Gençleri nasıl bir gelecek bekliyor?

MESLEĞİMDE en sevdiğim uğraşılardan birisi gençlerle sohbettir. Beni ne zaman çağırsalar, muhakkak aralarına katılmak isterim.

Onlarla görüşmekten keyif alıyorum, zira karşılarında çok heyecanlanıyorum. Sordukları sorular karşısında ezilmemek için büyük gayret sarf ediyor, fikren bir açığımı yakalamasınlar diye dualar ediyorum.

Böyle sohbetler sonunda çok yoruluyorum ama bünyem ürettiği adrenalin ile birkaç gün bana güzel duygular yaşatıyor.

Her sohbetten sonra da hem yeni bir şeyler öğreniyor, hem de illa ki her seferinde bir eksiğimi tespit ediyorum.

* * *

Geçenlerde Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ndeydim, bugün Bilkent Üniversitesi’nde misafir olacağım.

Yine adrenalin ile dolacak, yine büyük heyecanlar yaşayacağım.

İzzet Baysal’da gördüğüm misafirperverliği ve dostluğu da bir ömür boyu içimde yaşatacağım.

* * *

Ben onlardan çok şey öğreniyorum ama onlara sadece bir konuda uyarı yapmaya çalışıyorum.

Onları nasıl bir gelecek bekliyor?

Bana göre onları kaçamayacakları, dışında kalamayacakları bir fırtına bekliyor.

Küreselleşme!

İster bu duruma sevinsinler, ister yerinsinler; insan aklı kaçamayacağı bir gerçek karşısında iki türlü tavır sergiler:

Önce tedbir alır, sonra da eğer mümkünse, değiştiremeyeceği bir olgudan faydalanmaya çalışır!

Gençleri her geçen gün iyice sıkıştıran küresel fırtına tarihte sanayi devriminden sonra en büyük kırılmayı/değişimi dayatıyor ve insanlara iki büyük yenilik sunuyor:

1) Dünya tek ve ulaşılır bir pazar oluyor.

2) Bilgi herkesin ortak malı haline geliyor.

* * *

Bilişim teknolojisi, insanların daha önce hayal edemeyeceği bu iki gelişmeyi gerçek haline getirirken dünyada sadece mal ve hizmetlerin her yere ulaşmasına önayak olmuyor, aynı zamanda gençlerin tek sermayesi olan beyin emeğini de evrensel kullanıma sunuyor.

Dünyada artık; herkes herkesin ama herkesin rakibi haline geliyor!

* * *

Hemen her türlü bilgiye ulaşmanın mümkün hale geldiği bir dünyada bilgi sahibi olmak da bir tekel veya özel kazanılmış hak olmaktan çıkıyor, bilgi mülkiyetsiz hale geliyor.

Mühendislik, iktisat, tıp vb. diplomaların tek başlarına bir anlamı kalmıyor.

Diplomaların değil, standart testlerin insan sermayesini kategorize edeceği bir dünyada bilginin sahibi olmak değil, bilgiyi farklı kullanmak, bilgiden farklı katma değer elde etmek ön plana çıkıyor.

21. yüzyılda gençler tüm dünyayı kendi rakipleri olarak görmek ve bilgiden farklı sonuç elde edebilmek için kendilerini de farklı bir şahsiyet (birey) olarak şekillendirmek zorundalar!

Küreselleşmenin iki kilit kelimesi: Rekabet ve birey (şahsiyet)dir!
Yazarın Tüm Yazıları