar”, İş Bankası Kültür Yayınları