Ertuğrul ÖZKÖK
29 Ekim günü Ankara
29 Ekim günü Ankara'daydım.
Öğle yemeğini CHP Genel Merkezi'nde Deniz Baykal'la yedim.
Çok formda görünüyordu.
Morali yerindeydi.
Son zamanlarda kendisine ulaşan kamuoyu anketleri belli ki ona güven vermiş.
Baykal'lı CHP'nin “yükselişte olduğu” sinyalleri geliyor.
Ona göre CHP yüzde 25'i geçmişti ve bu yükseliş devam ediyordu.
Hatta bazı anketlerin yüzde 28'i gösterdiğini söylüyor.
“Başbakan'ın memleketi Rize'den bile olumlu sinyaller alıyorum” diyor.
* * *
“Nefes” filminden gelmişti.
Kapıda kendisini çok kalabalık bir gazeteci topluluğunun beklediğini anlattı.
Bense, o sabah 29 Ekim töreninde Başbakan'la ne konuştuğunu merak ediyordum.
Erdoğan, “Turlara devam ediyor musunuz” diye sormuş.
“Önce anlamadım” dedi.
Sonra “Anadolu'da yaptığı turları” kastettiğini anlamış.
“Evet ediyorum” cevabını vermiş.
Başbakan da “Evet belli olmaz, her an her şey olabilir” cevabını vermiş.
Bu haber Hürriyet dahil dün bazı gazetelerde vardı.
Olmayan, acaba seçimin ne zaman yapılabileceği ile ilgili bilgiydi.
Erdoğan'ın sözleri ne anlama geliyor?
“2010'da bir erken seçim yapabilir miydi?”
Baykal 2010'da bir seçim beklemiyor.
Onun tahmini “Mayıs 2011”.
“Ama seçime 1 yıl kaldı. Türkiye gelecek yıl bu aylarda seçim atmosferine girmiş olur” diyor.
* * *
Akşam Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 29 Ekim davetindeydim.
Hemen ilk izlenimimi aktarayım.
Köşk'ün büyük kabul salonundaki o soğuk hava biraz yumuşatılmış.
Bu salonu, yapıldığı günden beri soğuk bulurdum.
Şimdi ortaya bütün salon boyunca uzanan bir masa konmuş.
Masanın üzerinde çiçekler var.
Bu da salona biraz daha sıcak bir hava vermiş.
Gözüme çarpan bir başka değişiklik de şu.
Kapıda adınızı bir kâğıda yazıp size veriyorlar.
Bu kâğıdı, Cumhurbaşkanı'nın elini sıkacağınız salonun kapısındaki protokol müdürüne uzatıyorsunuz.
O da siz Cumhurbaşkanı'na doğru yürürken adınızı yüksek sesle söylüyor.
Yani biraz İngiliz protokolü hâkim olmuş.
Ayrıca salonun orta yerine dev bir ekran yerleştirilmiş.
Oradan Cumhurbaşkanı'nın kabulünü seyrediyorsunuz.
* * *
Cumhurbaşkanı'nı çok formda gördüm.
Eşi de öyleydi.
Elini sıkarken, “Yazı diziniz çok güzeldi” dedi.
Ahmet Hakan'la birlikte yaptığımız Umre dizisini çok beğenmiş.
Ben de “Beğendiğinize çok sevindim” dedim.
Bütün meslek hayatımda yaptığım hiçbir gazetecilik işi bu kadar çeşitli çevrede böylesine ses getirmedi.
Nereye gitsem herkes beğendiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Gül, üzerine gayet güzel oturmuş bir smokin giymişti.
Kendisi ve eşi artık Cumhurbaşkanlığı makamını tam olarak doldurmuşlar.
Belli ki o tartışma artık çok gerilerde kalmış.
* * *
Salonda DTP milletvekili Sırrı Sakık'la sohbet ettik.
Üzerinde çizgili koyu renk bir takım elbise vardı.
Her zamanki gibi şıktı.
Fatih Altaylı “DTP Milano milletvekili” diye şaka yaptı.
Atatürk'ün huzurunda Kürtçe “Bayramınız kutlu olsun” dediğini anlattı.
Biz de bu yıl Cumhuriyet Bayramı'nın Diyarbakır'da coşkuyla kutlanmasına çok sevindiğimizi söyledik.
Bu tür jestlerin toplumdaki gerginliği düşüreceğini anlattık.
Aslında hepimizin aklı, biraz aşağıda Başbakanlık Konutu'nda Başbakan Erdoğan'la Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un yaptığı görüşmedeydi.
Ama bana, gergin geçen bir haftadan sonra Ankara'ya daha sakin bir hava yayılmış gibi geldi.
|