Sivil toplum örgütlerinden deprem özeleştirisi
Sivil toplum kuruluşları, düzenledikleri bir konferansta özelleştiri yaptı. Konferansta, “Eğer oralarda prefabrik mezarlığı varsa, iki yıl sonra insanlar hala 'yardım alamıyoruz' diyorsa, bunda bizlerin de payı var'' denildi.
İnsan Yerleşimleri Derneği ile Karşı Sanat Çalışmaları Kültür A.Ş. tarafından Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde düzenlenen ''İstanbul İçin Sivil Girişim'' konferansları dizisinin ilkinde deprem konusu ele alındı.Konferansta konuşan Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Şengül Akçar, sivil toplum örgütlerinin deprem sonrası devlet gibi daha çok sosyal hizmet görevi gördüğünü ve bu durum sona erdiğinde de bölgede yavaş yavaş istenmemeye başlandıklarını söyledi. Akçar, ''Oysa sivil toplum örgütleri orada ciddi bir izleme rolü üstlenebilirdi. Sadece devletin yaptığı işleri kopyaladık. Eğer oralarda prefabrik mezarlığı varsa, iki yıl sonra insanlar hala 'yardım alamıyoruz' diyorsa, bunda bizlerin de payı var'' diye konuştu. Deprem sonrası uluslararası kuruluşlardan gelecek yardım paraları için ''taşeron firma'' gibi sivil toplum örgütlerinin kurulduğunu ve bunların da devlet gibi sadece servis hizmeti verdiğini ileri süren Akçar, ''Harcanan para, emek ve zaman açısından sivil toplum örgütleri kendilerine dönüp bakmalılar'' dedi. Fikret Toksöz de, 3 ay önce ABD ordusundan 12 kişilik bir heyetin, olası bir İstanbul depremi karşısında yapabilecekleri belirlemek amacıyla Türkiye'ye gelerek, çeşitli kuruluş ve kişilerle görüştüğünü hatırlattı. MÜDAHALE DEĞİL HAZIRLIK... Afet yönetimi konusunda Marsilya örneğini gösteren Toksöz, ''Oradaafet yönetimi biriminin merkezi deniz üssüdür. Bizde de İstanbul Boğazı'ndan geçişin getireceği kazalar da dikkate alınarak, afet yönetimi Deniz Kuvvetleri'ne bağlı bir birime verilmeli'' diye konuştu. İTÜ Afet Yönetim Merkezi'nden öğretim üyesi Doç. Dr. Mikdat Kadıoğlu da, Türkiye'de en büyük problemin afet kültürü olmamasından kaynaklandığını belirterek, şu an sadece müdahale konusunda çalışmalar yapıldığını söyledi. Oysa bu konuda en büyük enerjinin afete hazırlık için harcanması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kadıoğlu, sadece olası deprem için değil, bunun sonucunda meydana gelebilecek yangın, su baskını, kimyasal serpintiler gibi olumsuz durumların da gözönüne alınarak hazırlık yapılması gerektiğini ifade etti. Doç. Dr. Kadıoğlu, ''Yoksa 'biz depreme karşı önlem almıştık, bu su baskını da nereden çıktı?' diyemezsiniz'' diye konuştu. İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe de, Türkiye'de iki yıldır sadece düşünüldüğünü ve artık bunların hayata geçirilmesinin zamanı geldiğini bildirdi.
|