Emmanuelle

Emmanuelle öldü.

Haberin Devamı

Entel’lerimiz yasta.
Dokunaklı satırlar döşeniyorlar...
Erotizm ikonasıydı, kuşağımızın âşık olduğu kadın, cinsel keşiflerimizin heyecanını içselleştirmişti filan.

Bu, koskoca bir yalandır.

Dünyada 350 milyondan fazla insanın seyrettiği Emmanuelle’i, Türkiye’de seyredenlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır. Türkiye’nin erotizm ikonaları, Arzu Okay’dır, Zerrin Egeliler’dir, Figen Han’dır, Seher Şeniz’dir, Gülgün Erdem’dir, Zerrin Doğan’dır, Mine Mutlu’dur, Necla Fide’dir... İnanmayan genç varsa, babasıyla anket yapsın, hepsi Emmanuelle’e beş basar.

Emmanuelle’in vizyona girmesi için özgürlük mücadelesi verdik, falan... Palavradır. Evet, yasakçı dangoz zihniyet, açık saçık diye Emmanuelle’e karşı çıkıyordu ama, bizim Emmanuelle’lerin filmleri aynı tarihlerde çatır çatır sinemalardaydı. Üstelik, 18 yaş sınırı da yoktu. Bildiğin okul’du.

Haberin Devamı

Belki şaşacaksınız ama, bırak ecnebi Emmanuelle’i, “Kasımpaşalı Emmanuel” bile vizyondaydı! Feri Cansel... Erkeksi tavırları, sinkaflı konuşmasıyla, bu lakapla tanınırdı, 1979’da aynı adla film çevirmişti.

Hatta, “Horoz gibi Maşallah” filmiyle patlama yapan Emel Aydan vardı, ki, asıl adı Erdoğan’dı, İtalya’da ameliyatla kadın olmuştu. Filmlerinde onun için yanıp tutuşanlar, bu gerçeği bilmiyordu. Askere çağırılmış, askerlik şubesine gidip, buyrun beni çağırmışınız deyince, vaziyet anlaşılmıştı.

Ha diyebilirsiniz ki, “Horoz Gibi Maşallah, Parçala Behçet, Ah Deme Oh De, Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak, Azgın Bakireler, Sevişerek Ölenler” gibi filmleri, nasıl olur da Emmanuelle’le kıyaslarsın?

Güzel soru ama, o filmin afişlerdeki adı Emmanuelle değildi ki... Hisli Duygular’dı! Çünkü, güya Türkçeleştirirken, dilimizi katletme merakı, sadece bugün değil, o günlerde de vardı.

Tıpkı...
Entellerimizin, ecnebi’yi kaliteli kabul edip, aynı içerikteki yerli’yi ikinci sınıf kabul etme merakı gibi.

Tıpkı, Emmanuelle’in ikona ilan edilip... Kuşağımızın âşık olduğu, Arzu’ların, Zerrin’lerin, adeta yok sayılması, haklarının teslim edilmemesi, hem ezbere bilinip, hem karalanması gibi.

Haberin Devamı

Bakın, aynen şöyle yazmıştı intihar mektubunda Seher Şeniz... “Nihayet gidiyorum. Daha 15 yaşındayken anlamıştım bu dünyadaki insanların ne mal olduğunu... Öldüğümü kimse bilmesin. Peruklarımı yakın, küllerini savurun. Beni beyaz bir bornoza sarıp her yerimi kapatın, o kadar.”

Bilmiyorum, Seher’leri küçümseyip, Emmanuelle’in ardından ağıt yakan entel tayfası, çıplaklığın masumiyetine dair, böylesine bir cümle kurmayı başarabilir mi...

Özetle.
Çoğu rahmetli oldu, kalanlar da sessiz sakin köşelerde, mütevazı şekilde yaşıyor. Bana sorarsanız, Altın Portakal’ın Altın Koza’nın bu ikiyüzlülüğe son verip hakkı teslim etme zamanı geldi de geçiyor.

Yazarın Tüm Yazıları