23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    26 Ekim 2009
    Erman TOROĞLU  etoroglu@hurriyet.com.tr

    N'oldu?

    SİZE soruyorum. Maçtan 45 dakika önce futbolcuların saha içindeki arbedesini ayırmak isteyen yardımcı hakeme sert bir cisim gelse, kafası yarılsa ve üç dikiş atılsa, İngiltere Premier Lig veya Almanya Bundesliga da maç başlar mı?

    Bence başlamaz. Peki, Türkiye'de niye başlıyor? Biri yazar, biri bozar da ondan başlıyor. Disiplinin göstere göstere ceza verdiği kararları, tahkim göstere göstere bozarsa, yani Futbol Federasyonu ayağına kurşun sıkarsa, Türkiye'de başlar...
    Keita kafasına gelen maddeyi Federasyon Temsilcisi'nin masasına bırakıyor. Keita nereli? Fildişi Sahilleri'nden. Biz de diyoruz ki ilerleyen ülkeyiz. Keita da zannediyor ki Türkiye'de ceza verebilecek Futbol Federasyonu var.
    Bu Futbol Federasyonu böyle devam ederse, bu ligin sonu gelmez. Tıpış tıpış giderler. Ve bu ülke Haluk Ulusoy döneminin rezalet yönetimini arar. Ama o zaman sakın kimseye kızmasınlar...
    NOT: Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu maçtan evvel yaralanan bir hakem olursa maça başlamama kararı almıştı ve hakemlere iletmişlerdi. N'oldu? Futbol Federasyonu, kafasına bir şey gelen oyuncunun durumunda hakeme “Oyunu durduracaksın, santraya gelip toplanacaksınız. Temsilciyi çağıracaksınız. İkaz edeceksiniz. Gerekirse anons yaptıracaksın, tekrarında içeri gireceksiniz ve bir daha geri gelmeyeceksiniz” demedi mi? N'oldu?

    Rijkaard düşünecek

    BAROS'un sakatlığı Galatasaray için şanssızlık. Rijkaard'ın, Elano'yu oynatması Fenerbahçe için şans. Futbolcu oynaya oynaya, karpuz yata yata büyür. Arda son zamanlarda Galatasaray'ın iyi bir el freni. Tam oyun süratlenecekken frene basıyor. Galatasaray, Keita'yı kullanamıyor. Fenerbahçe de ne olur, ne olmaz diye ona iki-üç kişiyle markaj yapıyor.
    Bence Türkiye'nin şu anda en zayıf çift santrhafları olan Servet-Gökhan ikilisine karşı Daum, dün gece öncelikle Kazım silahını kullandı. Servet'te bayağı büyük düşüş var. Fenerbahçe ilk 45 dakikada oyunu iyi kontrol etti. Alex'in ilk golünde, Roberto Carlos ofsayttı.
    Fenerbahçe ikinci yarıda biraz durgundu. Ama öyle olduğu anlarda bile Galatasaray arkaya yaslanan Fenerbahçe'yi fazla zorlayamadı. Çünkü, Keita'dan çok şey bekliyorlardı. O da ikili-üçlü presle hareketsiz hale geldi ve sinirlendi. Sarı kırmızılılar soldan da hiç çalışamadılar ve rakibine yön değiştirtemediler.
    Daum dün gece Rijkaard'a göre takımını daha iyi idare etti. Düşünün orta alanda Galatasaray kiminle top yapacak? Ama sarı lacivertliler öyle değil. Kazım, Galatasaray defansını iyice hırpaladıktan sonra Güiza'ya ekmeği yemek düştü.

    Hakederek kazandı

    Futbolun kurallarını Fenerbahçe daha doğru uyguladı ve hakederek kazandı. Rijkaard'ın bu mağlubiyetten sonra oturup düşünmesi lazım. Nerelerde hata yaptım diye. Bünyamin Gezer maçı kötü yönetmedi. İlk yarıyı en az 6-7 dakika oynatması gerekirken, biran evvel iki dakikada bırakıp kaçtı.
    Fenerbahçe Stadı'na gelen takımlar hem seyirci kapasitesinden hem de seyircinin sahaya yakın olmasından dolayı çok baskı yiyorlar. Eğer Galatasaray ve Beşiktaş takımları biran evvel buna benzer stat yapamazlarsa Fenerbahçe malı alır, götürür gider. Çünkü, Türkiye'deki futbol şartları yapanın yanına kar kalıyor. Düşünün kafasına madde gelen Keita, atılanlardan zarar gören Keita bir tepki gösteriyor ve atılıyor. Herşey kuralına uygun. Ama işte dediğim gibi yapanın yanına kar kalıyor.



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Erman TOROĞLU
    Tüm yazıları