Alex'i Daum sakatlayacak

Çünkü Alman hoca, Alex’i rakip kaleye uzak oynatıyor. Rakip de onu durdurmak için kalesinden uzakta infazı rahatça yapıyor. Eğer Alex bu sistemle oynar ve sakatlanırsa tek sorumlusu, ‘Onu kurtlar sofrasına atan’ Daum’dur.

DAUM inat ediyor, Fenerbahçe orta alanı Aurelio ve Alex ile iki kişi oynamaya, rakibin 5 kişisiyle mücadele etmeye devam ediyor. İsterseniz bu yazıyı kesin bir yerde saklayın. Çok değil, en fazla 2-3 ay zarfında tekrar okuyacaksınız.

Bakın neden... Alex mükemmel bir oyuncu. Herkes ‘Ortega’ya benzer mi, faydalı olur mu?’ diye tartıştı. Kimler tartıştı, Alex’i izlemeyenler. Çünkü uluslararası maçlara giden bir çok spor yazarımız, zahmet edip diğer şehirlere gitmektense, aynen Türkiye’deki vatandaşlarımız gibi kaldıkları otellerin odasında TV’nin karşısına geçer, rakı varsa rakı, viski varsa viski içer ve o muazzam yazıları yazarlar.

Balık gibi tek başına

Alex
, rakip ceza alanına yakın oynadığı an, hem zekası, hem tekniği ile defans yapacak futbolculara ikinci, üçüncü hamle için izin vermiyor. Daum bu Alex’i alıyor, Aurelio ile beraber rakip futbolcu ile mücadeleye sokuyor.

Bakınız, Alex’in geldiği Brezilya Ligi gösteri ligidir. Seyirci stada güzel şeyler görmek için gider. Futbolcular sahada şahsi becerilerini sonuna kadar göstermek için haraketler yapar. Rakibe sert giren, topsuz tekme atan futbolcu sudan çıkmış balık gibi tek başına kalır.

Oğlunu bile tanımaz

Ama bizim ligimiz öyle değil. Küçük takımların bilimsel çalışmaları, yavaş yavaş hakemlerin de ikili mücadelelere izin vermesi ve avantaj kuralını iyi uygulamasıyla tempolu bir hale gelmeye başladı. Nitekim, ‘3 büyükler mi puan kaybediyor, yoksa küçükler mi onlara puan ikram ediyor?’ biz bunları konuşmaya başladık...

Şimdi burada duralım... Böyle bir ligde kimse babasının oğlunu tanımaz. Alex de bir, Ramazan da bir, Hüseyin de birdir rakip için. Başarıya giden yolda rakibinin iyi tarafını yok edeceksin. Alex’i rakip oyuncu kendi kalesinden ne kadar uzakta yakalarsa, ve hele Alex’i kendi kalesine yüzü dönük top alırken arkadan kıstırırsa, infazı o kadar rahat yapar.

Dokunursan penaltı

Hatta ve hatta mesafe defans yapan oyuncunun kalesine uzak olduğu için hakem de olaya biraz pembe bakar. Pozisyonu tam çözemezse de kırmızı yerine, sadece sarı ile hatta ikazla işi geçiştirebilir. Olan kime olur, öncelikle Alex’e. Dolayısıyla Fenerbahçe’ye ve Alex’i statta, TV’de izleyen milyonlara.

Bir de dönüp bu olaya öbür pencereden bakalım. Alex’i rakip ceza alanına yakın oynatıyorsunuz. Ve ona, rakip kaleye 20-25 metrede, hatta ceza alanı içinde top atıyorsunuz. Zaten ceza alanı içinde ise dokunma şansınız yok. O istediğini yapacak. Çünkü dokunursanız penaltı olacak, hatta beraberinde de kırmızı gelecek.

Yok eğer pozisyon ceza alanının yakın dışında ise defans gene Alex’e dokunmakta çekinecek. Çünkü buradan kazanılacak bir serbest vuruş kaleyi önden görüyorsa, biri sol taraftan diğeri sağ taraftan ayaklarının içini el gibi kullanan, bu serbest vuruşları penaltı gibi atan Hooijdonk ile Alex’e gün doğacak.

Çökertecekler ama..

Yok pozisyon ortadan değil de yandan olursa, bu sefer geriden Servet ile Luciano gelecekler, rakip defansı havadan çökerteceksin.

Bu bütün pozisyonları mutlaka Daum da düşünüyordur. Ama Alex rakip kaleye uzak oynamaya devam eder de sakatlanırsa, bunun tek sorumlusu Daum’dur. Aynı Daum o zaman çıkıp da rakibe ve hakeme konuşma hakkını kendinde bulamaz. Çünkü acemilik yapmaya devam ediyor demektir. Sakın Daum ve yöneticiler çıkıp da ‘Alex’i herkes korusun’ demesinler. Alex’i önce kendi teknik direktörü korusun.

Hortumlu su ve Daum

FUTBOLCULUĞUMDA oynadığım eleme maçlarında en korktuğum netice rakip sahada elde ettiğim 2-1’lik galibiyetti. Hele bu rakibimin o maçtan sonra teknik direktörü görevden alınıyorsa, korkum bir kat daha artardı.

Ama sakın bu korkuyu teslimiyet manasında kabul etmeyin. Sen nasıl onu orada 2-1 yeniyorsan, o da seni aynı skorla yenebilir. O ilk maçı hep golsüz olarak değerlendireceksin. ‘Yenersem tur atlarım’ diye beynini hazırlayacaksın. Çünkü bu Trabzonspor, Şampiyonlar Ligi’ne girdiği taktirde Daum’lu Fenerbahçe’den daha iyi işler yapacak. Daum hazretleri yöneticilerine diyormuş ki, ‘Siz merak etmeyin Şampiyonlar Ligi’nde 5 orta saha ile oynayacağım. Nasıl olsa ben Türkiye Ligi’ni bu oyunla götürürüm..’ Bu sözler yöneticilerin gönlüne su serpmiş. Sonunda bu Daum onlara hortumla su sıkacak, farkında değiller.

Mutluluk zinciri kırıldı nihayet

BUGÜNE kadar şampiyon olan 4 takımın dışında, bir gün küçük dediğimiz takımlardan birisi şampiyon olursa, dünyalar benim olacak. Öbür türlü olursa da gözüm açık gideceğim.

Bazıları diyor ki, ‘Hakemler çok konuşuluyor.’ Oysa yıllardır hiç konuşulmadı, hatta az bile konuşuldu. Keşke daha çok konuşulsaydı. Çünkü hakem müessesesi rezaletti, iğrençti. Bütün kapıları kapatıp içerde istedikleri gibi at oynatıyorlardı. Her türlü rezillik vardı.

* * *

Bakın hep geçmiş zamanı yazmaya ve konuşmaya başladım. Çünkü bu bazı ahlaksızlar, konuşulmasını ve yazılmasını hiç istemiyorlar. Ne kadar çok yazılır ve konuşulursa, olaylar o kadar meydana çıkacak ve kamuoyunu meşgul edecekti. Ve daha enteresanı, yazanları, çizenleri, konuşanları, terbiyesizlikle, ahlaksızlık ve ihanetle suçlayanlar, sonunda sahnedeki yerlerini almaya başladılar. Hatta altını çizerek söylüyorum, bazılarının hiç konuşmaya, yazmaya hakları, yüzleri ve geçmişleri (!) yok ama ne yapalım, burası açık pazar.

Gelecekler, gelecekler ki, TV kanallarında, TV ekranlarında kamuoyu onların yüz mimiklerini, sahteliklerini, kaypaklığını görsün.

* * *

Merak etmeyin, hakemlik 6-7 yıl sonra ülkemizde çok iyi bir yere gelecek. Çünkü bundan 15 yıl evvel hakem olmak istediğinizde (hatta buna yakın tarihi de katabilirsiniz) hakem yetiştirmek için açılacak kursların yer ve tarihlerini bilemezdiniz.

Yanlışlıkla öğrenip de kursa girdiğinizde, eğer orada 100 kişi varsa, bunun 80-85’i ağırlıklı assubay olmak üzere subay veya polisten oluşurdu. Yani tamamen tekel kurulmuştu. Haliyle de ilerleyen yıllarda buradan yetişen hakemler, gözlemci ve MHK üyesi oluyorlardı. Yani sistem kısır bir döngünün içindeydi.

* * *

Ve tamamen ‘Emredersin hakemim, ne dersen o olur MHK’em’ şeklinde giderdi. Zincirler kırılalı daha çok az oldu. Şimdi artık, ticaretle uğraşanlar, üniversite mezunları, spor akademisi mezunları gelmeye başladı. Biraz da futbolun içinden getirebilirsek, çok daha iyi olacak. Bunun için de elimde reçete var. İsteyene veririm.

Gözlemci raporları gizleniyordu. Şimdi açıklanıyor. Kötü mü oldu? Rahmetli Özal yıllar önce Rusya ile (bize göre kızıl kominist olan) tek taraflı olarak vizeyi kaldırdığında hem ordu, hem MİT, herkes ayağa kalkmıştı.

Şimdi geldiğimiz yere bakın. Bir şeyi ne kadar çok gizli yaparsanız, inanın o işte her türlü sahtekarlık, düzenbazlık vardır. Net olarak söylüyorum. Bu işler yıllarca yapıldı.

Türkbükü

UZUN
yıllar sonra ilk defa Bodrum’u bu kadar güzel gördüm. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi artık restoranlarda sizi kazıklamıyorlar. Mayıs’ta gelip, Ağustos’un 25’inde lokantadaki taşınır malları gece yarısı saat 02.00’de kamyona yükleyip kaçmıyorlar. Yollarda ‘bir sakal at ağabey’ diyenler hemen hemen hiç yok gibi. Türkiye’de mafya grupları Bodrum’da 2-3 ayda zengin olunmayacağını sonunda anladı. Yani Bodrum, eski Bodrum oldu. Ama ‘Türkbükü’ derseniz, orası ayrı. Denize girme şansı bulunmayan bu koyda ancak eğlenceye gidiyorsunuz. Hem oteller, hem evler, hem de bir hafta demir atıp kalan tekneler, o güzelim koyun içine ettiler. Tabiri caizse işin pisliği çıktı.

Doğru yol

GÖZLEMCİLERİN
başına gelen Ömer Üründül, gazetedeki yorumlarının sonunda hakemle ilgili görüş yazmıyor artık.

Doğru da yapıyor. Benim tanıdığım bildiğim Ömer, bu hakem camiasında çok kelle uçurur, çok faydalı yeni insan çıkarır. İnşallah da benim bu yazımı kara çıkarmaz.
Yazarın Tüm Yazıları