İnşallah gideriz!

NE psikolojik, ne rakibin futbol karakteri, ne de hava ve zemin şartları olarak maça hiçbir şekilde iyi hazırlanamamışız.

Sahaya ısınmak için çıkıyoruz, kramponlar kifayetsiz. Ve soyunma odasında bunun hadisesi oluyor. Bir kısım diyor ki: ‘‘Hava çok soğuktu, zemin çok sertti.’’ Adamlar, Futbol Federasyonu'nun Beylerbeyi Tesisleri'nde mi oynadılar dün geceki maçı? Aynı şartlarda oynadık. İyi futbolcu, iyi takım, saha, hava, rakip şartlarına uyan takımdır. Gerisi hikaye.

Letonya'nın girdiği pozisyon, ofsayt olabilir veya olmayabilir. Pozisyon bitmiş. Hakemin karakteri belli. Sen, daha hala yardımcıya ısrarla itiraz ediyorsun ve sarı kartı yiyorsun. Bu şekilde sarı kart gören kalecimiz Rüştü, İstanbul'daki rövanşta yok. Emre Aşık, rakiple mücadele ediyor. Hakem daha oyunu durdurmamış, avantaj uyguluyor. Adam seni tutuyor, hakem avantaja bırakmış. Oyun senin lehine ve sen adamın suratına dirsek atıyorsun. Niye böyle bir şey yapıp, kırmızı kartla atılıyorsun? Çünkü, beyin olarak hazır değilsin. Kısacası, nereyi tutsan elinde kalan bir oyun.

Bu sahada top sektirilmez ve mümkün olduğu kadar kademeye fazla girilir. Çünkü, sekecek bir topta, ikinci adam müdahale eder. İlk toplara girilir. Hangisini yaptık? Hiçbirini. Letonya'nın defansında görev yapan üç adamı resmen kereste gibi. Kessen iki yatak odası, bir oturma odası takımı çıkar. Ama sen, onları rahatsız bile edemiyorsun. Doğru dürüst bir tane yan top geldi. O da direğe gitti.

Letonya hak etti

İyi oyuncu, her zemine, sahaya ve rakibe uyan oyuncudur. Biz, kendimizi büyük gördük. Ama dün gece küçük futbol oynadık. Letonya, her şeyi ile bu maçı hak etti. Eğer İstanbul'da da böyle oynarsak, Portekiz'e Letonya gider. Dünya Kupası'nda hiçbir Avrupa takımı ile oynamadan üçüncü olmuştuk. Ve bunu söylediğimizde antipatik geldik. İşte Avrupa'da esamesi olmayan bir Letonya karşısında ne hallere düştük? Bırakın oyun kurmayı, doğru dürüst top yapamadık. Orta sahamız hiç yoktu. Defansın göbeğinde çok açıklar verdik. Orta saha olmayınca hücumda da olamadık.

Şenol Güneş, zaten yoktu. Ergün Penbe, kendi takımının en kötülerinden. Okan Buruk, kötü bile değil. Çünkü, takımında oynamıyor. Türkiye Ligi'nin, bunların yerinde oynayacak formda iki oyuncusu Gökdeniz ve Tümer, Şenol'un yanında. Zaten soğuktan donmuşmar. Son dakikalarda onları oyuna sokuyor. Çok maçımızı şansla kazandık. Ama bir gün onu bize bırakacağını hiç düşünmedik. Dün eğer şanslı olsaydık, Emre'nin vuruşu direğe vurmaz içeri girerdi. Ama bu gol olsaydı, futbol adına ve Letonya adına yazık olurdu.

İstanbul'da ne yaparız? Sinirlenirsek, onların çabuk oyuncularının arkasından tekme atarız. Yine eksiliriz ve gol yeriz. Zaten İstanbul'da yiyeceğimiz bir gol, bizi tamamen bozar. Yazıyı gene bir Türk gibi bitirelim. İnşallah Portekiz'e biz gideriz. O zaman da başta Şenol Güneş olmak üzere bu takımı hazırlayanlara ‘‘maaşallah’’ deriz. Çünkü, Riga'da dün gece iki futbol takımı maç yaptı ama birisi kız takımıydı, diğeri erkek takımı. Futbol çıtkırıldım sporu değil. Sağlam basacaksın.
Yazarın Tüm Yazıları