Şükrü Küçükşahin
Şükrü Küçükşahin
Şükrü KüçükşahinYazarın Tüm Yazıları

Dolmabahçe buluşmasından YAŞ’a

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın, 27 Nisan bildirisi sonrası Dolmabahçe’deki buluşmasını gündeme getirip tarafların konuşulanları açıklamasını istediler; aksi takdirde iktidar olduklarında Erdoğan’la Büyükanıt’ı Yüce Divan’a göndermekle tehdit ettiler.

İki lider de kendilerinde bazı bilgiler bulunduğu izlenimi veriyorlar.
Eğer bu doğruysa, “Ne konuştunuz açıklayın” diyen iki liderin öncelikle kendileri, kırıntı da olsa bildiklerini kamuoyuyla paylaşmaları gerekmez mi?
İktidar çevreleri ve darbecilere en derin savaşı açmış(!) olan bazıları da, “CHP ve MHP Büyükanıt’ın üstüne niye bu kadar gidiyor?” diye soruyor.
NEDEN AÇIKLANMIYOR
İktidar çevrelerine kulak verdiğimizde, o buluşmada teamüllere aykırı tek şey olmadı; her iki taraf da elindeki tüm bilgileri açıklıkla paylaştı ve TSK’da yanlış yapanların ayıklanması konusunda mutabakata vardı.
Böyle bir mutabakat için tarafların, “Benimle mezara gidecek” demesine gerek bulunmadığına göre, burada amaç Büyükanıt’ı korumak olması mı?
Açıklama yapılmadığı sürece Büyükanıt, “27 Nisan muhtırasıyla suçlanmaktan kendini kurtardı, verdiği bilgi ve sözlerle TSK’yı ağır bir fatura altında bırakıp gitti” itham ve suçlamasıyla karşı karşıya kalabilir.
Büyükanıt’ın verdiği sözleri halefi Org. İlker Başbuğ ile paylaşmadığı düşünüldüğünde, Başbakan Erdoğan’ın beklediği bazı ilerlemeler sağlanmamış, bunların sonuçları da YAŞ’taki krize kaynaklık etmiş olabilir.
YAŞ’ta sorunun büyüğünün Org. Hasan Iğsız ile ilgili yaşandığı doğrudur ve muhtemel ki Org. Iğsız’ın bazı konuşmalarından rahatsızlık duyan Başbakan, bunu YAŞ ile paylaşıp, çok net ‘Bu atamaya karşıyım’ mesajını vermiştir.
“Sadece Iğsız değil Başbakan, kendisine ulaşan bazı başka komutanların söz ve eylemleri konusunda da çıkışlarda bulundu” bilgisine de ulaştım.
Örneğin; ‘Başbakan-Adi’ işaret-parola densizliğinin yaşandığı komutanlıkta sadece bir astsubayın cezalandırılmasını yeterli bulmamış; bir tören alanına gelişinde ayağa kalkmayan, konuşmasına da kendisi yokmuş gibi “Sayın misafirler” diye başlayan bir komutanın hâlâ görevde tutulmasına (ve de başka örneklere) karşı çıkmış olması da büyük olasılık.
BÜYÜKANIT’IN ÖRNEĞİ TAM TUTMUYOR
Dolmabahçe buluşması yeniden tartışılınca Büyükanıt, Fikret Bila’ya, “Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit’le de görüştüm. Bunlar devlet işi” dedi.
Bu sözleri Yılmaz’a sordum; yanıtını özetleyip, yorumu size bırakıyorum:
“Büyükanıt benim zamanımda Genelkurmay Başkanı veya İkinci Başkan değildi, Genelkurmay’ın Başbakanlık’taki temsilcisiydi. Askeri danışman olduğu için zaman zaman sadece askeri konuları görüşüyordum; ama hiç Dolmabahçe’deki gibi uzun görüşme yapmadık. Verdiği örnek tutmuyor yani; bizimki Başbakan-Genelkurmay Başkanı görüşmesi değildi. Genelkurmay Başkanı ile yaptığımız ikili görüşmelerde tutanak tutmak gibi bir şey olmadı. Yabancı bir devletle temas değil ki devletin kaydına geçsin. Eğer demokrasi veya kurumlara zarar verici bir pazarlık yapılmamışsa bunun gayet tabii ki açıklanması tarafların rızasına bağlıdır. Ama böyle bir mutabakat varsa, bu tür rivayetler ortaya çıktıysa, buna açıklık getirmek demokrasiye hizmettir.”
Yazarın Tüm Yazıları