Kanat ATKAYA katkaya@hurriyet.com.tr
Domuz gribi aşısını niye yaptıramam
ÖNCELİKLE saçmalamayalım lütfen, aşı koruyucu ise elbette yaptırılacak.
Sonra lütfen bir süre öpüşmeyelim.
Sağlık Bakanı haklı, mesela 5 ay sırnaşmayalım birbirimize yoksa samimiyetimizden öleceğiz.
Dudaklarını büzerek ve kafasını hafiften eğerek öpme pozisyonuna geçecek arkadaşlara karşı, eski Steven Seagal filmlerinden öğrendiğim “tek harekette kolu üç ayrı noktadan kırmaca” numarasına başvurmayı düşünüyorum.
Steven Abimizi de bu mistik hadiseler bozdu ya; ben ona yanarım.
Boynunda kemik kolye vıdı-vıdı konuşuyor artık filmlerde.
Nerede o “çat-çat” adam bükme günleri? Peeeeh!
Madem karışık teknik başladık öyle devam edelim.
Yakın zamanda “antibakteriyel temizlik jeli mafyası”nın oluşacağına eminim.
* * *
Haberler, suya/sabuna gerek duymadan hijyen sağlayan jellerin yok sattığını, eczanelerin satacak ürün bulamadığını aktarıyor.
Sahte içki üreticileri vesaire için mümbit arazi!
Bu ülkenin sahtekârlarını biraz tanıdıysam eğer, kesin sahtesi kaplar piyasayı.
Bir süre bu amaçla evde hazırlayacağım rom ve rom ve yine romdan oluşan karışımı kullanacağım.
Kimseye tavsiye etmem ama aynı zamanda içip kafayı bulup hem domuz gribini, hem derbi maçı (Biz Galatasaraylılar için!) hem de mesela Bülent Arınç'ı unutabileceğiniz için jelden daha iyidir herhalde!
* * *
“Saçmalayacağına aşı olsana be adam!” diyebilirsiniz tabii.
Fakat siz o aşının nasıl yapıldığını gördünüz mü?
Koldan değil burundan yapılanı ilk gördüğümde “Oyyy!” dedim, içim fena oldu.
‘Hemşiranım' şırıngayı burun deliğinden içeri sokuyor ve zerk ediyor eriyiği bünyeye!
Ancak aşıyı buruna yiyen çocuğun gülümsemesi kafamı karıştırdı.
Çocuk “Ben zaten her aşının tiryakisi olmuşum; tetanosun, çiçeğin, iğnenin peşinde yorulmuşum” gibilerden bir rahat, bir rahat...
Hasta mısın çocuğum sen?
Çocuk dediğin aşıdan korkar!
Görüntüyü tekrar seyretmek için bir sonraki haber bültenini bekledim ve bu arada cesaretimi de topladım.
Hemşire şırıngayı aldı ve hort diye daldı Hor Hor Çeşme Sokağı'na.
Ama bu arada detayı yakaladım, şırınganın ucunda iğne yok!
Fiyuuuv!
Zaten o hızla ucunda iğne olan bir şırıngayı burna soksan herhalde bıngıldak tabir edilen bölgeden çıkardı.
Yine ‘oyyy', içim kamaştı!
* * *
“Evil Dead” filmini ilk kez seyredermiş gibi karşısında acı çektiğim bu görüntü bile beni aşıya ikna edemedi, onu da söyleyeyim.
Burun damlası kullanırken bile açık kalp ameliyatı geçiriyormuş hissine kapıldığımdan yapamam bu işi.
Vuracaksanız omzuma (Askerliğin gözünü seveyim; zort diye iki kola aynı anda vurmuşlardı kapıdan girerken!) buyurun, kıvırayım gömleği.
Ama burnuma o şeyi sokturmam çok güç.
Hişş! Çocuklar, siz beni dinlemiyorsunuz, annenizi dinliyorsunuz tabii.
Sizinle aynı tarafta olsam da, o aşıyı yaptıracaksınız anneniz isterse, tamam mı?
Haydi gidin şimdi, önce aşınızı yaptırın sonra komşunun camını indirin!
Leoparın kuyruğu
NTV'nin bahçesinde, küçük bir kahve/sigara molası sırasında, güncel konulardan, açılımdan konuşurken eski dostum bir Afrika atasözünü hatırlattı:
“Leoparın kuyruğunu tutma; tutarsan da bırakma...”
Sadece bizim atalar bilge değilmiş; yaşlı kıtadan cevher çıkıyormuş.
AKP'den bu atasözü üzerine bir kompozisyon beklentim olmadığını da belirtmeliyim tabii.
|