Ülkücüler 35 yıl baştacı ettikleri Ozan Arif’i şimdi ihanetle suçluyor

Güncelleme Tarihi:

Ülkücüler 35 yıl baştacı ettikleri Ozan Arif’i şimdi ihanetle suçluyor
Oluşturulma Tarihi: Ekim 01, 2006 00:00

12 Eylül öncesi solun Aşık İhsani’si, ülkücülerin de Ozan Arif’i vardı. Gür, davudi sesiyle "Türk milleti kendine dön" der, on binleri coştururdu. Sağın yegane sanatçısıydı. Ama MHP’nin DSP ve ANAP ile koalisyon kurduğu dönemde, Ozan Arif partisini şarkılarında eleştirmeye başladı.

"Yeter Artık" adlı albümünde oklarını özellikle Devlet Bahçeli’ye yöneltmişti. O sırada başlayan tartışma, bu yaz iyice alevlendi. Müzik şirketi basıldı, konserlerinde olaylar çıktı. Ülkücü yayınlarda da Ozan Arif’e karşı kampanya başladı. Almanya’da yaşayan, ama sık sık Samsun’daki evine gelen Ozan Arif, Türkeş’in ölümünden sonra ülkücülüğün başsız bir harekete dönüştüğünü düşünüyor. Ama o, konserleri basılsa, plakçısı dövülse de davadan dönmeyecek. Ülkücü gelmiş, ülkücü gidecek dünyadan.

Devlet Bahçeli’yi eleştiriyorsunuz. Ülkücülerin lideri kim olmalı sizce?

-Beni birilerine yamama gayretindeler. Ama benim derdim, ülkücülerin kaliteyle kucaklaşması. Bahçeli aracılığıyla bu hareketin genleriyle oynadı. Türkiye’de küreselleşme hesapları yapan, Büyük Ortadoğu Projesi’ni dayatmayı planlayan güçler, karşılarında dik duracak dinamikleri iğdiş ediyor. Bugünkü yönetim de iki basamaklı görev ifa ediyor: Ülkücüleri uzaklaştırmak ve MHP’yi bitirmek. Rahmetli zamanında, sandıktan tek milletvekili çıkaramadığımız günlerde bile sokakta dik yürürdük. Bahçeli, 129 milletvekili çıkardığımız halde muhtar olmak istemedi, aza oldu. Elini taşın altına sokmadı. Bugün de bir olay olduğunda durur durur, on gün sonra lütfen bir açıklama yapar.

Milletvekili olamadığınız için partiye bayrak açtığınız söyleniyor?

- Bahçeli başkan seçildikten sonra üzerime ne düştüyse yaptım. Genel seçim çalışmalarında 34 gece yaptım. Kayseri Stadyumu’nda 53 bin bilet sattılar. İzmir Alsancak Stadyumu’na on binler geldi. 1999 Mayısı’nda koalisyon kurulunca milletvekili, bakan arkadaşlarımla yurtdışında 32 yerde "Gözün Aydın Türkiye" geceleri yaptım. "Bu zamana kadar hükümetleri tenkit ettik. Şimdi arkadaşlarımız da geçmiştekilerin yanlışlarına düşerse ve Ozan Arif yanlışlarını söylemezse bilin ki alçağın tekidir", dedim. İlk feveranımda şiddetli bir aforozla karşılaştım. Sonra kampanyaya dönüştü. Ben de "Yeter Artık" albümümle deklare ettim eleştirilerimi.

Parti geceleri sayesinde zengin olmuşsunuz... Zengin misiniz gerçekten?

-Samsun’daki bu eski evi 1993’te bir kaset paramla aldım. Bir de annemle babamın oturduğu evim var. 12 Eylül’e kadar kazandığımın bir kuruşunu bile almadım. 80 sonrası ise bu hizmetten ekmek yememi sağladı hareket. Yedi yıl teşkilatın ödediği 1500 Mark aylıkla Almanya’da çalıştım. Federasyonun müzik öğretmeni olarak tek resmi çalışanıydım. Rahmetli Türkeş’in talimatıyla sigortam, maaşım ödeniyordu. Kasetlerimin geliri de teşkilata gidiyordu. 2001’de Bahçeli beni görevden aldırdı. Ozan Arif teşkilatını mahkemeye verdi, demek için dava açmamı beklediler. Onlara bu fırsatı vermedim.

Devlet Bahçeli’ye hakaretler yazmışsınız? Fino demişsiniz?

-Fino lafını 6 Mayıs’ta Ankara’da söyledim: Hülasa ne kokar ne bulaşır/ Arzu eden kırk kapıdan ulaşır/ Etrafında finoları dolaşır/ Ben adam sanmıştım adam değilmiş... Bunu dillerine doladılar. Keşke kasete de koysaymışım.

Ülkücü hareketin sizden başka sanatçısı var mı?

-Şimdi gecelerine Ferdi Tayfur, İbrahim Erkal ve Zara’yı çıkarıyorlar. İdeolojik şemsiye altında yetişmekte olan Mustafa Yıldızdoğan var.

TUĞRUL BAŞBUĞ ÇOCUĞU OLMA ŞIMARIKLIĞIYLA BÜYÜDÜ

Tuğrul’u çok severim ama Başbuğumuzun çocuğu olma şımarıklığıyla büyüdü. Birileri teşkilatçılık yaparken Tuğrul dünyayla ilgilendi. İyi tiyatro eserleri, filmler seyretti. Ama bizim camiada o entelektüelliği ideolojik ağırlıkla iyi paketleyemezseniz, sizi kabullenmezler. Mesela Ahmet Vefik Alp. Başbuğ’un vefatından sonra bizimkiler neden elden kaçırdı?

KURTLARLA KÖTÜ OLDUM

57. hükümet döneminde bizim adımıza çıktılar ama bizi yansıtmadılar. Milletten özür diledim. Affet beni milletim/ sistemin iti oldum/ köpeklerle barıştım/ kurtlarla kötü oldum, dedim. Ama sesimi duyuramadım. Çünkü altımdan sahneler, elimden mikrofonlar alındı. Sahneye çıkmamı, derneğe girmemi yasakladılar. PKK, Dev-Sol’un yerini bunlar aldı. 15 yaşındaki çocukları gecelerimi engellemek için seferber ediyorlar. Katıldığım iftar yemeklerini bastırdılar. Son albümüm Ak mı Kara mı nedeniyle tehdit ettiler. Temmuzda Selçuklu Müzik’i basıp sahibi Muhammet Alperen’i dövdüler. O bu olayı duyurmaktan imtina etti. Yeter Artık kasetimde de olmuştu ama bu boyuta gelmemişti.

SANDIK KONSUN, BAHÇELİ ÇIKARSA KIZILAY’DA KÖPEK GİBİ HAVLAYACAĞIM

Devlet Bey, kucaklayıcı iyi bir kadro kuramadı. Partiyi şirket tabelası gibi gördü. Erciyes’te 500 bin kişinin toplanmasını kendi maharetleri gibi lanse ediyorlar. Bahçeli, Erciyes’teki kalabalıktan rant sağlayan panayır köftecisi gibi. İddia ediyorum, bu sevdanın başında bu adam dursun mu, diye bir sandık konulsun. Bahçeli çıkarsa, adımı değiştireceğim, Kızılay’da köpek gibi havlayacağım.

Ona kızan Ülkü Ocakları sitesine yazıyor

Bu taraftarı kafilemizde görmek istemiyoruz: Sözlerinin hedefini şaşırmış, edebiyatın "edeb"ini unutmuş, "yat"ına özenle itina gösteren bu taraftarı kafilemizde istemiyoruz. Taraftarsın Ozan efendi. Mensupların vazifesi senin boyunu aşar. Bizler görevlerimizin başındayız. Başbuğumuza sadığız, liderimize sadığız. Sen itibar hırsızlarının ekmeğine yağ sürmeye devam et.

Harun Öztürk (Ülkü Ocakları Genel Başkanı)

Karar ver, sen kimin ozanısın
Sazının ve sözünün verdiği emekleri kimse inkar etmesin dedik; olmadı. Muhaliflik zehir kusmak değil, çirkefleşmek değil dedik; olmadı. Ozanların geleneğidir, lafını esirgemez, sözünün arkasına sığınarak MHP’nin mevcut yönetimini yıpratmak için hakaretini, küfrünü, kinini yansıtmaktan geri durmayan muhtereme artık soruyoruz: Sen kimin ozanısın? Başbuğ evladım, dermiş! Evlat Başbuğun sırtına hançer saplayanlarla beraber, evlat Başbuğa ihanet edenlerle beraber.

Yıldıray Çiçek (MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin basın danışmanı)

Tayyip Bey senin şiirlerini bangır bangır çalarsa
Beyefendinin birisi, durmuş durmuş, tam da seçim zamanının gelip çattığını yani ateş menziline girildiğini hissedince, almış sazı eline ve çökertircesine vurmuş MHP’nin beline. Sayın beyefendi, eli kulağında olan seçimin yarınki meydanlarında, Tayyip Bey senin şiirlerini bangır bangır çalarak, MHP liderini zorda bırakıp bize gelecek oyları sayenizde AKP’ye çelerse, siz hangi duygular içerisinde olacaksınız?

Yalçın Güzelhan (Ortadoğu gazetesi yazarı)
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!