SON DAKİKA
PİYASANET
EKONET
SANS OYUNLARİ
SİNEMALAR
TVREHBERİ
MAGAZİN
ÖZEL DOSYALAR
HAVA DURUMU
ASTROLOJİ2011
EN İYİ ON
HÜRRİYET İK
BİZE ULAŞIN
ÜYELİK
REKLAM
SERVİSLER
BİLGİ YARIŞMASI
AT YARIŞI SONUÇLARI
İDDİA PROGRAMI
CANLI MAÇ SONUÇLARI
MIND
CANLI MAÇ ANLATIMI
BENİM SAYFAM
BUMERANG
SOSYAL İLANLAR
HABER ALARMI
EKRAN KORUYUCU
YENİBİRİŞ
HÜRRİYET EMLAK
HÜRRİYET OTO
GAZETE SERİ İLANLAR
HÜRRİYET KIYASLA
HÜRRİYET AİLE
TİPEEZ
GAZETE-BÖLGE EKLERİ
KELEBEK
CUMA
CUMARTESİ
PAZAR
SEYAHAT
OTO YAŞAM
HÜRRİYET IK
ANKARA
EGE
KURUMSAL
HÜRRİYET KURUMSAL
REKLAM
BİZE ULAŞIN
KÜNYE / İLETİŞİM
UNICEF Kartları ve Hediyelikler
 Otoyaşam
9 Haziran 2004
Türkler bireysel Japonlar takım çalışmasına inanıyor

Didem ÇOKSAYAR

Değişim rüzgarlarının etkisiyle Japon kimliğine Avrupalılığı da ekleyen Nissan, artık tüm modellerini tutku yaratacak, eğlenceli ve farklı otomobiller olarak tasarlıyor. Micra ve Micraizm bunun en somut örneği. Yoksa siz hala Micraist olmadınız mı?

Bir Micraizm'dir gidiyor son günlerde. Bildiğim Nissan'ın sevimli bücürü Micra, ama bu sonundaki 'izm' de nereden çıktı. Ben 'izm'lerden canı yanmış bir kuşağın 'izm'lerden uzak tutarak yetiştirdiği çocuklarından biriyim. Ne anlarım! Hiçbir zaman 'ist' olmadım ki. E hadi bir yerden başlamak gerek ama. Hafif bir giriş yap. Bak Micraizm de yeni bir hayat tarzı sunuyor, özgürlük diyor, yaratıcılık istiyor, sürünün dışına çıkartıyor. Ama önce Nissan'la ilgili daha detaylı bilgi sahibi olmam gerek. Nissan Türkiye'nin yeni Japon genel müdürü Nobuhiro Yoshida bu haftaki sohbet konuğum. İşte bu kadar!

9 aydır Nissan Türkiye'nin genel müdürüsünüz. Gerçe daha önce de Türkiye ile ilgili görevlerde bulundunuz. Ama şimdi yerleşik olarak buradasınız. Bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Krizden sonra 2001 yılında ilk olarak bu pazarla temas kurdum. Bizim için Türk pazarında neler olduğunu, hükümette neler olduğunu anlamaya çalışmak büyük bir şok oldu. Öncelikle organizasyonumuzu daha sağlıklı bir hale getirmeye çalıştık. Müşterilerimize özen gösterebilmek, kriz döneminden daha az etkilenebilmelerini sağlamak için operasyonlarımızı buna göre modifiye ettik. Bunu yaparken de herşeyi müşteri memnuniyeti açısından değerlendirdik. Şu anda hükümetin istikrarlı uygulamaları sayesinde ekonomi istikrarlı bir büyüme yönüne gitmeye başladı. Otomotiv sektörünün durumu geçmişte de hep hareketliydi. İnişler çıkışlar. Türkiye dışında bu koşullara sahip başka bir ülke yok. Düşük faiz oranları sayesinde herkes araç almaya yöneldi. Bu yüzden Aralık ayından beri otomotiv pazarında büyük bir yükseliş ortaya çıktı. Aslında benim düşüncem kimsenin çok ciddi yükselişleri istemediği yönünde. Herkes belli bir çizgide yükselmesini ve istikrarlı olmasını istiyor. Ancak tüketiciler gelecekleriyle ilgili endişeleri olduğu için belki bu uygun zamandır psikolojisiyle alıma yöneliyorlar. Bunu engelleyip zamana yaymak için de hükümetin gelecekle ilgili politikalarının daha belirli olması ve bunun da tüketicilere gösterelebilmesi gerekiyor.

Türk otomotiv sektörünün potansiyeli hakkında ne düşünüyorsunuz?

10 yıl öncesine baktığımız zaman otomotiv sektöründe toplam pazar 250 binler civarında seyrediyordu. Son beş yılın ortalamasına baktığımız zaman ise hafif ticari ve binek olmak üzere ortalaması 300 bin. İnsanların satın alma gücü yükseliyor. Yükseldikçe de pazarın 500 bin civarında olmasını bekliyorum. Almanya'da bin kişiye 500 otomobil düşüyor. Türkiye'de ise bin kişiye 70 civarlarında otomobil düşüyor. Kişi başına düşen milli gelire baktığınız zaman da Almanya'da 23 bin dolar, Türkiye'de 3 bin 300 dolar civarında. Her ikisine de baktığınızda Türkiye'nin yedi katı olduğunu görüyorsunuz. Bu da gösteriyor ki Türkiye'de ciddi bir potansiyel var. Eğer kişi başına düşen milli gelir yükselirse otomobil pazarının da yükseleceği bir gerçek.

Bu yüksek potansiyel içinde Nissan'ın planladığınız yeri neresidir?

Şu anda bizim gelecekle ilgili vizyonumuz insanların hayatlarına araçlarımız aracılığıyla bir şeyler katmak. Onların yaşam stillerine bir şeyler katmak. Hayattan zevk almalarını sağlamak, onlara araçlarımız aracılığıyla eğlence sunmak. Bizim araçlarımızdan sağlayabilecekleri faydayı, elde edebilecekleri tatmini insanlara ulaşıp izah etmek istiyoruz.

Bu mesajı ilettikten sonra baş aktörlerden olacağınıza inanıyor musunuz?

Pazar payını yükseltmek esas amaç değil bizim için. Araçlarımızı tanıtmak daha önemli. Pazar payının yükselmesi de sonuç oluyor. Nissan aslında Türk pazarında Japon otomobili olarak biliniyor. Avrupalı üreticiler ise insanlarda tutkuyu hissettiren otomobiller yapıyorlar. Bizim amacımız ise yeni otomobillerimizde 'evet Japonuz ama Avrupa'daki otomobillerde olduğu gibi kendimize özgüyüz, tutkulu, keyif verici ve eğlenceli otomobiller üretiyoruz' diyebilmek. Bu da kaliteli ve yenilikçi Japon otomobillerinin üzerine eklenen ve Nissan'ın farklılığını vurgulayan bir şey. Bu farklılık Nissan'ı diğer Japon markalarından ayırıyor. Konseptimiz bu... Daha farklı, daha Avrupa'ya yakın olmalıyız. Bunun için de değişmeliyiz. Kendimizi bu şekilde ifade edeceğiz bundan sonra. Bu düşüncenin temsilcileri olacağız.

Micraizm de bunun sonucu ortaya çıktı o zaman. Küçük ama kuvvetli bir silah gibi görünüyor.

Evet. Aslında bu açıkladığımız kimliği Micra çok iyi ifade ediyor. Ben bazen aracı kullanıyorum. Çok keyifli. Ve bu araçla yolda giderken insanların size baktığını hissediyorsunuz. Bu bir yaşam tarzı ve Micra bunu çok iyi temsil ediyor. Herkesin gelip araca dokunmasını ve hissetmesini istiyoruz. Çünkü hissettikleri zaman sevecekler. Ve aracın etkisi altında kalacaklarına inanıyoruz. Micraizm'den bahsettiğiniz zaman zaten reklamlar da bunu çok iyi yansıtıyor. Micraizm, yaratıcılık, özgürlük ve farklı olmayı temsil ediyor. Biz insanlara gelin sizin hayat tarzınızı değiştirelim demiyoruz. Zaten kendini yaratıcı ya da farklı hisseden insanlar bir şekilde kendilerini bu araçla özdeşleştiriyor. 'Gelin araca dokunun' dememizin sebebi bu. Çünkü kendilerine çok uygun olduğunu hissedecekler. Reklam filminde de otoparkta Micra kullanan kadın ve kamyon şoförü karşılaştıkları zaman orada güçlü olmak var ama aynı zamanda uzlaştırıcı bir yan da var. Farklı bir insan oradaki Micra kullanan kadın. Meydan okuyor, kafa tutuyor bir taraftan ama bunu yapma biçimi çok farklı. Uzlaştırıcı bir biçimde meydan okuyor. Diğer reklam filminde elleri kolları dolu olduğu halde aracın kapısını açmaya çalışan erkeğe baktığınız zaman o da Micraizm'in içindeki eğlenceyi simgeliyor. Dolayısıyla yaratıcılık, özgürlük, sürüden farklı olmayı simgeleyen bir konsept Micraizm. Bu şekilde hisseden insanlara da Micraist diyoruz biz. Sadece Micra sahibi olan insanlar Micraist değil. Bizim kastettiğimiz şey bir hayat tarzı ve araç da o hayat tarzıyla çok iyi uyuyor.

Türkiye'de ki çalışma ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye'de size farklı gelen tecrübeler yaşadınız mı?

Japonlar ve Türkler'in birbirine çok benzeyen, bir o kadar da benzemeyen yanları var. Mesela aynı olan çok çalışıyor olmaları. Genel olarak farklara baktığımız zaman da sadece şirket için değil genel olarak değerlendirebilirim. Türk insanı savaşmayı seviyor. Karşılıklı görüşmelerde de herkes kendi fikrini söylüyor ve şöyle bir düşünce var: Kim kazanacak. Kazanmak için tartışmaya giriyorlar. Ayrıca Türkler bireysel olarak yola çıktıklarında hedefe varmanın daha kolay olduğunu düşünüyorlar. Japonlar tam tersi hedefe varmak için takımla yola çıkmak gerektiğini düşünüyorlar. Bunların her ikisini de birleştirebilmemiz lazım. Benim amacım kişisel yetenekleri değerlendirerek bir takım çalışması yaratabilmek. Bu da Nissan içindeki amacım.

Ani değişiklik olmamalı

Hurda indiriminin hokus pokus yöntemiyle kaldırılmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Aslında hükümeti eleştirmiyorum ama çözümler daha uzun dönemli uygulamalarla bulunmalı. Bu şekilde ani değişikliklerle olmamalı hurdada olduğu gibi. Çünkü insanlar geleceklerini görebilmeliler.

Kendimi Japon gibi hissetmiyorum

Türkiye'de çalışan üst düzey bir Japon yönetici olmak nasıl bir şey?

Ben Japon olduğumu düşünmüyorum. Çünkü yaklaşık 20 yıl Japonya dışında, Avrupa'da çalıştım ve hep bu pazara, bu çevreye yakın oldum. Milliyet önemli değil çünkü bu firmada ortak bir misyonumuz var. Ve bu misyon da müşterimize hizmet etmek ve onları mutlu etmek. Dolayısıyla bunu gerçekleştirmek için hep birlikte çalışıyoruz. Milliyetlerin, ülkelerin önemi yok. Herkesin geçmişi birbirinden farklı olabilir ama önemli olan gerçekleştirmek istediğimiz misyon için aynı dili konuşmamız. Geçmişlerimiz ve tecrübelerimiz arasındaki farkları da minimum seviyede eşit düzeye getirebilmemiz gerekiyor.



arkadaşıma yolla yazıcı için
- Yorumlarınızı Yazınız
Bu haber hakkında henüz yorum yok. Yorumlarınızı Yazınız.
En Beğendiğiniz 10 Haber
height=8
Lütfen bu haberi değerlendiriniz...
height=6
Beğenmedim    1   |  2   |  3   |  4   |  5     Beğendim
height=6