23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    2 Kasım 2009
    Kanat ATKAYA  katkaya@hurriyet.com.tr

    Dirençli G.Saray

    EKSİKLER, Hasan Şaş'ın tabiriyle “sosyetik” kadrodan olunca, yerleri işçi karıncalarla dolduruldu. Galatasaray yabancı kadrosunu daha önce bu kadar az kullanmış mıydı hatırlamıyorum.

    Sahada sadece Franco, Nonda ve Kewell vardı.
    Yerli kadro, ağır olduğu zaman çekilmez hal alabilen Nonda'ya gol attıracak kadar çok çalıştı!
    Nonda golü atmasına rağmen başarısızdı, umarım Keita ile buluşmayı bekliyordur sadece.
    Baros'un yokluğunda sadece Nonda ile yürümek pek mümkün olmayabilir.
    Kewell'ın da tüm iyi niyetine rağmen üst üste maç oynamak konusunda sıkıntısı olduğunu biliyoruz. Golü yaratacak adam çalışkan gününde değilse yük takımın kalan kısmına biniyor.
    Barış, Sabri, Mehmet Topal ve Mustafa Sarp'ın gösterdikleri direnç sayesinde oyunun hakimiyeti hep Galatasaray'da kaldı.
    Bu bardağın dolu kısmı.
    Bir de boş kısmı var elbette.
    Rakip Sivasspor dağılmış, toparlanmaya çalışıyor.
    Yani eski gücündeki Sivas olsa bu direncin manası daha büyük olurdu demek istiyorum. Büyük hedefler için pek yeterli olmayabilir demek istiyorum..
    Yine de derbi sonrası sendromundan çıkış için önemli bir adım.
    Yerlilerin ve yedeklerin sahne aldığı, psikolojik ve meteorolojik (!) zorlukları olan maçtan 3 puan almak mühim. Bir de haftalar ve maçlar sonra gol yemeden maç bitirdiler; onu da atlamamak gerek.

    Tez konusu olarak Sivasspor

    KIRMIZI/Beyazlı ekibin başarılı olduğu günlerde sıkça tekrarlanan bir görüştü: “Sivasspor'un başarısı tez konusu olur.”
    Başarı öykülerini herkes sever. Tez yapan da olmuştur muhakkak; belgeselini seyrettim en azından.
    Peki ne oldu Sivasspor'a?
    Başarılı bir ekip nasıl böyle dağıldı?
    Tutkal nerede gevşedi?
    Mehmet Yıldız ve Bilica gibi iki önemli köprü ayağı taşıyormuş meğer Sivasspor'u. Böyle mi düşünmemiz gerekiyor?
    Bütün parçaları uyum içinde çalışırken düzgün bir makine idi Sivas.
    Şimdi yeniden takım inşa etmeleri gerekiyor ve dürüst olmak gerekirse işleri zor.

    Sabri'nin iki yönü

    SABRİ çalışkan. Hırçınlığı unutup oyuna odaklanınca faydası artıyor.
    Galatasaray'ın öz evladı olduğu için ayrı bir mutluluk duyuyorum “İyi Sabri”yi seyrederken. Nasihat dinleyip adam olmuş eski haylaz daha çok sevilir ya; o hesap!
    Ancak Sabri enerjisiyle ne kadar katkı sağlıyorsa, isabetsiz ortalarıyla da o kadar sabır zorlayıcı oluyor.
    Ufak bir istatistik hesabı Galatasaray'ın kabaca 6 ortadan 1'inde isabet sağlayabildiğini gösteriyor.
    Sabri ayağının ayarını biraz sağlasa dünya futbolu yeni Cafu aramaktan kurtulmuş olur..



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Kanat ATKAYA
    Tüm yazıları