Bir linç yazısı

MÜJDE!Eskiden pek olmayan yeni bir âdet çıktı:

Haberin Devamı

Artık hakkında üst üste iki eleştiri yazısı yazılan şahıs, hemen atılıyor:
Linç ediliyorum linç.
“Vurun kahpeye” diye üstüme geliyorlar.

İşte bakın, “Akil insan” seçilen bir sanatçımız ne diyor:
“Çok eleştiriliyoruz çok... Vurun Kahpeye diye üzerimize geliyorlar”.
E hanımefendiciğim...
Bu iş, Kerime Nadir romanlarından uyarlanan ağlak sinema filmlerinde rol almaya benzemez ki?
Sonuçta yüz yıllık bir sorunun çözümü için uğraşıyorsun.
Risk alıyorsun, fedakârlık yapıyorsun...
Bu işin şerefi olduğu kadar çilesi de var.
Çok sayıda alkışlayanın olduğu gibi az sayıda eleştirenin de olacak.
“Tarihi bir görevi ifa ediyorlar, bu ne kutlu bir iştir” diyenler olduğu gibi, abartılı bir şekilde yeren birkaç kişi de çıkacak tabi...
Hakkınızda iki-üç eleştiri yapıldı diye, “Vurun kahpeye misali üzerimize geliyorlar” demek de neyin nesi?

Haberin Devamı

“Vurun kahpeye” meselesi böyle de “linç” meselesi çok mu farklı?
İşte bakın:
Yaptığı bir iş sevildiğinde gelen övgüleri gayet normal bulan sanatçımız, yaptığı bir iş sevilmediğinde gelen yergiler karşısında hemen basıyor feryadı:
“Linçe uğradım komşular linçe”.
Üst üste övgüler alan, her köşeden “yaşa” naralarıyla karşılanan, hep övülen herhangi bir kamu figürü, üst üste iki küçük eleştiri aldı mı basıyor yaygarayı:
“Linç ediyorlar linç”.
Adına “linçe uğramak” diyebileceğimiz saygın bir yer oluşmuş durumda ve herkes o saygın yere talip.
Linçe uğransa da uğranmasa da “Linç ediliyorum” diye ayağa fırlamanın nedeni bu...
Bu durumda biz eleştirenlerin payına düşen de hiç değişmiyor:
Hepimiz anında, “linççi güruhun aşağılık bir parçası” oluveriyoruz.

Aslında amaçları belli:
“Vurun kahpeye” meselesini gündeme getirerek...
“Linçe uğruyorum linçe” diye feryat ederek...
Olumsuz her türlü eleştirinin önünü kesmek istiyorlar.
İstiyorlar ki kimse “Gözünüzün üstünde kaşınız var” demesin.
İstiyorlar ki her türlü eleştirinin önü kesilsin.
İstiyorlar ki eleştiri yapanlar, “Ya bana linççi denirse” diye çekinip tırssın.
Ama yok öyle yağma...
“İrticacı” derler diye korkmadık, “İslamcı” derler diye korkmadık, “darbeci” derler diye korkmadık, “Ergenekoncu” derler diye korkmadık...
“Linççi” derler diye mi korkacakmışız?
Ne derlerse desinler, diyeceğimizi diyeceğiz.

Haberin Devamı

Orhan vs. Kayahan

ORHAN etkidir... Kayahan tepki...
Orhan “Taç giyen baş akıllanır” sözünü haklı çıkarmak için süper olgun mesajlar verir, Kayahan ise “Madem taç giymedim, o halde neden çıkış yapmayayım” havasındadır.
Orhan kafiyeli ve çocuksu bir metinle barış mesajı verir, Kayahan okul müdürü edasıyla Atatürk’e alkış ister.
Orhan alkışın nereden geleceğini kestiremeden konuşur... Kayahan alkışın nereden geleceğini gayet iyi bilerek konuşur...
Orhan akil adam olmasa da böyle konuşur... Kayahan akil adam olsa asla öyle konuşmaz...
Orhan pozisyonunun hakkını verme gerekliliği nedeniyle atar nutkunu... Kayahan, Orhan’ın pozisyonundan tersine rol çıkarmak için atar nutkunu...
Orhan dengecidir... Kayahan ise uyanık...

Haberin Devamı

Alişan, Demet, Çelik, Sertab vs.

Alişan ve kuzenleri ile Demet Akalın ve kocası arasında müthiş bir gerilim var... Bir taraf öbür tarafı çorbacıya çağırıyor, öbür taraf kuzenleri toplayıp “Çık karşıma” diyor... İki taraf da her an çatışmasızlık dönemine son verip dağa çıkacakmış gibi bakıyor birbirine... Yaşanan bu müthiş gerilimin sona erdirilmesi için çok esaslı bir barış sürecine ihtiyaç var... Devlet Bahçeli bari bu sürece destek verse...
Çelik adlı şarkıcı arkadaşımızın düşünsel ve yaşamsal bocalamalarına, devinimlerine, ataklarına tanık oldukça ve en son kadın halini de görünce benim açımdan şöyle haykırmak hem farz, hem vacip oldu: Çelik, ne olur sen yeniden tıpkı eski günlerdeki gibi Atatürkçü ol!
Sertab Erener’in de içinde yer aldığı bir “Dostlar Meclisi” varmış ve bunlar kendi aralarında toplanıp çeşitli konuları tartışırlarmış... Siyaset, felsefe, yoga, Hindistan, kişisel gelişim, başarının bilinen ve bilinmeyen sırları falan... Son tartışma konuları şu imiş: “Ugly but sexy”... Yani “çirkin ama seksi”... Bu gruba yeni bir tartışma konusu öneriyorum: “Kifayetsiz ama muhteris”.

Haberin Devamı

Önemli olan soy değilmiş

BAŞBAKAN Erdoğan, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle şahane bir konuşma yaptı.
Kevser Suresi’nden söz ettiği konuşmasında dedi ki:
“Oğullarıyla övünenler, soylarıyla böbürlenenler, mezarlardaki ölülerin dahi kafataslarını ölçecek kadar aklını ve izanını kaybedenler Kevser’i de kaybetmişlerdir”.
Ne güzel değil mi?

Demek ki neymiş?
Kevser’i kaybetmemek için...
“Önemli olan boy değil soydur soy” diye muhalefet liderine çıkışılmayacakmış.
(Bakınız: Başbakan Erdoğan’ın 15 Ağustos 2010 Gaziantep Mitingi’nde yaptığı konuşma.)

Ha!
Bir de...
Tıpkı oğullarla övünülmediği gibi atalarla da böbürlenilmeye kalkışılmazsa...
En azından bu konuda da bir anlaşma sağlanırsa...
Yitik Kevser’e kavuşmak an meselesidir.

Haberin Devamı

Peygamber bereketi

“KUTLU Doğum Haftası” nedeniyle düzenlenen tören, son zamanlarda bir araya gelmeyen üç ismi buluşturdu:
Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli...
Çok hoşuma gitti bu buluşma...

Bu buluşma...
Peygamberimizin birleştiriciliği, İslam’ın bereketi, kutsalın olumlu etkisi, kutlu doğumun güzelliği gibi konularda...
Verilecek bin vaaza bedeldi.
Ne mutlu buluşabilenlere!

Sürecin öne çıkardıkları

TAYYİP ERDOĞAN: Övgüleri kendisine, eleştirileri “Akil İnsanlar”a yönlendirme becerisiyle...
SIRRI SÜREYYA ÖNDER: İmralı ve Kandil’in değişmez ismi olmasına rağmen içini titizlikle koruduğu ketumiyetle...
DEVLET BAHÇELİ: En net, en şiddetli, en uzlaşmaz, en radikal ve en tehlikeli çıkışlarını, en eğlenceli şekilde yapabilmesiyle...
YALÇIN AKDOĞAN: İki ayrı gazetede yazdığı yazılarla “İktidar kanadı ne diyor” sorusuna cevap vermesiyle...
HAKAN FİDAN: Sürecin derin ve sessiz gücü olmasıyla...
MUHARREM İNCE: CHP’nin süreç karşıtı kanadının tezlerini popülerleştirmesiyle...
ABDULLAH ÖCALAN: Bu devirde mektup yazıp mektup bekleyen tek insan olması nedeniyle...
SEZGİN TANRIKULU: CHP’nin süreçten yana ismi olmasına rağmen kendini tutmasıyla...
OKTAY VURAL: MHP’nin süreç karşıtı pozisyonunu yaptığı başarılı benzetmeler ve saptamalarla sağlamlaştırmasıyla...
HASAN CEMAL: Süreç önce evlatlarını yermiş ya... İlk yenen evlat olması nedeniyle...
SELAHATTİN DEMİRTAŞ: Kürt kanadının tam göbeğinde olmasına karşın sürecin en ikna edici ismi olmasıyla...
GÜLSEREN ONANÇ: CHP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla yaptığı “CHP tabanının ezici çoğunluğu bizim süreçte aktif olmamızı istiyor” açıklamasıyla.
MURAT KARAYILAN:  “Biz de İmralı’ya gidelim” açıklaması yapacak kadar optimist olması nedeniyle...

Yazarın Tüm Yazıları