Eller kollar

BİR topluluk...

Fotoğraf çektirmek için bir araya gelmiş kadınlar ve erkekler. Erkekler koyu renk takım elbiseli, kravatlı, kadınlar tayyörlü.

Dört sıra dizilmişler.

Ön sıradaki herkesin iki eli şeyinin üzerinde birleşmiş. Şöyle tarif edeyim: Futbolcuların kale önünde baraj kurdukları pozisyon.

İnsanoğlu nelerin üstesinden geldi de bir tek şu elini kolunu nereye koyacağını bilemedi.

Sahnede de sorundur daima. Sanatçıların ‘kaş’ derken kaşlarını, ‘göz’ derken gözlerini göstermeleri bundandır. Yoksa nereye koyacak elini...

Konuşma yaparken keza... Rahmetli Özal kalemi bulduydu çare olarak hatırlarsınız... Kameraya doğru sallardı.

Yolda yürürken de eğer elinizde çanta falan yoksa, yandınız. Asker gibi sallasanız olmaz, bedeninize yapıştırıp sabitleseniz olmaz... Öyle fotoğraftaki gibi göbek üstünde birleştirip yürümek de olmaz. Hayır, unutunca bir derece de insan kafaya takınca hiç bulamıyor koyacak yer... Ben çare olarak her şeyi cepli alıyorum. Sokakta ellerimi cebimin dışında gören yok henüz.

***

Fakat işte en fenası fotoğraf çektirirken yaşanıyor. Eğer bir resmiyet varsa poz verenlerin arasında...

Misal, bir yabancı resmi heyet bizimkileri ziyarete gelmiş, bir anlaşma imzalanmış, sıra fotoğraf çektirmede... Onların heyetiyle bizim heyet Menemen testisi gibi dizilmişler... Şimdi misal bizim Dışişleri Bakanı kolunu konuk Dışişleri Bakanı’nın boynuna dolasa olur mu?

El ele tutuşsalar hiç olmaz.

Herkes elini cebine soksa laubali kaçar.

Bizimkinin elini beline koyduğunu düşünün, diplomatik skandal olur.

‘Aşağı sarkıtsınlar’ diyeceksiniz. Fakat bu sefer de vücuda yapışık mı tutsunlar, yoksa bir miktar açsınlar mı... Eller yumruk mu yapılsın yoksa ‘hazır ol’ pozisyonundaki gibi mi olsun...

Kolları dirsekten hafifçe bükerek ellerle kalçayı kavrasalar fotoğrafa bakan, resmi heyetten ziyade dans topluluğuyla karşı karşıya olduğunu düşünebilir.

Napolyon misali ceketin iç cebinden cüzdan çıkarıyor gibi bir el koyna sokulabilir ama öteki el ne olacak?.. Ötekini de çaprazına soksa, ne o öyle çıplak poz verirken memesini kapatan kızlar gibi...

Fakat her şeye rağmen yine de en münasibi ellerin şeyin üstünde birleştirilmesi değil tabii. Bunun bir çaresi olmalı. Ben kafa yoracağım, siz de yorun.

‘Derdin bu mu?’ demeyin! Bir kere yan yana dizilmiş objektife bakan herhangi bir topluluğa dikkat edin, bana hak vereceksiniz.

MIŞ-MUŞ

2029’da göktaşı düşebilirmiş.

Sorun değil, Nostradamus’a göre biz o tarihte burada yokuz zaten!

*

Prens Charles 35 yıllık sevgilisiyle evlenmiş.

Ne heyecanlı bir gerdek olmuştur kimbilir!

*

Çiftlik balıkları da otla tedavi edilecekmiş.

Korkarım bunun arkası Ertuğrul Akbay cinsi balık üretmeye kadar gider!
Yazarın Tüm Yazıları