Yazarlar
06 Aralık 1998
Apo görüşmesi
Emin ÇÖLAŞAN

Gazeteci arkadaşım Tayfun Talipoğlu, geçtiğimiz cumartesi günü Roma'da Apo ile görüştü. Birlikte resimler çektirildi. Ancak Tayfun'un konuşması herhangi bir yerde yayımlanmadı.

Gazeteci olarak meraklandım ve kendisine sordum. Neydi bu görüşmenin özü? Niçin görüşmüştü? Bana anlattıklarını özetliyorum:

‘‘Roma'da kaldığı villada iki saat konuştuk. Bir saati sıradan konuşmaydı, bir saatlik bölümü de banda aldım. Tam biz konuşurken, Hakkâri'de helikopterimizin düşürüldüğü haberi geldi. Çok üzülmüş göründü.

Kendini bana melek gibi tanıtmaya özen gösterdi. Sürekli olarak bu işi basının abarttığını, kendisinin barış istediğini söylüyordu.

Villada çok sıkı bir koruma var. İçeride kendi adamları hizmetini yapıyor. Onlar en az beş kişi. Ayrıca 15-20 dolaylarında tepeden tırnağa silahlı İtalyan koruma var. Sevgilisini görmedim. Apo'nun elinde cep telefonu, her yerle konuşuyor. Zamanını televizyon izleyerek ve ziyaretçileriyle konuşarak geçiriyor. Yemekleri dışarıdan getiriliyor. Bana da piza ikram etti.’’

Peki bu adamla niçin konuşmuştu? Tayfun bu sorumu şöyle yanıtladı:

‘‘Bir yanda gazetecilik dürtülerimle, öbür yanda da PKK terörü nedeniyle içi yanmış bir Türk vatandaşı olarak konuştum. Tabii çok zor bir işti. Tam biz konuşurken, bunların yayın organı olan Med-TV bizim düşen helikopteri allaya pullaya vermeye başladı. Apo hemen ‘‘Bunlar bu işi gereksiz yere abartıyor’’ dedi ve üzülmüş göründü...’’

Tayfun bu azılı katile ilginç sorular sormuş, ilginç yanıtlar almış:

‘‘Türkiye'nin Suriye'de kendisini imha edeceğini, bu yüzden Rusya'ya kaçmak zorunda kaldığını, gitmesi gereken tek yerin orası olduğunu, bundan sonra Avrupa'da kalmaya niyetli olduğunu söyledi.’’

‘‘Şemdin Sakık için çok ağır konuşuyordu: Biz bu Şemdin'lere falan dörtlü çete derdik. Bunlar dört kişiydi. Hırsız, kapkaççı tiplerdi. Yakalandığı zaman Türkiye'nin bunu besleyeceğini biliyordum. Şemdin yakalandıktan sonra bir köy basmadık, çoluk çocuğu, kadınları, yaşlıları öldürmedik. Bunları yapan hep Şemdin'dir...’’

***

Tayfun Talipoğlu'nun gözü Apo'yu kesmemişti. İlginç sohbetimiz sürerken, bu adamın söylediği bazı sözlerin de altını çizdi:

‘‘Türkiye'nin kendisini affetmesini dolaylı sözlerle istiyor. Malazgirt Savaşı sonrasında Alparslan'ın Diyojen'i, İstiklal Harbi sonrasında Mustafa Kemal'in Venizelos'u affedip iyi ilişkiler kurduğunu anlatıyor. ‘Ben yenilmişim, Türkiye niye benim peşimi bırakmıyor' diye soruyor ve İtalya'ya gelmesinin hiç hesapta olmadığını söylüyor.’’

Tayfun bu görüşme sırasında Apo’nun kişiliği konusunda çok ilginç gözlemlerde bulunmuş. O konuya gelmeden önce, bana anlattıklarından birkaç satır daha yazmak istiyorum. Şöyle diyor:

‘‘Sürekli olarak ‘Ben Kürt milliyetçisi falan değilim' diyordu. Türk basınını suçluyor, olup biteni abarttığını iddia ediyordu...’’

Peki bu adamın ruhsal durumu nedir? Tayfun’un o konudaki gözlemleri nelerdir?

İşte burada, karşımıza çarpıcı bir tablo çıkıyor. Söz yine Tayfun'da:

‘‘Ben bu adamın intihar edeceğinden kuşkuluyum. Bu yükü kaldıramayacağını iyice anlamış durumda. Korkuyor ve sürekli olarak ölümden, ölmekten söz ediyor... ‘Ama ben yaşarsam Türkiye kazançlı çıkar. Aksi halde çok kan dökülür. Yani bunu korkudan söylemiyorum ama benim yaşamam gerekir' diyor.’’

‘‘Kendisine ‘Bundan sonra ne yapacaksın?' diye sorduğumda yine ölümden söz etti ve şöyle dedi: Ben anında karar veririm. Ölüm dahil her yolu seçebilirim...’’

***

Bu katille iki saat boyunca konuşan Tayfun Talipoğlu'nun izlenimleri hiç de olumlu değil. Şöyle diyor:

‘‘Yanından ayrıldıktan sonra düşündüm. Türkiye'ye 15 yıldan beri kan kusturan, 40 bine yakın insanımızın ölümüne neden olan adam bu mu diye kendi kendime sordum.

Hiçbir çekiciliği, etkinliği, karizması yok. Ben Anadolu'da ve her yerde binlerce insanla konuşuyorum. Onlardan biri. Son derece sıradan bir insan. Zaten kendisi de itiraf ediyor ve işin bu noktaya geleceğini hiçbir zaman düşünemediğini söylüyor...’’

Peki Tayfun'un bu söyleşisi niçin yayımlanmamıştı? Ona yanıtı da şöyleydi:

‘‘Bu kritik ortamda dengeler çok hassas. Durum normale dönerse yayımlanabilir.’’

***

Apo ile tanışma onurunu(!) elde edemedim, ama kendisini ekranlarda sık sık gördüm, sözlerini basından izledim. Bu nedenle, Tayfun'un gözlemlerine tamamen katılıyorum.

Kız militanlarını karşısına alıp onlara aşk nutukları atarken karnını kaşıyan, lavaboda sümkürürken kameralara poz veren, Kürtçe bilmeden Kürtçülük yapan, Kürt kökenli insanlarımıza en ağır hakaretleri yağdıran, onları ‘‘Eşek’’ olmakla, ‘‘Korkak’’ olmakla suçlayan bir zavallı.

Dış dünyanın Türkiye'ye karşı kullandığı bir piyon.

Onlara elini vermiş, şimdi kolunu alamıyor. Bir işe girişmiş, başkalarının kucağında oturup bir yerlere gelmiş, şimdi bin pişman.

Ölümden, ölmekten, öldürülmekten korkuyor. Korkudan eli ayağı titriyor. Bu yüzden, işine gelince en yakınlarını bile suçlamaktan çekinmiyor.

Ama on binlerce insanı öldürmüş. Binlerce Kürt'ün de katili.

Şimdi Avrupa'dan himmet bekliyor.

Türkiye düşmanlarının piyasaya sürdüğü, kendi toprağına ve insanlarına ihanet eden bir kukla. Bir zavallı.