23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    22 Ekim 2009
    Doğan HIZLAN  dhizlan@hurriyet.com.tr

    Açılımdan yirmi yıl önce doldurulan Kürtçe albüm

    RAHMİ SAL-TUK'un “hoy nare” CD'sini dinliyorum.

    CD'nin kapağında yuvarlak içindeki iki yazıyı belirtmeliyim:

    Birincisi: Yasak Kaldırıldı!

    İkincisi ise: Beraat Etti.

    Hakkındaki davalardan beraat ettiğinin belgesi de kapakta.

    Albüm, sanatçının 40. yılında çıkarıldı. Önemli bir durumu açıklamalıyım.

    Bu albüm, “açılım”dan sonra doldurulmuş değil. Rahmi Saltuk, en popüler Kürtçe halk müziklerini, 1989'da, “açılım”dan 20 yıl önce doldurdu.

    Yasaklandı, ancak şimdi aklandı.

    Tanıdığım genç kuşaktan bazıları, bu halk müzikleri bugün otuzlu yaşlarda olanlar veya otuzuna yaklaşan birçok kişinin evinde, gizlice dinleniyordu, dediler.

    Uzun bir yasal mücadeleden sonra, insanlar kendi dillerinde, Kürtçe halk müziklerini dinleyebilecekler.

    Albümün müzik yönetmeni Hasret Gültekin.

    Müziği, dili yasaklamanın anlamsızlığını hâlâ öğrenemedik mi? Bugün Mehmed Uzun gibi iyi bir yazarı okuyabiliyoruz. Bir kez daha dil yasaklamanın anlamsızlığını görüyoruz.

    Rahmi Saltuk'un başka çalışmalarını da dinlemiştim, benim pek dinlediğim bir müzik olmasa da, ben Türkiye'de insan serüvenini anlayabilmek için bu müzikleri de dinlerim.

    * * *

    RAHMİ SALTUK (1945), “68 üniversite olayları”nda türküler okudu, 12 Eylül askeri darbesi sonrasında DİSK (Türkiye Devrimci İşçi Sendikası) davasına sanıklara destek olmak üzere avukat olarak katıldı.

    Sanatçı kendisine reva görülen yasaklamaları şöyle anlatıyor:

    “Yıllarca türkü söyletmediler. Kasetlerimi, plaklarımı toplattılar. Valiler, kaymakamlar, polis müdürleri, hatta karakol komiserleri yasakladılar. Gırtlağımdan ses çıkmasına izin vermediler.

    Beni sanatımdan, halkımı beni dinlemekten mahrum ettiler.”

    İktidarlar, siyasetçiler, sanatçının ileriyi gördüğünü, özgürlüğün ebediyen yok sayılamayacağını bir öğrenseler... Günü birlik çarelerin, isabetsiz kararların bir ülkeye, bir halka, bir dili konuşanlara nasıl zarar verdiğini tarihlerden okusalar, bunlar olmayacak.

    Ne var ki? Şimdi bu CD'nin de, dillerinin yasaklanmasından yakınan Kürtler tarafından dinlenmesini istiyorum. Gerekli ilginin gösterileceğini umuyorum.

    Açılımlar, özgürlükler, önce sanatla gerçekleşir.

    Bir not sanatçının dirence katılmasını simgeliyor.

    “Kürtçe bilmediği halde ‘yasaklara karşı çıkan' bir sanatçı. Bir halkın dilinin özgürlüğünü savunma uğruna bunu yapıyor.

    * * *

    YASAKÇILARA bir teşekkürüm olabilir mi? Bu CD'yi yasaklamasalardı belki de dinlemeyecektim. Hiç olmazsa ses belleğime bir bilgi daha kattım.

     



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Doğan HIZLAN
    Tüm yazıları