23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    26 Ekim 2009
    Doğan HIZLAN  dhizlan@hurriyet.com.tr

    ‘Bursa'nın ufak tefek taşları'

    BURSA türkülerinden hangisini bilirsiniz diye sorsam? Herkesin aynı türküyü söyleyeceğinden eminim.

    “Bursa'nın ufak tefek taşları

    Keman olmuş o yarimin kaşları”


    Ardından da, “Yarin bahçasına girip feslihan yolabilirsiniz.”


    Aramızdan haince ayırdıkları, sevgili dostum Onat Kutlar'ın sık sık söylediği, bana da öğrettiği bir türkü acımı tazeliyor:


    “Evlerinin önü nane de maydanoz

    Siz bizim haneye gelmez oldunuz

    Elinde yelpaze yelpaze yelpaze yelpazelenir

    Güzelin yanında can tazelenir.”

    FÜRUZAN'I YENİDEN OKUMALI

    Edirne türkülerinin ilki, “Edirne'nin ardı da bayler.”


    Güfte size mutlaka Türk öykücülüğünün mücevher değerindeki bir örneğini yeniden okuma gereksinimini duyuracaktır.


    Füruzan
    'ın Edirne'nin Köprüleri öyküsünü. Bir türkü edebiyata, edebiyat da bir türküye göndermeler yapıyor.


    “Edirne köprüsü taştan

    Sen çıkardın beni baştan

    Ayırdılar beş kardaştan.”


    İkinci türküyü kim bilmezi ki? Kim yaşamamış ki?


    “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

    Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler

    Annesinin bir tanesini hor görmesinler.”

    Adile Kurt Karatepe okumuş. Güzel, etkili söylemiş.


    Ben çok sesli icrasını da ses belleğimde seslendiriyorum.


    Remziye Alper Tanrıkulu
    'dan da dinleyin derim, acının, özlemin derinliğini de fark edin.


    “Kızılcıklar oldu mu?”
    yu dinlerken, onu her kesimden kitleye yayan Tülay German'a buradan sevgiler, selamlar gönderiyorum.


    Demir Özlü
    'yü, Önay Sözer'i, Sina Akşin'i de unutmadım, birlikte Tülay German'ı dinlediğimiz dostlarımı.

    MANİSA'YA BİR KEZ GİTTİM

    İzmir'e gittiğim bir yıl, Manisa'ya, Yusuf Atılgan'a uğramaya karar verdim. Otomobille Manisa'ya geldiğimde sıcağa tahammül edemedim, bir otele girdim uyudum, akşam da İzmir'e geri döndüm. Oysa geleceğime dair telgraf da çekmiştim. O, Saruhanlı İlçesi'ne bağlı Hacı Rahmanlı Köyü'nde yaşıyordu.


    Manisa
    türküleri içinde, “Söğüdün yaprağı narindir narin”i ne çok dinledim.


    “Sendeki kaşlar bend'olsa”
    ilan-ı aşkların müzikle şiiri birleştiren örneği.

    * * *

    CD'ler iyi hazırlanmış, türkülerin sözleri var, söyleyenlerin, çalanların adları konulmuş.


    TRT
    marketlerde de bulabilirsiniz, müzik mağazalarından da satın alabilirsiniz. Ayrıca konularına göre notalarıyla türküler kitapçıkları da hazırlamış TRT.


    Türkülerin coğrafyası, bir ülkeyi, insanlarını tanımak için önemlidir. Hele böyle sonsuz çağrışım zenginliğine sahip türkülerin olduğu bir coğrafyada yaşıyorsak... 



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Doğan HIZLAN
    Tüm yazıları