‘Dindarlar’ neden Taksim’e çıktı

KENDİLERİNİ ‘Antiem-peryalist Müslüman Gençlik’ olarak adlandıran grup, dün ilk kez 1 Mayıs için Taksim’e çıktı. Herkesin gözleri üzerlerindeydi. Son zamanlarda söylemleriyle dikkat çeken grubun önderi ilahiyatçı-yazar İhsan Eliaçık, kendisini ayrıca ‘Kayserili işveren’ olarak da tanımlıyor.

Haberin Devamı

Keskin bir söyleme sahip Eliaçık’ın mesajları sosyal medyada da geniş yer buldu. Geçen ramazanda ‘zengin, israfçı iftar sofralarını’ protestolarıyla dikkat çekmişti.
Numan Kurtulmuş’un genel başkanlığını yürüttüğü HAS Parti’nin çeşitli yerlerden gelen üyeleri de, bu grubun eyleminde yer aldı. HAS Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul İl Başkanı Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu da bulunuyordu. Fatih Camii avlusunda sabah namazı kılan grup, Esenyurt AVM çadır yangını, Tuzla ve Adana’da iş kazalarında ölen işçiler için gıyabi cenaze namazı kıldı. Daha sonra “Önce namaz, sonra alan” diyerek Şişhane’den Taksim alanına yürüyüşe geçtiler.
En önde, başörtülü ve başı açık kadınlarla erkeklerin yan yana yürüdükleri kortejin önünde, siyah zemine beyaz olarak yazılmış ‘Mülk Allah’ındır’ ayeti dikkat çekti.
Yürüyüşe katılan İslami kesimden Taha Dervişay’dan, ‘Antikapitalist Müslüman Gençlik’i yorumlamasını istedik. Diyor ki:
KENT MÜSLÜMANLARI
- Bu yürüyüş ne anlama geliyor?
- Müslümanlar, 1990’lı yıllardan sonra önlerine çıkan büyük engelleri ve taşları kısmen de olsa yerinden oynattılar. Fakat burada ‘İslami hassasiyeti’ olan insanlar da, AKP iktidarı ile değişime uğradılar. Bazı çevrelerin ‘Anadolu sermayesi’ veya ‘Anadolu Aslanları’ ile başlayan ve gittikçe ‘Kent dindarları’ olarak adlandırılan kitlenin bir kısmı asli unsurları ile devam ederken, büyük bir kısmı da maalesef para ile imtihanı kaybetti... Böylece ‘sonradan görme’ bir zenginler gettosu ortaya çıktı ve kendilerini yoksul kitleden soyutladılar.
Bu durum, çok sayıda gerçekten samimi, temiz Müslüman’ı çok rahatsız etti. Bunlar, araçları amaç haline getirdiler; hızla da ideallerin yerini paraya, makama ve haram servete dönüştürdüler. Görünürde AKP iktidarı ile birlikte şekli dindarlarların ve kendilerine ‘muhafazakâr demokrat’ diyenlerin sayısında ‘rant ve koruma-kollama’ sonucu artış olduğu ibretle izleniyor. Sonra da bunlar vicdanlarını rahatlatmak ve ‘arınmak’ için VIP ‘Umre ve hac’ turlarına gidiyorlar. Ancak, o kutsal topraklara gidip arınmaları gerekirken, gerçek yaşamlarında fakir fukaranın, garip gurabanın, yetimin haklarını da yemede, çalma da o kadar da mahir olduklarını görüyoruz.
GÖNÜL KÖPRÜLERİ
- Peki 1 Mayıs’a gelirsek...
- Samimi ve ‘Adil hafızaya sahip’, ‘Mülk Allah’ındır’, ‘Çağdaş firavunlara hayır’ diyen, çağın Ebuzer-El-Giffari gibi Sahabe sevdalıları bugün (dün) 1 Mayıs’ta Taksim’de emek ve sömürü şarlatanlarını, yani çağın firavunlarını lanetlemek için topluca, hangi görüşte olursa olsun emekçi kardeşleriyle bir araya gelip, büyük bir dayanışma örneği sergilediler. Ayrıca, toplum mühendisleri tarafından koparılan fakat Taksim’de yeniden kurduğumuz ‘gönül köprüleri’ ile tekrar kardeşlik bağımızı kurduk.

Haberin Devamı

AKP’liler yoktu

Haberin Devamı

TAKSİM Meydanı’na çıkışımız ve diğer ezenilenlerle beraber yekvücut hale gelmemiz hükümete içeriden bir eleştiri sayılmalıdır. AKP, sadece zenginlerin partisi mi? Oysa, yola çıktığımızda beklerdik ki, tüm örgütleri ve sahip oldukları belediyeler en ufak bir faaliyetlerini sokak sokak haklı olarak pankartlarla süslerken, ‘1 Mayıs alın teri bayramınız kutlu olsun’ pankartları doğrusu görülmeliydi. Ve de en azından o coşkulu kalabalığın içerisinde, AKP İstanbul milletvekilleri de halkla beraber kol kola olmalıydılar.

Hangi İslam

- SİZ İslam’ın hangi yorumu çercevesinde bunları söylüyorsunuz?
- Bizler inancımız gereğince, hangi din ve dilden olursa olsun, ezilenden, düşkünden, miskinden yana olmak zorundayız. Çünkü inancımız bunu emrediyor.
Mazlumlardan ve ezilenlerden yana olmamız asli ve vicdanı görevimizdir. Zaten Peygamber öğretisi bu şekildedir.
Bugün (dün) 1 Mayıs’ta olduğumuz gibi dünyanın neresinde olursa olsun samimi Müslümanlar olarak, her zaman mazlumdan yana zalime karşı, ezilenden yana ezene karşı, dik duruşumuzla mücadelemizi sürdüreceğiz. Bizi daha sonraki günlerde sadece Türkiye’de değil, dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun mazlumlarla dayanışma içinde göreceksiniz. Bizler ABD’nin daha önce uyguladığı ve şimdi yeni versiyonu ile karşı karşıya olduğumuz ‘yeşil kuşak’ projesinin uşakları olmayacağız.
Bu arada, Almanya’da sosyal medyada örgütlenmesiyle ortaya çıkan ‘isyankâr’ Korsan Parti aklımıza geldi.

Haberin Devamı

Hafriyat operasyonu

İBB’ye, polis tarafından geniş kapsamlı bir operasyon gerçekleştirildi. Bazı gazetelerde küçük haberler gördük; İBB de hemen bir açıklama yaptı. Büyükşehir’in, ilk kez kendi bünyesindeki bir olayla ilgili açıklama yapması dikkat çekicidir. AKP çevrelerinden bir siyasetçi “Bu-na dikkat edin, siz daha önce hafriyat üzerindeki yolsuzlukları ve usulsüzlükleri yazmıştınız. Bu konuya vâkıfsınız. Bu büyük vurgunun ucunun nerelere uzandığını biliyorsunuz.”
Evet bu konunun üzerinde çalışmak gerekiyor. Bir kurmay subayın intihar ettiği yazıldı, ama gerçekten böyle mi? İstanbul’un hafriyat pazarı 500 milyonun çok üzerindedir.

500 bin memur

Haberin Devamı

15.01.2005 tarihinde memur olarak görev yapmakta olanlara 5289 Sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerine Bir Derece Verilmesi Hakkında Kanun ile bir derece verilmiştir. Bu çok önemli bir haktır. Çünkü bir derece memuriyette 3 yıla tekabül etmektedir. Ancak, 08.02.2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan bu kanun sadece 15.01.2005 tarihinde görevde bulunanları kapsamış, bu tarihten sonra göreve girenler ise kapsam dışında bırakılmıştır. Bu uygulama büyük bir adaletsizlik yaratmıştır. Örneğin 18.01.2005 tarihinde göreve başlayan bir memur bu haktan faydalanamamıştır. 14.01.2005’te göreve başlayan bir memur ile aralarında 4 gün yerine tam 3 yıl 4 gün olmaktadır. Aynı sınavlara girip aynı başarıyı göstermiş genç kamu görevlileri arasında bu derece farkının olması büyük haksızlıktır. Eşit işe eşit ücret de böylece gerçekleşmemektedir.     Nejla ÇEVİK

Haberin Devamı

Biliyor musunuz

TÜRKİYE Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nun (TSOF) kazalarda can veren ünlü isimlerin (Recep Yazıcıoğlu, Metin Oktay, Ercan Arıklı, Kerim Tekin, Mustafa Taşar, Adnan Kahveci, Kıvırcık Ali, Barış Akarsu, Ahsen Çetiner, Hande Mumcu, Vedat Dalokay, Tevfik Lav gibi) fotoğraflarının bulunduğu ‘Kaybettiğimiz Değerler’ sergisinin Ankara’da TESK Sanat Galerisi’nde bugün açıldığını...

Yazarın Tüm Yazıları