Eren The End

BEN kimsenin gözünde herhangi bir konuda aklanmak için bunları anlatmadım.

Defne’yi batırmak için de değildi.

Haberin Devamı

İntikam da değildi.
Benim derdim, Defne’nin bana açtığı davada, o yakın avukat arkadaşlarının, kazanmak için yaptıkları belden aşağı oyunlara, hukuk numaralarına “Yeter artık!” demekti.
Karısıyla boşanırken benzer durumlar yaşayan bir arkadaşım, “Hayatta en tehlikeli şey avukatlardır Eren, onlara dikkat et” demişti.
Haklıymış.
Bu hikâyenin başından beri bir sürü numara yaptılar.
Güya adı hukuk...
Al işte, ben de işin aslını anlattım, onların oyunlarını bozdum...
Hakikat, her türlü hukuk numarasından üstün.
Beğenirsiniz beğenmezsiniz, beni lanetlersiniz lanetlemezsiniz, umurumda bile değil.
Benim zaten başıma gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiş.
Bir sürü şey tartışılıyor ama kimse samimiyetimden şüphe etmiyor, öyle değil mi?
Bu, bana yeter.
Defne’nin bilgisayarına girip bir mail’i kendime forward ettiğim için, kendi karım beni Cumhuriyet Savcılığı’na verdi, yargılanmamı talep etti, 5 yıl hapsimi istedi.
Richard’ın gönderdiği bir mail’di, benimle ilgiliydi.
Bu olacak iş mi?
O zaman niye ayağa kalkmıyor insanlar, “İki çocuğunun babasına bunu nasıl yaparsın?” demiyor.
Hiçbir şey tek taraflı değil.
Anlattıklarımdan dolayı “Aferin” almayı beklemiyorum.
Ama linç edilmeyi de hak etmiyorum.
Çünkü hiç kimse hayatta, çıldırma pozisyonuna kolay gelmiyor!
- Bunlar, Eren’in son sözleri. Benim de onunla ilgili yayınlayacağım son sözler. Her yerde, sokakta, bakkalda, manavda sanki ben uzmanmışım gibi soruyorlar. Hep aynı şeyi söylüyorum: Haklı-haksız yok. Benim için ikisi de haklı, ikisi de haksız. Ne yargılıyorum ne taraf tutuyorum. Ben önümüzdeki röportajlara bakıyorum!

Haberin Devamı

Hiç parası yoksa Point Otel’de nasıl kalıyor?

MAİL’lere göz atınca şunu fark ettim, en fazla merak edilen sorulardan biri, her şeyini kaybetmiş, parasız pulsuz bu adam Point Otel’de nasıl kalabiliyor?
Eren’in cevabı şöyle:
“Point Otel’in sahibi Galatasaray’dan abim Dursun Özbek, ‘Burada kalacaksın! İşlerin düzelene kadar bir yere gitmiyorsun, ben senin abinim, sana emrediyorum” dedi. O günden beri buradayım. Ne diyebilirim ki, Allah ondan razı olsun...”

Haberin Devamı

Seks kadar zevk aldığım bir şeyi elimden aldılar

GALİBA bir ben kalmıştım çevremde yaptırmayan...
Yaptırdım.
Besin Duyarlılık Testi.
Arkadaşım Roya (Sharghi), “Bu testi yaptırmalısın” dedi, “Yememen gereken besinleri öğrenmek, önce senin sinirini bozacak. Ama onları bilmek, beslenmende bir değişim ve denge sağlamana yol açacak...”
O çok güvendiğim biri, üstelik doktor...
Ve en önemlisi, o bu testi yaptırdıktan sonra gözümün önünde eridi, serpildi, güzelleşti, daha ne olsun...
“Tamamdır” dedim.
Zahmetli bir şey değil, yapmanız gereken tek şey kan vermek.
Cırt diye oluyor.
Sonra size ayrıntılı bir rapor (Food Intolerance Test Report) geliyor.
“Şu şu besinleri kullanma kardeşim, sana iyi gelmiyor” diyorlar.
Hangi gıdalara karşı duyarlıysanız, sıralıyorlar.
Bize dokundukları halde bazı besinleri sürekli tüketirsek, cilt sorunları, migren, şişlik, aşırı kilo, aşırı zayıflık, mide ve bağırsak hastalıkları, kalp ve kan dolaşımı bozuklukları, depresyon vesaire gibi rahatsızlıklar ortaya çıkıyormuş.
Bundan haberimiz olmadığı için de, biz onları tüketmeye devam ediyormuşuz.
Nasıl şaşırdım anlatamam, bana mesela portakal yaramıyormuş, 8 hafta kullanma dediler, ananası 16 hafta kesmemi istediler, keten tohumunu (ki gittiğim bütün diyetisyenler vermişti) 32 hafta kullanmayacakmışım, Arnavut biberini (ki ben her türlü acı biberi çok severim) 8 hafta ağzıma sürmemem gerekiyormuş, köri ve tarçını 16 hafta, en çok da buna güldüm içinde ginkgo bulunan besinleri 8 hafta kullanma demişler.
Hafızam kuvvetlensin diye Ginkgo Biloba almayı toptan unutmam gerekiyor yani!
Kolayı da 16 hafta içmeyecekmişim.
Ama en önemlisi, benim hayatımı mahveden şeyi küt diye bulmuşlar, “İçinde agar olan ürünlerin 1 yıl kullanma” yazmışlar.
Agar nelerin içinde mi var?
Süsleme jeli, beze, pasta kaplama şekeri, lokum, karamel, marşmelov, jelibon, jelly bean, kurabiye, donut jölesi, şerbetler, jöleler, dondurmalar, diyet reçeller, marmelatlar, fıstık ezmesi gibi tanrısal bir sürü harika şeyin içinde...
Listeyi gördüm ve “Eyvah! Vursaydınız daha iyiydi” dedim.
Bana seks kadar zevk veren her şeyi kesmemi istiyorlar!
Ama itiraf ediyorum, besin duyarlılık testine inandığım an da, o andır.
En sevdiğim şey, bana aynı zamanda en çok dokunan şeymiş, bilmişler.
Ben mesela bir pastanın kaplama şekerini yiyip, mutluluktan ölebilirim, ya da kremalı bisküvinin çocuklar gibi kremasını yalayarak kendimden geçebilirim, jelibonla beni her zaman kandırabilirsiniz, hele rengârenk jelly bean’lerle neler neler yaptırabilirsiniz...
Şarap ve bira da iyi gelmiyormuş bünyeme...
Oysa, hayatım şarap içerek geçti...
Bu yaz rakı var.
Agar yok.
Bakalım, ne kadar dayanabileceğim...

Haberin Devamı

HAMİŞ: Bir sürü yer yapıyor  bu testi. Ucuz değil. Hatta pahalı, 810 lira.

Yazarın Tüm Yazıları