Yazarlar
24 Nisan 2013
Devlet vatandaşına hız tuzağı kurar mı
“SON bir hafta içinde etrafımdaki herkes aynı şeyden yakınıyor. İstanbul E-5, şehirlerarası yolu. İstanbul’un ana can damarı. Zaten nadiren hafta sonları sabah saatlerinde biraz akıcı olabiliyor” diyor okur Engin Talayoğlu...

Gayet güzel anlatıyor yaşananları, vatandaşlara devlet eliyle kurulan tuzakları: “Bu E-5’te hız limiti 70 km yapıldı!
Amacı kesinlikle hızı düşürmek falan değil. Vatandaşa tuzak.
80 km, 90 km, 100 km ile giden herkese cezalar yağdırılmış. Arabasıyla işe giden-gelen herkes ceza yemiş neredeyse. Bana pazar günü saat 09.45’te Haramidere rampasından aşağı 103 km ile gittiğim için 343 TL ceza yazılmış! Asgari ücretin yarısı neredeyse. Devlet gelir elde etmek için vatandaşına hız tuzağı kurar mı? Hem de şehirlerarası yolda. Cadde değil, sokak değil. Yol boşken o hızda gitseniz arkanızdaki tüm arabalar selektör yapıp korna çalar.
Otopark olayı da aynı şekilde. Belli yerlerde özellikle park için müsait alanlar tespit ediyorlar. Trafiği aksatması vs mümkün değil. Bu yerler genellikle araçların çekildiği otoparkın 100-200 metre yakınında –ki çekiciyle hemen 5 dk’da bir toplasınlar. Yedikule Ermeni Hastanesi yakınında aracımın çekildiği yerin krokisini ekte görebilirsiniz. Anında çekici parası, trafik cezası, otopark ücreti hepsi bir arada! Özellikle bekledim, izledim ne yapıyorlar diye. Anlaşmalı park yeri yüksekte bir yerde, çekici yukarıdan izliyor. Özellikle boş bıraktıkları tuzak yeri gözlüyorlar. Araç park ettiği anda 1 dk içinde hemen çatır çutur çekiciye yüklüyorlar. Amaçları trafiği kilitleyecek yerlerdeki araçları çekmek falan değil. Zaten anlaşmalı parkın yakınlarından ayrılmıyorlar. Trafik Müdürlüğü’ne şikâyet ettim, cevap dahi vermediler.
Trafik Vakfı herhalde Türkiye’nin en zengin vakfıdır ve bu paralarla ne yaptığını siz biliyor musunuz? Gören-duyan var mı? Yoksa polis müdürlerine lüks makam arabaları için mi vatandaştan haraç kesiliyor?
Bu konuya dikkat çekmenizi önemle rica ediyorum.”

Bayraksız ve Ata’sız balon

Alp’in gözyaşları

“ALP, annesi ile ziyarete geldiğinde hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
Sebebini sordum, duyduklarıma inanamadım!...
Bugün kendisinin bayramı olduğunu, kutlamak için evden çıktıklarında balon alarak tören yerine gitmek istediğini söyledi.
Alp, Çorlu’da ilkokul ikiye gidiyor.
Rahmetli babası daha küçükken onu her 23 Nisan’da kırtasiye dükkânına götürüyordu.
Dün bu kez annesiyle balon almak üzere kırtasiyeciye uğradıklarında; Türk bayraklı ve Atatürk resimli balonların yasak olduğunu öğrendi!...
Bunu dinleyince işyerimdeki odada herkes ağladı.
Ben de Alp’le ağladım; çünkü ben rahmetli Cengo’nun (Cengiz Yükselen’in) yakın dostuydum. Bu masal değil, yaşanan bir dramdı.”

Erdoğan Toprak’tan açıklama

CHP’nin İşveren Sendikaları ve Meslek Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Kılıçdaroğlu’nun Trakya’daki sanayicilerle bugün yapacağı toplantıya medya kuruluşlarının çağrılmadığı yazımız üzerine şu açıklamayı yaptı: “Bursa, Malatya, Kayseri ve Adana’da olduğu gibi Tekirdağ, Çerkezköy ve Çorlu’da da bizim gazetecilere dönük bir engellememiz ya da bir yasağımız söz konusu olmaz, olmamıştır. Böyle bir yasak söz konusu değildir. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu toplantıların basına açık olmasını özellikle istemektedir. CHP olarak biz açık, şeffaf, demokratik, özgürlükçü tartışma ortamlarının yaratılması çabasını taşıyan bir partiyiz. Bu cesarete sahip bir genel başkan ve partinin toplantılarını basına kapatması söz konusu olamaz.” Biz Trakya’daki gazetecilerin Genel Başkan’a gönderdikleri telgrafın yalancısıyız. Örneğin, Türk Metal İş Sendikası Çerkezköy Başkanı ve Türk-İş Tekirdağ temsilcisinin bir davet almadığını, CHP’li belediye başkanlarına da davet gönderilmediğini, il ve ilçe başkanları tarafından kendilerine telefonla davet yapıldığını Sayın Toprak’a iletmiş olalım. Bu arada partililer, zehirli katı atık fabrikasının Çorlu’da nasıl kurulduğunun hikâyesini Ünal Baysan’ın yardımcısı harita mühendisi Oktay Çolpan’a sormalıdırlar. (Sultanköy Belediye Başkanı olan ağabeyi Ersin Çolpan, Genel Başkan Kılıçdaroğlu göreve geldiğinde, kendisine yaptırdığı Atatürk heykelini açtırmış; daha sonra da CHP’den istifa ederek AKP’ye geçmişti.) Kılıçdaroğlu bugün 11.00’de Tekirdağ Sanayi ve Ticaret Odası’nı ziyaret edecek, 12.30’da Çerközköy’de işçilerle yemek yiyecek, daha sonra Çerkezköy OSB’yi, 15.45’de Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret edecek; 19.00’da da sanayici ve işadamlarıyla yemek yiyecek.

İş arayanlara umut fuarı

“BİNLERCE işsize umut olacak, iş arayanlar ile işverenleri bir araya getirecek olan İstanbul İnsan Kaynakları ve İstihdam Fuarı’nda (İSİİF 2013) buluşuyor.
İSİİF 2013, bir taraftan sanayi kuruluşlarına nitelikli insan kaynağı sağlayacak, diğer taraftan da işgücüne yeni katılacak olan gençlere, işsizlere, üniversitelerden, lise ve meslek liselerinden mezun olacak gençlerimize yeni fırsatlar sunacaktır.”

İstanbul Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Muammer Coşkun, “İşçücü piyasasının bir araya geleceği fuarda, beyaz eşyadan ulaşıma, tekstilden gıdaya, otomotivden turizme, eğitimden sağlığa, iletişimden inşaata kadar geniş bir yelpazede ülkemizin önde gelen iki yüzden fazla kurum ve kuruluşları yer alacaktır. İşsizlere, öğrencilere daha fazla iş arayana ulaşabilmek ilginizi bekleriz” diyor.
İSİİF Fuarı 24-27 Nisan tarihleri arasında Yıldiz Teknik Üniversitesi Davutpaşa kampüsünde...

Bulgaristan seçimleri ile ilgili gerçekler

SINIR komşumuz Bulgaristan’da seçim heyecanı yaşanıyor. 12 Mayıs’ta yapılacak genel seçim Bulgaristan’daki Türk siyaseti adına büyük bir öneme sahip. Söz konusu seçim, Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) ile Hürriyet ve Şeref Halk Partisi’nin rekabetine de sahne oluyor. Gündemdeki gelişmeleri değerlendirirken, geçmişte yaşananları da hatırlamakta fayda var.
1985 yılında Bulgaristan Devlet Başkanı Todor Jivkov tarafından başlatılan asimilasyon programı, bu ülkede yaşayan Türkler tarafından yoğun tepkiyle karşılanmıştı. Bu dönemde yaşananlara tepki olarak Türkler tarafından kurucuları arasında Ahmet Doğan’ın da olduğu Bulgaristan Türkleri Milli Kurtuluş Hareketi (BTMKH) teşkilatını kuruldu. Asimilasyon programına maruz kalan Türklerin sesini tüm Dünya’ya silahsız mücadele yoluyla duyurulmasını amaçlayan bu örgütün kurucuları ve üyeleri, daha sonra yargılanarak mahkûm edildiler ve sonrasında komünist rejimi devrilene kadar Sofya, Varna ve Belene Adası’ndaki cezaevlerinde mahkûm edildiler. 1989 yılında demokrasiye geçilmesi üzerine BTMKH’nin kurucuları bu teşkilatı lağvederek Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisi’ni kurdu. 1990 yılında yapılan iki turlu genel seçimlerde, HÖH o tarihte 400 sandalyeli Bulgar Meclisi’ne 23 milletvekili sokmayı başardı. Sonraki seçimlerde ise hem oy oranlarını, hem de milletvekili sayısını sürekli olarak arttırdı.

KOALİSYON ORTAĞI TÜRKLER

2001 yılı genel seçiminde Bulgaristan’ın 1946 yılında devrilen ve uzun yıllar İspanya’da sürgünde yaşayan Alman-İtalyan asıllı son çarı II. Simeon Sakskoburggotski, tarafından kurulan II. Simeon Ulusal Hareketi, ezici bir üstünlükle zafer kazandı ve HÖH ile birlikte koalisyon burdu. HÖH’ün de dâhil olduğu hükümet bir dizi reform yaparak 1 Ocak 2007’de ülkelerinin Avrupa Birliği’ne tam üye olmasını başardı.  Ancak Sakskoburggotski’nin seçim vaadi olan “Bulgaristan’ı 800 günde düze çıkarma” projesi bir türlü gerçekleşmedi. II. Simeon Ulusal Hareketi’nin iktidarında umduğunu bulamayan Bulgar seçmen, 2005 genel seçiminde Bulgaristan Sosyalist Partisi’ni (BSP) birinci parti haline getirdi. Ancak mecliste sayısal çoğunluk sağlanamadığı için Sergey Stanişev liderliğindeki BSP, II. Simeon Ulusal Hareketi ve HÖH ile koalisyon kurdu. Türkler yeniden koalisyon ortağı olurken, başta Ataka (Hücum) Partisi olmak üzere Bulgar milliyetçileri Türk karşıtı söylemlerini daha yüksek perdeden dile getirmeye başladılar.
BSP, II. Simeon ve HÖH koalisyonunda da ekonomik sorunlar ve örgütlü suçlarla mücadele gibi konular öne çıktı. 7 Temmuz 2009 yılında yapılan genel seçimde Sofya Eski Belediye Başkanı Boyko Borisov’un kurduğu GERP (Arma) Partisi, büyük bir sıçrama yaparak %42’lik oy oranı elde etti. Parlamentoda HÖH haricindeki partilerin desteğiyle yeni hükümet kuruldu. 1980’li yıllarda Jivkov’un korumalığını yapan, 1985’teki asimilasyon programında aktif bir rol üstlendiği söylenen Bulgaristan’ın yeni Başbakanı Borisov, Türk karşıtı söylemleriyle dikkat çekti. Ülkenin mali sorunlarının çözülmemesi, Bulgar halkının Avrupa Birliği üyeliğinde yaşadığı hayal kırıklığı, temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatlarındaki artış ve son olarak elektriğe yapılan zam, GERP iktidarının da sonunu getirdi. Halkın protestoları nedeniyle istifa eden Borisov, yeniden 12 Mayıs seçimlerine hazırlanıyor.

HÖH’ÜN 37 VEKİLİ VAR

2009 yılından beri muhalefette kalan HÖH ise hem oy oranını, hem de meclisteki sandalye sayısını arttırmayı hedefliyor. Şu anda parlamentoda 37 milletvekili bulunan HÖH, seçimden sonra yeniden kilit parti olmayı hedefliyor. Ancak önceki seçimlerden farklı olarak HÖH’ten istifa eden teşkilatlar ve teşkilatlanmadan sorumlu Eski Genel Başkan Yardımcısı Kasım Dal ve Milletvekili Korman İsmailov’un kurduğu Hürriyet ve Şeref Halk Partisi de, Türk toplumunun oylarıyla parlamentoya girmek için mücadele ediyor. Bu konuda HÖH’ün tabanından, kurulan yeni Türk partisine kaymaların olacağı yönünde yorumlar yapılıyor. Ve Bulgaristan siyaseti iki Türk partisi ile onların yandaşlarının mücadelelerine de sahne oluyor.
Öte yandan HÖH’ün geçtiğimiz Ocak ayında yapılan kongresinin yankıları halen sürüyor. Partinin Kurucu Genel Başkanı Ahmet Doğan, kürsüde konuşmasını yaparken Oktay Hasanov Yenimehmedov adlı uyuşturucu ve hırsızlık suçlarından sabıkası bulunan saldırgan tarafından gerçekleştirilen suikast girişimi, hem Bulgaristan’da hem de dış ülkelerde en fazla konuşulan konulardan biri oldu. HÖH çevreleri suikastın Şeref ve Özgürlük Halk Partisi’nin olabileceğini ima ederken, karşı taraf ise bu olayın tamamen kurmaca olduğunu ve Ahmet Doğan’ın kahraman ilan edilmek istendiğini öne sürüyor. Söz konusu olaylı kongrede Ahmet Doğan, genel başkanlığa aday olmazken yerine yardımcısı Lütfi Mestan seçildi. Ancak Ahmet Doğan’a HÖH’ün onursal genel başkanı payesinin verilmesi, Lütfi Mestan’ın da onun gölgesinde kalacağı yönündeki söylentileri beraberinde getirdi. Bu tartışmalardan rahatsızlık duyan Mestan, “Ben Ahmet Doğan’ın kuklası değilim” diyerek bağımsız bir yönetim anlayışı izleyeceği yönünde mesaj verdi. Şimdi HÖH yeni genel başkanıyla seçimlere hazırlanıyor.

TÜRKLERİN MUHALEFET HAREKETİ

12 Mayıs genel seçimi öncesinde HÖH yanlıları geçmişte kazanılan hakları gündeme getirirken, Dal ve İsmailov’un başlattığı muhalif hareketi bölücülükle suçluyor. Hürriyet ve Şeref Halk Partisi ise HÖH’ün geçmiş dönemlerde Türk toplumunun beklentilerini karşılayamadığını, bu partinin yolsuzluklara bulaştığını ve örgütlü suçlara müdahil olmuş pek çok kişinin partinin en üst kademelerinde yer aldığını dile getiriyor. Üniversite öğrenimini Konya Selçuk Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde tamamlayan Hürriyet ve Şeref Halk Partisi Kurucu Genel Başkanı Korman İsmailov, Türkiye ile daha sıcak ilişkiler kuracakları vaadinde de bulunuyor.