23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    30 Ekim 2009
    Ertuğrul ÖZKÖK  

    Savaş oyunları ve hasar tespiti

    Şimdi asker için bir “Debreefing” zamanı.

    Komutanlar karargâhta toplanmış ve durum değerlendirmesi yapıyorlar.


    * 2007 yılında ne planı hazırlanmıştı?


    AKP'nin durumu ve ilerlemesinin önlenmesi.


    *
    Planları kimler yapmıştı?

    Harb okullarından en iyi derecelerle mezun olmuş, en parlak kurmaylar.


    Genelkurmay böyle diyor.


    *
    Peki sonuç ne?


    Bozgun...


    Genelkurmay'ın en parlak subaylarının hazırladığı plan tam bir hezimetle sonuçlanmış.


    Plan daha uygulamaya konmadan karşı tarafın eline geçmiş ve karşı taraf bunu alıp keman gibi çalmış.


    Askerler kusura bakmasın ama, bugün önümüzdeki manzara tam anlamıyla budur.


    *  *  *


    Şimdi gelelim hasar tespitine.


    Asker girdiği savaşı kaybettiği zaman asıl kaybeden kim olur?


    Ülke değil mi?


    Burada böyle mi oldu?


    Hayır, tam aksine iyi ki bu planlar uygulanamadı ve bunu hazırlayan “kurmay” heyeti kimse, onlar bozguna uğradı.


    Ricat başladı.


    Yani demokrasi kazandı.

     

    *  *  *


    Bu kadar basit mi?


    Hayır.


    Ülkenin kaybettiği çok önemli şeyler de var.


    Bu ülke, tarihinin en büyük etnik sorunuyla boğuşuyor ve etnik sorunu sömüren terör örgütü ile ilişkilerde en kritik noktadayız.


    Türk ordusunun morali, bir yandan kendi hataları, bir yandan da dozu ve insafı kaçmış bazı yayınlarla dibe vurmuş halde.


    Yani, hasar tespitine ülkenin kaybettiğini de eklememiz lazım.


    Bir de şu soruyu sormalı:


    En parlak komutanları böylesine vahim stratejik hatalar yapan bir ordunun, acaba eğitim sistemini, zihniyetini baştan sona gözden geçirmesinde yarar yok mu?


    Tabii ki sadece askerlerin hasar tespiti yapması yetmez.


    Bütün toplumun ciddi bir hasar tespiti yapması gerekiyor.


    Üstelik bu hasar tespitini mümkün olan en serinkanlı biçimde yapmalıyız.

     

    *  *  *


    Önümüzdeki ciddi soru şudur:


    “Islak imza”
    krizini nasıl sonuca bağlayacağız?


    Bir tarafta savaş tamtamları çalan, Silahlı Kuvvetler'in üzerinde savaş ve intikam çığlıkları atanlar var.


    “Vur, kır, ez geç, şu komutanın kellesini al, berikini azlet”
    diye bağırıyorlar.


    Yargıyı, soruşturmayı beklemeye tahammülleri yok.


    Bir süredir hem savcı, hem hakim, hem infaz memuru olmaya alıştılar.

    Kuvvetler ayırımı onlar için “faso fiso...”


    Fransız İhtilali'nde, giyotinin altında yün örerken, düşen kelleleri histerik kahkahalarla izleyen “tricoteuse”ler gibiler.


    *  *  *


    Bu bizim ordumuz...


    Terör örgütü dağlarda hâlâ      dolaşıyor.


    Çevremiz henüz süt liman değil.


    Bırakın, hem askeri savcılık hem sivil savcılık üzerine düşeni yapsın.


    Serinkanlı biçimde bekleyelim, hepimizin vicdanını tatmin edecek bir süreç işlesin ve darbe planı yapan varsa cezalandırılsın.


    Albay Dursun Çiçek olayı ilk patladığında Orgeneral Başbuğ'a “Bu planın hazırlanması emrini siz mi verdiniz” diye sorduğumda “Bu soruyu zul addederim” demişti.


    Ben komutanın gereğini yapacağına inanıyorum.


    *  *  *


    O bakımdan, dün Başbakan Erdoğan'la Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ arasında yapılan görüşmeden sonra yapılan açıklamayı çok yapıcı buldum.

    Sivil hasar tespiti yolunda, serinkanlı bir bekleyişin başlamış olduğunu umut ediyorum. 



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Ertuğrul ÖZKÖK
    Tüm yazıları