Best of Balyoz

İlk önce merak ettiğim için gittim Silivri’ye duruşmalarına. Sonra alışkanlık haline geldi.

Haberin Devamı

/images/100/0x0/55ea185cf018fbb8f86af25a

Her boş vaktimde gidip gelmeye başladım.
Her gidişimde de değişik bir şey öğrendim.
O arada Avukat Hüseyin Ersöz’le tanıştım.
Balyoz’dan, Ergenekon’a, Poyrazköy’den ve Oda TV davasında kadar pek çok sanığın avukatı.
Müvekkilleri arasında kimler mi var?
Çetin Doğan, Süha Tanyeri, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Doğan Yurdakul, Müyesser Yıldız...
Ve daha niceleri... Üstelik henüz 31 yaşında.
Genç, başarılı, parlak bir avukat.
Artık Silivri’de yatıp kalkıyor.
Onunla, Selim Yavuz’un Harbiye’deki yazıhanesinde buluştum. Selim Yavuz da avukat. Babası Ahmet Yavuz, Balyoz sanıklarından. 30 Ağustos’a kadar muvazzaf tümgeneraldi, 31 Ağustos itibariyle emekli...
Babasını da, Selim Yavuz savunuyor.
İkiliye A’dan Z’ye Balyoz’u sordum.
Tabii ki, tek sayfaya sığması mümkün değil.
Bir ara, Hüseyin Ersöz, Balyoz Darbe Planı hakkında bir sürü dijital çelişkiden söz etti,
ağzım açık kaldı.
İşte o zaman,  ‘Best of Balyoz’ ve ‘Top 12 dijital çelişki’ yapmaya karar verdim...

Haberin Devamı

- Lütfen ilkokul çocuğuna anlatır gibi anlatın. Balyoz davası nedir?
-  Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinde bir cunta oluşturulduğu iddiası var, Balyoz onun davası. 367 sanık var. Bunların 250’si tutuklu.

- Peki bu davanın amacı ne?
- Türkiye’nin ülkede ve bölgede, bağımsız bir güç olmasını hedefleyen birtakım muhalif askerleri, sahte verilerle yargılamak, cezalandırmak ve onlardan kurtulmak.

- İyi de, o askerler arasında gerçekten darbe yapmaya niyetlenmiş kimse yok mu?
- Ceza yargılaması, iddianamelerle bağlıdır. İddianamelerdeki suçlamalar çerçevesinde insanlar yargılanır. Ben bütün o iddiaların yalan olduğunu ve dayanaksız olduğuna inanıyorum. Zaten deliller de suçlu olmadıklarını gösteriyor.

- Balyoz davası sırasında, birtakım üst rütbeli subaylar emekli edildi. Bu nedir?
- Tasfiye operasyonu. Kademe kademe ilerleyen bir süreç. Önce mesnetsiz iddialar, sonra tutuklamalar. Buraya kadarı tamam, amaçlarına ulaştılar. Şimdi de emeklilik ya da ihraç yoluyla tasfiyeleri hedefleniyor.

Haberin Devamı

/images/100/0x0/55ea185cf018fbb8f86af25c

- 12 Mart ve 12 Eylül’de zarar gören solcular, şu anda o askerlerin cezalandırılmasına destek mi veriyor?
- Evet, ne yazık ki böyle bir linç kampanyası yürütülüyor. Bu da askere yönelik önyargıdan kaynaklanıyor. Oysa, benim ailemde de 80 askeri darbesinde zulme uğramış insanlar var: Annem ve babam. İkisi de Halk Evleri’ne üyeydi, çok ağır bedeller ödediler. Ben de bu davada askerlerin benzer bir haksızlığa uğradığını düşünüyorum.

- Peki Balyoz, ‘teşebbüse bile geçmemiş bir proje’nin davası mı?
- Ben öyle bir projenin varlığına da inanmıyorum. Bu tamamen bir komplo. Güya darbe planı 2003’te yapılmış. Ama mahkemeye delil diye sunulan CD’lerde 2004 ve sonrasına ait bir teknoloji ve bilgiler kullanılmış. Bence bu tutarsızlıklar, o CD’lerin sahte olduğu ispatlıyor.

Haberin Devamı

- 2003’te planlandığı var sayılan bir darbe planı, neden yedi yıl sonra gündeme geliyor?
- O ara hazırlık süreci. Önce elinizde güç ve tüm bu komployu düzenleyecek bir yapı olması gerekiyor. Bunlar da zaman alıyor.

- Ne zaman başlıyor?
-  2008’de. Tekirdağ F Tipi cezaevinde tutuklu Orhan Aykut isimli biri savcılığa ifade veriyor. Orada bir milletvekilinin de ismi var: “Sahte dijital dokümanlar, bir çuvalın içerisinde o milletvekiline bir gökdelende teslim edildi. Bunlar daha sonra uzun saçlı bir polis görevlisi tarafından teslim alındı.” Tabii bu kişinin duruşmalarda dinlenmesini istedik. Nedense mahkeme reddetti.

- Bir cunta yapılanmasında lider olması gerekmiyor mu?
- Balyoz Harekat Planı’nın altında Çetin Doğan’ın adı var. İmza yok. Hiçbirinde yok. Sadece isim. O yüzden de bu organizasyonun başında Çetin Doğan’ın olduğunu iddia ediyorlar. Ama ortada ne yazılı bir belge var, ne Balyoz kelimesinin geçtiği bir ses kaydı. Hiçbir şey yok.

Haberin Devamı

- Bu dava iki buçuk yıldır sürüyor, toplumdaki algılanması nasıl?
- Başlangıçta, “Evet bunlar yapmışlardır!” diye bir yargı vardı. Ama dava ilerledikçe, teknik ve zaman çelişkileri ortaya çıktıkça toplumdaki algı değişmeye başladı. Hâlâ, ‘yapmışlardır’ diye düşünen küçük bir grup var ama komplo olduğuna inananların sayısı her geçen gün artıyor.

- Siyasal mekanizma, Meclis, hatta Başbakan, askerlerin tutuksuz yargılanması konusunda fikir beyan etti ama mahkeme bu tavsiyelere uymuyor. Hükümet mi samimi değil, mahkeme mi hükümetle uyumlu değil?
- Ben mahkemelerin, siyasal iktidarla bir görüş farkının olduğunu düşünüyorum. Zaten Özel Yetkili Mahkemeler’in kaldırılması sürecinde bunu çok net bir şekilde yaşadık. Başbakanın bile, “Devlet içinde devlet oldular” dediği bir yapı söz konusu. Başbakan böyle söyledi ama biz yine de bu davada, Özel Yetkili Mahkemeler’in hukuksuzluğuyla baş başa kaldık. Onlar da bu mahkemelerin adalet dağıtamayacağına inanıyorlar ama bizi yine de bu adaletsizliğe mahkum ettiler.

Haberin Devamı

/images/100/0x0/55ea185cf018fbb8f86af25e

TOP 12 DİJİTAL ÇELİŞKİ

Avukat Hüseyin Ersöz ve avukat Selim Yavuz, Balyoz Davası’nda karşı karşıya kalınan bir sürü çelişkiden söz ettiler. Herkesin anlayabileceği gibi olanları toparladım, huzurlarınıza getirdim. Karar sizlerin...

1- Kardak’a çıkmış SAT komandosu Albay Ali Türkşen’e, “Şu tarihte, şu saatte, sen bilgisayarında şu belgeyi kaydetmişsin!” diyorlar. Ama işe bakın ki, TRT, o gün, o saatte, albayla ‘Silahlı Kuvvetler Saati’ türünden bir televizyon programı yapıyor ve onu denizin altına dalış yaparken kameraya çekiyor. “Kardeşim” diyor Albay, “İspatı burada. Beni bilgisayarda belge kaydetmekle suçladığınız saatte, ben denizin altında dalıştayım, TRT çekmiş. Denizin altında, hangi belgeyi kaydedebilirim?” Buna rağmen bir buçuk yıldır tutuklu.
2- 2003’te TCG Alanya gemisine bir görevlendirme yapıldığı söyleniyor. Ama o tarihte gemi henüz inşa bile edilmemiş. İnşa tarihi 2005.
3- Sözde darbe planında, el konulacak ilaç şirketlerinin listesi var. Orada ‘Yeni Recordati’ diye bir firmanın adı geçiyor. Oysa o tarihte öyle bir firma yok. O firmanın 2003’teki adı ‘Yeni İlaç’. ‘Yeni Recordati’ oluşu 2009.
4- Jandarma planlarının içinde belirtilen bazı sokak adları, 2003’te o isimleri taşımıyor. Sonradan değiştirilip öyle yapılmış, 2004’de, 2005’de, 2006’da.
5- CD’lerdeki word belgeleri 2003 tarihli. Dolayısıyla, 2003’ün teknolojisine uygun olması gerekiyor. Ama belgelerde kullanılmış olan ‘calibri’ ve ‘cambria’ gibi bazı yazı fontları Microsoft tarafından ofis 2007 için geliştirildi. Bu da, darbe belgelerinin 2003’ten sonraki bir tarihte yazıldığının bir başka kanıtı.
6-Darbe belgeleri arasında toplantı tutanakları var ancak güya Aksaz’da yapılan toplantıya katılımcı olarak gösterilen subayların biri o tarihte Haifa’da, diğeri Gemlik’te diğeri İzmir’de.

7- Belgelerin içinde, jandarma personelinin kriptolu cep telefonu kullandığı belirtiliyor. Oysa, o telefonların jandarmada kullanılmaya başlama tarihi 2008. 2003’te öyle bir telefon yok.
8- Balyoz Planı’nın kendisinde, ‘dost bir unsur’ olarak Türkiye Gençlik Birliği’nden söz ediliyor. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde kurulan bu topluluğun sitesine girdiğinizde, kuruluş tarihinin 19 Mayıs 2006 olduğunu görüyorsunuz. Ama Balyoz Darbe Planı’nın yapılma tarihi 2003.
9- Eskişehir’de çıkan flash diskte yine 2003 tarihli bir belge var. O belgede de bir kanun metnine atıf bulunuyor. Normalde o metinde, kanunun 2003 tarihli halinin olması gerekirken, metin 2005’te yapılmış bir değişikliği (hem de değişiklik kanununun tarihi ve numarasıyla) içeriyor.
10-11. ve 17. CD’lerin üzerinde Süha Tanyeri’ye ait olduğu iddia edilen el yazıları var. O harflerin Süha Tanyeri’nin el yazısı ajandasından kopyalandığını tespit ettik. Bununla ilgili ABD’den ve Türkiye’den iki rapor aldık. Birebir kopya olduğuna ilişkin.
11- Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen hard diskte bir makbuz var. Makbuzun bilgisayara taranma tarihi 2003 olarak görünüyor. Fakat makbuzun 2008’e ait bireysel emeklilik ödeme dekontu olduğu görülüyor.
12 -İstanbul’daki üç hastaneye ilişkin isim karışıklıkları var. İlaç firmasında olduğu gibi. Oysa o hastaneler, o isimleri 2005’ten sonra alıyorlar. 2003’te hazırlandığı iddia edilen belgelerde 2005’teki adlarıyla o hastanelerin nasıl var olduğu bir türlü açıklanamıyor.

/images/100/0x0/55ea185cf018fbb8f86af260

SAHTE CD HAZIRLAMAK ÇOK KOLAY

Hüseyin Ersöz

- Sizin de bu davalarda başınız derde girdi mi hiç?
- Girmez mi? Ben, gözünüzün önünde bir program kullanarak kendi ismimi, sizin isminiz haline getirebilirim ve metnin değiştirme tarihinde hiçbir farklılık olmaz. Sahte CD hazırlamak çok kolay. 2011’de Balyoz Davası’nda savunma yaparken bir CD hazırladım. Fakat tarih bilgilerini daha sonra özel bir program kullanarak değiştirdim ve 2003’e çektim. Balyoz Hareket Planı’nın altında Çetin Doğan ismi yazıyor, oraya da mahkeme başkanının ismini yazdım, başka bir yere de diğer hakimin ismini. Daha sonra da tıpkı Donanma Komutanlığı’ndan çıkan hard disk gibi, mahkeme heyetinin kürsünün üzerine bıraktım. Onlardan habersiz bir öğle arasında. Sonra savunmama başladım. “Savunmama uygulamalı bir mizansenle devam etmek istiyorum” dedim. “Buyurun” dediler. “Benzer soruşturmaların neredeyse tamamı hep bir ihbarla başlamıştır, bana da Beşiktaş Adliyesi’nde görevli eski bir savcı, şu anda sizin kürsünüzün sağ tarafındaki duran telefonun yanındaki beyaz kağıdın altında bir CD olduğunu söyledi” dedim. Ekledim: “Mübaşir Bey, o CD’yi lütfen oradan alıp, mahkeme başkanına verebilir misiniz?”  Hemen, “Gerek yok” dediler. “Var efendim, bu benim savunmamın bir parçası” dedim. Mübaşir CD’yi alınca salonda, “Oooo” sesleri yükseldi. Mahkeme başkanına, “O CD’yi bilgisayara takmanızı rica ediyorum” dedim. Yine, “Gerek yok” dedi. “Ben savunmamı bunun üzerine yapacağım efendim” deyince, mecburen taktırdı. Orada gördüler ki, CD’nin oluşturulma tarihi 2003, CD’nin içindeki dökümanların tarihi 2003, tıpkı Balyoz CD’leri gibi. Tek bir fark var, altlarında askerlerin değil, kendi isimleri yer alıyor. Tıpkı donanmadan çıkan hard disk gibi onların kürsüsünün üzerinden çıktı. Nasıl hakimlerin kürsüsünde bulunması onların CD’si olduğunu göstermiyorsa, isimlerinin o dokümanın altında yazıyor olması da onların planları yazdığını göstermiyor. Sonra, “Ben sadece müvekkilerimin masumiyetini ispatlamaya çalışıyorum” dedim.

- Onlar n’aptılar?
- Hakimleri hedef göstermekten ve hakaretten hakkımda suç duyurusunda bulundular! Şu anda Silivri Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyorum.

HUKUKTA NELER YAŞANDI?

Kimler sürüldü, kimler tayinini istedi, kimler görevden alındı...

Best of Balyoz   Best of Balyoz

Avukatlar, davalar sırasında hukuk cephesinde olan biteni de şöyle sıraladılar:
 1- Ergenekon Davasında Hurşit Tolon’u tahliye eden hakim Necat Ede, “Mehmet Haberal’ı da tahliye edecek” söylentisi sonrası “Üzerimde baskı var” diyerek davadan çekildi sonra tayinini istedi.
2- Balyoz sanıklarının tahliyesi yönünde oy kullanan 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay, “Muhalefet şerhi koydum diye adliyede bana selam vermeyi kestiler. Hatta saygı sınırlarını aşan davranışlarda bulundular, benden dosya bile kaçırdılar” dedi. Bunu muhalefet şerhleriyle mahkeme kararlarına geçirdi. Başkan Akçay, Oda TV soruşturmasında tutuklu gazetecilerin de serbest bırakılması görüşündeydi.
3- Tuncay Özkan’ın, Mustafa Balbay’ın, Mehmet Haberal’ın tahliyesi yönünde oy kullanan 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengül görevden alındı.
4- Oktay Kuban, 12. Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimiydi. Poyrazköy Davası ve Balyoz Soruşturmalarında tahliye yönünde oy kullandı. HSYK tarafından görevden alınarak, Eskişehir’e gönderildi.
5- Balyoz sanıklarını son tahliye eden hakim, 9. Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi Yılmaz Alp de görevinden alındı.
 6- Yılmaz Alp,  Soner Yalçın’ın telefonlarının dinlenmesi talebini, “yeterli delil yok” gerekçesiyle reddedince, hukuki bir değişiklik olmamasına rağmen, dinleme kararını başka bir hakimden aldılar.
7- Balyoz Davası ve diğer soruşturmalarda tahliye kararlarına imza atan hakimler ya görevden alındı yada Beşiktaş Adliyesi’nin gerilimli ortamı karşısında tayinlerini istediler.

Yazarın Tüm Yazıları