Seyahat
31 Aralık 2012
Her unutulmaz seyahat hayal kurmakla başlar
Yılın son gününde bir seyahat bilançosu çıkarmaya ne dersiniz? Bu yıl kaç güzel şehir keşfettiniz, 2012’den hangi unutulmaz hatıralar kaldı geriye? Yekün sizi mutlu etmiyorsa, 2013 için hayal kurmanın tam zamanıdır. “Seyahat Mektupları” yazarı 11 okurumuz yılın unutulmaz gezilerini, 2013 hayallerini anlattı.

9’dan 62’ye farklı yaşlardan, farklı mesleklerden 11 gezgin. Hayal kuruyor, çoğunlukla mütevazı bütçelerle dünyayı keşfe çıkıp izlenimlerini “Seyahat http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=18814414Mektupları” köşemizde tüm Hürriyet okurlarıyla paylaşıyorlar. Bu yılın en güzel seyahatlerini, 2013 hayallerini anlattılar.
Serhan Yedig

CAN AYDUK
Piramitleri, mumyaları merak ediyorum, Mısır’a gitmek istiyorum

KİMDİR
“Seyahat Mektupları”nın en genç yazarı 9 yaşında, İstanbul’da yaşıyor. Marmara İlköğretim Okulu 4’üncü sınıf öğrencisi. Gezmeyi, kitap okumayı, resim yapmayı ve bol bol oyun oynamayı seviyor. Paleantolog olmak istiyor.

NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
Üç yıldır ailesiyle keşif seyahatlerine çıkıyor. Şimdiye kadar Paris, Barselona, Londra, Gelibolu, Kapadokya, Ankara, Nice, Venedik, Milano, Cenova ve Verona’yı gezdi. Bu gezilerinden Venedik’i “Seyahat Mektubu” olarak Hürriyet’e gönderdi. Ardından blog açtı (caninseyahatleri.blogspot.com). Ayduk, ”Gezide gördüklerimi, hissettiklerimi paylaşmak istiyorum. Blogta yazmaya başladıktan sonra gezmeyi de daha çok sevmeye başladım çünkü yeni bilgiler öğrenmeyi ve paylaşmayı sevdim. Fotoğraf çekmeye de başladım, bu da hoşuma gitti” diyor.
 
YILIN UNUTULMAZLARI
“Bugüne kadar gördüğüm şehirler arasında beni en çok Venedik etkiledi. Gittiğim hiçbir yere benzemiyor. Her yer su, araba yok, sadece tekneler ve köprüler var. Sokaklar daracık ve hepsi birbirine benziyor. Hep kaybolduk, sonra yine yolumuzu bulduk. Çok iyi vakit geçirdik. İtalyanlar çok neşeli, yemekleri nefis. Meydanları, kanallarıyla masal mekânlarına benziyor.”
 
2013 PLANLARI, HAYALLERİ
“Mısır’ı görmek istiyorum, piramitleri ve mumyaları merak ediyorum. Bir de Amerika’da Montana’yı. Çünkü orada dinazor kemikleri var, kazı yapılıyor. Büyük Kanyon da merak ettiğim yerlerden biri. Ayrıca Kenya’yı da görmek isterim çünkü orada hayvanlar var. Doğayı, hayvanları çok seviyorum.”

GÜLŞAH KONAK ROBERTSONhttp://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=18814415
Sri Lanka’da fil yetimhanesine gideceğiz

KİMDİR
Gülşah Konak (54), Hacettepe Üniversitesi İngiliz Filolojisi bölümü mezunu. 16 yıldır yurtdışında. İngiltere’de Portsmouth Üniversitesi’nde, Hong Kong ve Singapur’da İngilizce öğretmenliği yaptı. Mühendis olan eşinin işi nedeniyle 1.5 yıldır Hindistan’ın Mumbai kentinde. Tercümanlık yapıyor, ders veriyor.
 
NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
Gezginlik yaşam biçimi. Fırsat buldukça eşi ve 14 yaşındaki kızıyla Hindistan’ı geziyor. Otomobille seyahati seviyor, mutlaka yerel rehber alıyor. “Kitaplarda yazmayanları” keşfetmeye çalışıyor, fotoğraf çekiyor. İzlenimlerini paylaşmayı seviyor. “Seyahat Mektupları” köşesinin yanı sıra Mumbai’de bir dergide yayımlanıyor.

YILIN UNUTULMAZLARI
“Rajastan’ın meşhur ‘Altın Üçgen’inde Delhi, Agra, Jaipur’u gezdik. Beni en çok etkileyen sonuncusuydu. Rengarenk bir şehir. Tüm önemli binalar pembe - turuncu sabun taşından. Erkekler başlarına şeker pembesi, limon sarısı, bayrak kırmızısı kocaman türbanlar doluyor. Kadınlar düğün, derneğe gider gibi her gün rengarenk ipekli sariler giyiyor. Beni en çok hayrete düşürenler şehrin ortasındaki Hava Mahal oldu. Pembe, taştan, cumbalı, biblo gibi bir yapı. Caddelerde yürürken yanınızdan filler geçiyor ve sanki Raja’ların zamanına gidiyorsunuz.

2013 PLANLARI, HAYALLERİ
“Sri Lanka gezimizi heyecanla bekliyorum. Ada küçük olduğu için tüm şehirleri, önemli yerleri görebileceğiz. En çok merak ettiğim yer Fil Yetimhanesi. 1970’lerde kurulan yetimhanede yavruları beslenirken, gölde yıkanırken izleyebileceğiz. Hatta istersek onlarla yüzüp, muzumuzu paylaşabileceğiz. İzlenimlerimi tabii ki yazacağım...”

SELMAN ARINÇ
204 ülke oldu, hayalim bu yıl 240’ı tamamlamak

KİMDİR
Emekli mali müşavir Selman Arınç (62), geçen yıl 34 ülke gezmişti. Bu yıl ise Uganda’dan Uruguay’a 33 ülkeye ayak bastı. Bugüne kadar gördüğü ülkelerin toplam sayısı 204’e ulaştı. Genel başkan yardımcısı olduğu Türkiye Gezginler Kulübü’nde altı yıldır “En Çok Ülke Gören Üye” ödülünü alıyor. “Kararlıyım, tüm ülkeleri gören gezgin sıfatını kazanana kadar birinciliği kimseye bırakmayacağım” diyor.

NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
Arınç, kredi kartlarındaki milleri kullanıyor, internetten çok ucuz uçak biletleri buluyor. Küçük bütçelerle geziyor. Skor odaklı bir gezgin. Yolculuklarını her seferinde en fazla ülkeye ayak basacak şekilde planlıyor. 2006’da 18 ülkeyle başladığı rekortmenliği, beş yılda neredeyse iki katına çıkardı. Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkeyi çoktan tamamladı. Gezginler Kulübü’nün, benzeri uluslararası dernekler tarafından ilan edilen listesinde ise 275 ülke var. İngiltere bile üç ülkeden oluşuyor. Bu nedenle henüz tüm dünyayı görmüş saymıyor kendisini. “Benim hesabıma göre 240 ülke olmalı. Yılda ortalama 20 yeni ülke görüyorum. Bu tempoyla, en geç iki yılda bitiririm. Daha sonra sevdiklerimi tadını çıkararak gezeceğim” diyor.
Hızlı seyahat etmesine rağmen gittiği şehirlerin önemli noktalarını mutlaka görüyor. Notlar alıyor. Bunlardan seyahat yazıları oluşturuyor. Son bir yılda Seyahat Mektupları köşemizde 11 yazısı yayımlandı. “Merak uyandıracak ayrıntıları bulup nakletmeyi severim. Geçmişte arkadaşlarıma anlatmak için ilginç ayrıntıları keşfeder, not alırdım. Hürriyet sayesinde yazmaya başladım, okuyan dostlarımdan tebrik telefonu aldıkça şevkim arttı, iddialı değilim” diyor. Yazmanın seyyahlığını geliştirdiğini söylüyor. “Gezdiğim yerleri daha derinlemesine incelemeye başladım. Artık detayların peşine düşüyorum. Bu sayede ülkeler, şehirler hafızamda birbirine karışmıyor...”

YILIN UNUTULMAZLARI
“Üç şehir hafızamda derin iz bıraktı. Dominik Cumhuriyeti’ndeki Santo Domingo’da üç gün kaldım. Kent öylesine iyi korunmuş ki, sokaklarında yürürken 1492’de Amerika yolunda buraya uğrayan Kristof Kolomb’un aniden karşıma çıkabileceğini düşündüm. 500 yıl öncesine gidiyorsunuz. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki kentte Colon Meydanı’nın etrafındaki 100 civarında bina görülmeli. Kolomb’un evi, Alkazar, kilise... Hepsi çok güzel. Guatemala’nın Antiqua kentinde ise dört gün kaldım. İspanyolların 16’ncı yüzyıl başında kurduğu şehir çanak gibi bir ovada. Doğası, yapıları, halkı rengarenk. Üç yanında birer faal volkan var. 200 yıl başkentlik yapmış, yapılarıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Yukarıda volkanların dumanları tüterken şehri gezmek bana çok etkileyici geldi. Sanki geçmişin felaketi her an yaşanacakmış gibi. 1983’ten bu yana birçok kez Moskova’ya gittim. Bu yıl ilk kez Novodevici Manastırı’na uğradım. Yanındaki mezarlıkla Nazım Hikmet dahil pek çok sanatçı gömülü. Hayatımda gördüğüm en ilginç mezarlık. Washinton’daki görkemli Arlington Mezarlığı bile yanında çok sönük kalıyor.”

2013 PLANLARI, HAYALLERİ
“Karayipler’de 9, Polinezya ve Mikronezya bölgesinde 9, Afrika’da 7 ülke kaldı gezmediğim. Bunları bitirmeye çalışacağım. Afrika ve Karayipler’i 20’şer günde tamamlarım. Diğeri için uygun mevsimi beklemem gerekiyor ve en az 1 ay zamana ihtiyacım var. Üstelik ülkelerden sekizi vize istiyor. Bunları Avustralya’dan almam gerekiyor....”

GÜLGUN TEREK
Portakallar çiçek açarken Güney İtalya’da olacağız

KİMDİR
Gülgun Terek, üniversitede halkla ilişkiler öğrenimi gördü, iş hayatından uzak durmayı tercih etti. 59 yaşında; iki çocuk, bir torun sahibi.

NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
30 yıldır, eşiyle şehir şehir Avrupa’yı geziyor. “Avrupa dışında sadece Mısır, Tunus, Ürdün’e gittik. Aslında Hindistan’ı, Nepal’i, Burma’yı merak ediyorum. Fakat temel konforu bulmakta endişe ettiğimiz için Doğu’ya gitmiyoruz” diyor. Yazın serin kuzey ülkelerine, kışın Akdeniz sahillerine gitmeyi tercih ediyor. Kimi şehirlere farklı mevsimlerde defalarca uğruyor. Belgesellerde izlediği, dergilerde okuduğu şehirlerden gezi rotaları hazırlıyor. Bugüne kadar 39 ülke gördü. “Alışveriş ya da tatil değerlendirmek yerine, farklı kültürleri, yaşamları keşfetmek için seyahat ederiz. Yılda en az dört kez, 15 günden az olmamak kaydıyla yurtdışına çıkarız. Kızım ve oğlum çocukken de gezilerimizi sürdürdük. Tur yerine bireysel gezileri tercih ettik hep.” Terek’in nadir rastlanan özelliği, gezdiği kentlerin mimarisinden ağaçlarına, kuşlarına, lezzet duraklarından halkına her ayrıntısını incelemesi, not tutması. Hatırlamak için yazıyor. Notları 60 cildi, fotoğrafları 100’er sayfalık 50 albümü aştı. 2007’den bu yana Hürriyet’te 21 “Seyahat Mektubu” yayımlandı.

YILIN UNUTULMAZLARI
“Bu yıl Yunanistan, Almanya, İtalya, Almanya’da gezilere çıktık. En çok Almanya’nın Bavyera Eyaleti’nde, Nürnberg yakınlarındaki Bamberg’i sevdim. Özel kalmış, sanki ortaçağdan bugüne hiç dokunulmamış. Kilisesinin orijinalliği, gül bahçeleriyle çok keyifli bir atmosfer. Küçük olmasına rağmen gezilecek çok yer var. Tarihi yapıları UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde.”

2012 PLANLARI, HAYALLERİ
“Baharda, portakal ağaçları çiçek açarken Güney İtalya’da otomobille bir aylık tura çıkacağız. Daha önce üç kez gittiğimiz bölgede, ilk kez Puglia’nın Alborebello kasabasına uğrayacağız. Hakkında pek çok yazı okuduğum bu kasabada Hobbit’leri çağrıştıran 1600 ev var. Gagliano’daki tablo gibi kaya oluşumlarını göreceğiz. Ravello’da ilk kez birkaç gün kalıp şehri doyasıya gezeceğiz. Yaz aylarında ise serin bölgelere, Avusturya, İsviçre, Fransa dağlarına gideceğiz.”

ATTİLA ATASOY
Slovenya ve Sumatra beni çok şaşırttı

KİMDİR
1975 Eurovision Şarkı Yarışması’nda seslendirdiği “Dilenci”yle müzik dünyasına adım atan Attila Atasoy (59) o günden bu yana romantik şarkılarıyla sahnede. Aslında eczacı. Şimdilerde sahne çalışmalarını minimuma indirmiş durumda. Eczacılık yapıyor ve dünyayı geziyor.

NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
Atasoy, “Ben turist değil, gezginim” diyor. “Yeni coğrafyalarda yeni soluklar almak, zaman zaman içine düştüğüm çıkmazların en etkili ilacı olmuştur. Yanı sıra yeni kültürlerde bilgilenmek, lokal hesapların kurbanı olma tehlikesinden de kurtarmıştır beni. Bir şeyleri başarma hursıyla çok şeyleri kaçırma riskine karşı en iyi ilaçtır. Hayata kısır döngülerin kurbanı olarak değil, çok yönlü evrensel bakabilmektir gezginlik.” Uzak, erişilmesi güç coğrafyalara gitmeyi seviyor. Uzaklarda kendini bulduğunu, tamamlandığını, yeni kültürleri keşfettikçe ruhsal olarak zenginleştiğini söylüyor. Gördüğü ülkelerin sayısı 107. Riskli bölgelere gezgin gruplarıyla gidiyor. 2009’dan bu yana “Seyahat Mektupları” yazıyor. Bugüne kadar Hürriyet’te 14 yazısı yayımlandı. “Yazmak, gözlemlerimi paylaşmak gezginliğimi geliştirdi. Boş gözlerle gezmek, rehberleri dinleyerek geçiştirmek yerine derinlemesine gözlem yapma alışkanlığını kazandım. Daha olgun, bilinçli yazmaya başladım.”

YILIN UNUTULMAZLARI
“Slovenya beni çok şaşırttı. Nezihlik, temizlik, dürüstlük, doğası ilgimi çekti. Gezerken yerel yaşama sızmak, halkla temas etmek çok önemlidir. Ben de taksi yerine halk otobüsüne bindim. Gezdikçe bu ülkeyi çok sevdim. Yılın en etkileyici gezilerinden biri de Papua ve Sumatra’ydı. Java ve Bali’yi gezdikten sonra bunlardan ötesini görebileceğimi sanmıyordum, yanılmışım. Sumatra’da dört yön, birbirinden çok farklı etnik renkler içeriyor. Bunların oluşturduğu özel bir büyüsü, çekimi var. Papua’da uygarlığın erişemediği, bozamadığı yerli yaşamını keşfetmek, dünyanın özünü kavramak gibiydi. Bu kadar zengin olduğunu bilseydim daha önce giderdim. Yolculuk uzun sürüyor, zor parkurlar. Fakat şimdi zoru başarmış gibi hissediyorum, çok mutluyum.

2013 PLANLARI, HAYALLERİ
“Büyük hayaller peşinde koşmuyorum. Yine de param ve sağlığım yettiğince bu sevda devam edecek. Ocak sonunda Orta Amerika’da Meksika’dan Panama’ya 18 günlük yolculuğa çıkacağım. Sonra ilk fırsatta, Burma ve Laos’a gideceğim. Uzakdoğu insanını, kültürünü daha çok seviyorum. Etnik kültürleri kadar inançları da etkileyici: Animizm, Budizm, Taoizm... Bering Boğazı, Alaska, İzlanda, Kanada’da görmek istediğim yerler arasında...”

SERİYE SEZEN
Konya’ya üçüncü kez gitmeyi planlıyorum

KİMDİR
Seriye Sezen (52), Ankara’da yaşıyor. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde kamu yönetimi profesörü olarak çalışıyor.

NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
Ortaokulda, Türkçe kitabındaki Paris’le ilgili yazıyı okuduğundan bu yana seyahat virüsü kanında dolaşıyor. Yavaş, tadını çıkararak gezmekten yana. “Çok ülke görmek, her tarafı gezmek gibi kaygım yok. Bir ülkeyi bir ya da bilemediniz iki kentiyle derinlemesine görmeyi tercih ediyorum. Bir sokaktan günün farklı saatlerinde tekrar tekrar geçmek, bir kahveye birden çok uğramak, oradakilerle sohbet etmek, bir müzede bir gün geçirmek ya da bir kahvede, sokaktaki bir bankta saatlerce oturarak yaşamı izlemek... Benim gezi anlayışım bu.” Turlara katılmak yerine kendi çizdiği rotada yolculuklara çıkıyor. Bugüne kadar Avrupa, Asya ve Afrika’da 15 ülke, 40 kent gezdi. Son iki yılda Hürriyet okurlarına yazdığı beş “Seyahat Mektubu”nda Porto, Lizbon, Lizbon, Varşova ve Riga’yı anlattı. “Kişisel tarihim ve belleğimin zayıflığına karşı 25 yıldır gezilerde notlar alırım. Notları yazıya dönüştürmeye Hürriyet’in okuyucularına yaptığı çağrı üzerine başladım. Gezi programımın oluşturulmasında diğer gezginlerin gözlem, deneyim ve önerilerinden yararlanan birisi olarak galiba aldıklarımın karşılığını vermek için yazıyorum. Bu beni gezilerimde daha dikkatli, daha gözlemci olmaya ve notlarımı daha disiplinli ve ayrıntılı almaya yöneltti. Fotoğraflarım da anının ötesinde yazıların oluşturulmasında yararlandığım birer belge artık.”

YILIN UNUTULMAZLARI
“Ahmet Hamdi Tanpınar ‘bozkırın tam çocuğu’ olarak nitelediği Konya için ‘ya bir sıtma gibi yakalar, kendi âlemine taşır, yahut da ona sonuna kadar yabancı kalırsınız’ der. Sıtma gibi yakalamasa bile beni içine çekti, ikinci kez gitmek, yakından tanımak istedim. Sille ve Meke Krater Gölü’nü görmek için üçüncü kez gideceğim. Özellikle mimari eserleriyle Anadolu’nun ne denli zengin bir tarihsel birikimi barındırdığını bir kez daha bana duyumsattı. İnce Minerali Medrese, Karatay Medresesi ve Alâaddin Camii gibi Selçuklu mimarisinin güzel örnekleri ile Konya Lisesi, eski Sanayi Mektebi (bugün İl Özel İdaresi binası), Valilik binaları ve Amber Reis Camisi, Sultan Selim Camii gibi Osmanlı dönemi mimari eserleri yan yana. Bu eserler, kent estetiğine katkılarının yanı sıra Selçuklu başkentinin tarihselliğinin de birer göstergeleri. Konyalıların kentlerine sahip çıkışı, onunla gururlanmaları ve ziyaretçilere gönüllü rehberlik yapmaya hazır halleri de etkileyiciydi. Gardan bindiğim taksinin şoförü adeta seyyar turizm ofisi gibiydi. Sema gösterilerini izlemeden kentten ayrılacağımızı öğrenince, epeyce ısrar etti.”

2013 PLANLARI, HAYALLERİ
“Yurtiçinde Mardin, Kayseri ve Kars’a; yurtdışında da Floransa’ya gitmeyi planlıyorum.”

AYNUR KOÇ
Myanmar gibi bozulma riski yüksek ülkelere öncelik vereceğim

KİMDİR
Uzun yıllar basın sektöründe reklam müdürlüğü yapan Aynur Koç (56), daha sonra yoğun iş hayatını bir kenara bırakıp, seyahate imkan verecek bir iş kurdu kendine. Ticari markalar konusunda çalışan Superbrands’ın Türkiye proje koordinatörü. Her yıl en az birkaç uzun geziye çıkıyor. Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı ile UNESCO Dünya Mirası Gezginleri Derneği’nin kurucularından. Bugüne kadar 88 ülke gezdi. 350 Dünya Mirası’nı gördü.

NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
Koç seyahatin çok para değil, dikkat gerektirdiğini savunuyor: “Internetten fırsatları takip edip, çok ucuza güzel seyahatlere çıkmak mümkün. Mesela bin TL’ye tüm Baltık ülkelerini gezebilirsiniz.” Seyahat öncesi gideceği ülkenin, kültürü, coğrafyası hakkında birkaç aylık okuma süreci yaşıyor. Uzman rehberlerin liderliğindeki turlara katılıyor. Sekiz yıl önce, kültür gezilerine yönelince not almaya, dönüşte fotoğraflarıyla elektronik ortamda sunumlar hazırlamaya başladı. Sunumlar yazılara dönüştü. 2008’den bu “Seyahat Mektupları” köşesinde 9 yazısı yayımlandı. “Yazmak seyahat alışkanlıklarımı da etkiledi” diyor Koç. “Örneğin hayatımın gezisi kabul ettiğim Paskalya Adası’na gitmeden önce göreceklerimi nasıl anlatacağımı, fotoğraflayacağımı düşündüm. Hazırlık yapıp yola çıktım.”

YILIN UNUTULMAZLARI
“Yurtiçinde en heyecan verici gezi Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’ydi. Uygarlık tarihinin başlangıcına gitmiş gibi olduk. Gaziantep’teki Zeugma Müzesi’nden çok etkilendim. Türkiye’de müzeciliğin geldiği düzeyi gördüğümde heyecan ve gururdan ağladım. Yurtdışında ise üç büyük gezi yaptım. 24 günde İngiltere’deki 28 UNESCO Dünya Mirası’ndan 26’sını gördüm. 10 günde üç Baltık ülkesini gezdim. En çok etkilendiğim gezi ise Etiyopya’daki Omo Vadisi’ydi. Başkentten karayoluyla iki günde ulaştığımız ücra vadinin kabileleri dünyada medeniyetin ulaşmadığı, özgün halini koruyan nadir halklardandı. Fakat yaşamın turistikleşmeye başladığını gördük. Yine de rengarenk kıyafetleri, köyleri, tanık olduğumuz ritüelleri unutulmazdı. Merak edenler daha fazla bozulmadan bir an önce gitmeli.”

2013 PLANLARI, HAYALLERİ
“Önceliğim özgünlüğünü kaybetme riski yüksek ülkeler. Örneğin Myanmar dünyaya açılınca özelliklerini yitirecek. 2013’te listemin başında. İlgi alanlarımdan biri de İkinci Dünya Savaşı, Alman cephesi. Nazizme direnen Rus şehirlerinde düzenlenecek “Kahraman Rusya Şehirleri” başlıklı bir tura katılacağım. Müzik temalı geziler yapacağım. Temmuzda Montreal Caz Festivali’ne gidip tüm İsviçre’yi gezeceğim.

LAKME TOKTAŞ
Tibet’teki enginliği, saflığı unutamıyorum

KİMDİR
Lakme Toktaş (53), Türkiye’nin sayılı kadın genel cerrahlarından. İstanbul’da yaşıyor. “Hastanede çalışırken bile zaman zaman arkadaşlarımın gezilerini zihnimde takip ediyorum, şu anda şu şehirde olmalılar, şunları görecekler, diye aklımdan geçiriyorum” diyor. Sırt çantalı gezginlik tutkusunu 23 yaşındaki oğluna aktaramamaktan şikayetçi.

NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
Toktaş, spontan gezgin. Anlık planlar yapıp, eşiyle yola çıkıyor. “İnternetin bilgiye erişimi bu kadar kolaylaştırdığı bir çağda seyahate çıkmaktan çekinip evde oturanlara şaşıyorum” diyor. Konfor aramıyor, beş yıldızlı otellerden, tur otobüslerinden, steril gezilerden uzak duruyor. Gezilerde onu en çok tanışmalar, insani temaslar, sohbetler heyecanlandırıyor. “Çocukluğumda kanın içeriğini merak ettim doktor oldum, yetişkinliğimde diğer toplumları merak ettim gezgin oldum. Üç yaşında oynamam için verilen küreyi çok sevmiş, konuşmaya başladıktan sonra ilk iş üstünde bana gösterilen başkentleri ezberlemiştim. O günden bu yana seyahat virüsü kanımda. İlk yurtdışı gezimi üniversitede burslu gittiğim İtalya’ya yapmıştım. Maraş’ın Andırın ilçesindeki mecburi hizmetimde bölgeyi gezdim. Sonra izinlerimde uzun gezilere çıkmaya başladım.” Toktaş, uzaklara gitmeyi sevenlerden. Beş kıtada 30’a yakın ülke gezdi. Latin Amerika’yı rahat gezmek için İspanyolca öğrendi. Arkadaşlarını teşvik için elektronik ortamda hazırladığı sunumlar daha sonra yazılara, “Seyahat Mektupları”na dönüştü. 2005’ten bu yana Hürriyet Seyahat’te 16 yazısı yayımlandı. “Gördüklerimi paylaşmayınca gezilerden zevk alamıyorum. Okuduklarımın peşinden gezilere gittim. Gördüklerim beni daha çok okumaya teşvik etti. Okuldan bu yana yazarak öğrenirim. Gördüklerimi de yazdıkça daha somut bir şekilde kavrıyorum. Maddeleştiriyorum. Kalem ve kağıt benim beynim. Dün akşamki yemeği unuttum bile, fakat tüm gezdiğim yerler hafızamda.”

YILIN UNUTULMAZLARI
“Nisanda eşimle Nepal ve Tibet’te 10 günlük gezi yaptık. Tibet’te enginlik, dinginlik çok etkileyiciydi. Patagonya ve Alaska’dan alışkınım bu ıssızlığa. Fakat Tibet’te ruha işleyen bir temizlik, saflık var. Mistik değilim. Buna rağmen çok etkilendim. Şehirlerde, tapınaklarda karşılaştığımız kişilerin duruluğu müthişti. Evet, Potala Sarayı çok görkemli, fakat insanlar ondan çok daha çarpıcı.

2013 HAYALLERİ, PLANLARI
“Alaska’nın sadece kıyı bölgelerini görebildim. Daha derinlemesine görmek istiyorum. Hülya Koç bisikletle geçmişti Latin Amerika’yı. Kitabını okurken çok imrenmiştim. Cep telefonunun olmadığı yıllarda tek başına yolculuk etmiş, halkın misafirperverliğine tanık olmuştu. Ben de tüm Latin Amerika’yı gezmek istiyorum. Orta Amerika’dan Honduras ve Guatemala’yı görmüştüm, sırada diğer ülkeler var. Güney Amerika’a Arjantin, Şili’ye tekrar gitmeyi planlıyorum.”

DENİZ NAZ LENGER
Yelkenle Adriyatik turunu iple çekiyorum

KİMDİR
Deniz Naz Lenger (17), İstanbul’da yaşıyor. Koç Özel Lisesi son sınıf öğrencisi. Edebiyatla ilgileniyor, yarışmalara katılıyor. Amerika’da edebiyat öğrenimi görmek istiyor. Gezi-anı türündeki ilk kitabı “Rodos’tan Siros’a Yelkenle Mavi Macera” bu yıl yayımlandı.

NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
Bugüne kadar ailesiyle Avrupa’da altı ülke gezdi. Geçen yıl, yaz okulu için gittiği ABD’nin Boston kentinde fırsat buldukça çevreyi keşfetti. Her yaz ailesiyle yelken gezilerine çıkıyor. Temmuzda uğradığı Nisiros’u “Seyahat Mektupları”nda anlatmıştı. “Edebiyata çok meraklıyım. Geçen yıl Harvard Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık üzerine ders aldım. Bu alanda pek çok yarışmaya katıldım, çeşitli dereceler kazandım. Gezilerimi yazmak bir iletişim çabası, aynı zamanda hatırlamaya yardımcı oluyor. Çevreye daha dikkatli bakmaya, detayları yakalamaya teşvik ediyor. Fotoğraf çekmekten çok daha öznel” diyor.

YILIN UNUTULMAZLARI
“Yılın unutulmaz gezisi ocakta gittiğimiz Barselona’ydı. 10 gün kaldık. İstanbul’a benziyor. Mutfağı çok zengin. Yolda yürürken sanat eseri sayılabilecek mimari örneklerine rastlamak çok ilginçti. La Rambla’daki hayatın canlılığından etkilendim. Gaudi’nin Park Güell’i beni renkleriyle, masalsı atmosferiyle şaşırttı. Gaudi’nin diğer eseri, 130 yıldır inşaatı süren Sagra De Familia ise dışı barok, içi çağdaş görkemli bir sanat eseri olarak hafızama kazındı. Bir başka ilginç özellik, kış olmasına karşın sahillerin canlılığı, kumdan heykeller, sörf yapanlardı.”

2013 HAYALLERİ, PLANLARI
“Amerika’da üniversite öğrenimi hayalimi gerçekleştirebilirsem bu benim için başlı başına bir keşif yolculuğu olacak. Yazın ailemle yine yelken turuna çıkacağız. Bu kez batıya gideceğiz, Adriyatik ve İtalya kıyılarında 1,5 ay gezmeyi planlıyoruz.”

İSMET İNCE
Haftaya Karayipler’deyim

KİMDİR
İsmet İnce (53), Nevşehir’in Avanos ilçesinde, uluslararası rehberlere geçen Pideci Tafana’nın kurucusu. İstanbul İTİA Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun.

NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
Her kış restoranını bir ay kapatıp sırt çantasıyla, tek başına yollara düşüyor. Dünyayı, insanları keşfe çıkıyor. 1991’den bu yana üç kıtada 50’den fazla ülke gördü. “Ortaokulda büyükelçiliklere mektup yazıp ülkeleriyle ilgili bilgi istemiştim. Okula koli dolusu kitap, broşür geldikçe öğretmenim şaşırırdı. 14 yaşında bu kitaplardan Eyfel Kulesi’ni, Dünyanın Yedi Harikası’nı gezmiş, Rio Karnavalı’na katılmış, Iguazu Şelaleri’ni keşfetmiş, Amazon ormanlarına dalmıştım.”
İsmet İnce’yi yazmaya teşvik eden, restoranına ellerinde rehber kitaplarla gelen turistler. “Bilginin paylaşılmasının önemini gördüm. Kişi donanımını, bilgisini toplumla paylaşmalı. Parayla paylaşıma karşıyım. Çocukluğumdan beri okurum, yazmayı da severim.” İsmet İnce, izlenimlerini önce restoranının web sayfasında, ardından Birgün, Cumhuriyet gibi gazetelerde yayımladı. Geçen yıldan bu yana Hürriyet Seyahat’in “Seyahat Mektupları” köşesine yazıyor. “Bekârım, çocuğum yok, gece gezmeyi, eğlenmeyi sevmem. Tek hobim okumak, yazmak, insanları ve dünyayı keşfetmek. Son dört yıldır akşamları gezi notlarımı yazıya dönüştürüyorum. İki cilt bitti, üçüncüsünü ortaladım. Yazmak algılarımı açtı. Daha iyi gezmeye başladım, etraflı inceleme alışkanlığı kazandım. İnsanları yakından tanıma arzum arttı. Tasfir yeteneğim gelişti. Kitabımı bastırabilirsem, gelirini kimsesiz çocukların eğitimi için bağışlayacağım.” İsmet İnce, farklı coğrafyalardaki insanları keşfettikçe hayatı daha çok sevdiğini söylüyor.

YILIN UNUTULMAZLARI
“Geçen kış bir ay Tayland, Endonezya, Doğu Timor’u gezdim. Bir hafta kaldığım Bali’den çok etkilendim. Müslüman bir coğrafyada, Hinduların yoğun olarak yaşadığı bu adanın kültürü çevredeki diğer şehirlerden, ülkelerden çok farklıydı. Halkının misafirperverliği, dostluğu etkileyiciydi.”

2013 HAYALLERİ, PLANLARI
“İki aydır okuyarak Karayip gezisine hazırlanıyorum. 9 Ocak’ta tek başıma yola çıkıp bir ayda Puerto Rico, Dominik, Haiti ve Jamaika’yı gezeceğim. Sadece uçak biletimi aldım, rezervasyon hiç yaptırmadım. Spontan bir gezi olacak.”

AYFER YAVİ
İran’da şarabın, Hindistan’da renklerin peşine düşeceğim

KİMDİR
Ayfer Yavi (52), arkeoloji öğrenimi görmesine karşın 18 sene reklam sektöründe çalıştı. Daha sonra Slow Food hareketinin Türkiye’deki öncülerinden biri oldu. Lezzet dergisinin yazarları arasına katıldı. “Yağmur Böreği” grubunu kurdu. Uzmanlarla birlikte okullarda sağlıklı gıda kullanımıyla ilgili eğitimler veriyor.

NASIL GEZİYOR, NEDEN YAZIYOR
Yavi, lezzet odaklı gezilere çıkıyor. İtalya ve İngiltere vazgeçemediği ülkeler. Bugüne kadar Avrupa ve Ortadoğu’da 15 ülke gezdi. 2006’dan bu yana gezilerini yazıyor. Bugüne kadar 9 “Seyahat Mektubu” yayımlandı. “Yazdıkça gezmek ve keşfetmek, keşfettikçe yazmak isteği sarıyor benliğimi” diyor. “Sadece gezi değil hayalimdeki gezdiğimi kaleme almak müthiş bir zevk, ayrıcalık. Paylaşmayı seviyorum. Alternatif rotaları anlatmak, beğendiğim bir yemeğin hangi lokantada daha lezzetli yenebileceğini ya da bir fado çarkıcısının turistlik değil de yerel halkın dinlediği yerlerde izlenebileceğini paylaşmak, okuyanların bunlardan yararlanıp hoşnut kalması beni mutlu ediyor. İz sürmek ve paylaşım gezilerimin ana temaları.”

YILIN UNUTULMAZLARI
“Orvieto, İtalya’daki ilk Sakin Şehir’lerden. Şehre arabayla değil, teleferikle çıkmak, aynen korunmuş olması, ayrıca bu minicik kasabada iki müzenin varlığı, şehrin altında başka bir şehrin varlığı, konumunun güzelliği ve tabii yılbaşındaki caz festivali beni en etkileyen unsurlardan. Kapadokya’nın eski Rum köylerinden Sille ise restorasyonlardan sonra Birgi, Şirince gibi olacak. Osmanlı mezarlığı, evleri, Büyük Constantin’ın annesi Helene tarafından yaptırılmış, restorasyonu yeni tamamlanmış Aya Elenia Kilisesi (Müzesi), camileriyle görülmeli. Portekiz’in Porto kenti UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Geçmişin dünyasında kalakalıyorsunuz, ne ileri ne de geri gidilmiş; bu büyük bir ayrıcalık Porto’lular için. Ayrıca şarap vadisi Douro yeşilliği üzüm bağlarını göremek nehirden yolculuk yapmak şehre Dom Luis I köprüsünden girmek ihtişamını kat be kat artırıyor. Çinili binaların, şapellerin mavi büyüsüne kapılmamak elde değil.”
 
2013 HAYALLERİ, PLANLARI
“İran’a ve rengarenk Hindistan’a gideceğim. Hindistan her anlamda renkli bir ülke. Biyoçeşitlilikte dünya lideri, İnsanlar, dinler, her bölgesinin ayrı etnik yapısı, yemekleri, ibadetleriyle listemde ilk sırada. İran’da İpek Yolu, şarabın menşei ve yemeklerin izinde olacağım.