23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    14 Ekim 2009
    Yalçın BAYER  ybayer@hurriyet.com.tr

    Laptop, eşofman, temizlik, aidat parası bitirdi bizi

    BİZLER Etimesgut Güzelkent İlköğretim Okulu öğrenci velileriyiz. Güya Anayasanın ilgili maddesinde ilköğrenimin ücretsiz olduğu yazılıymış ama nafile. Okullarda kaç isim altında para toplanıyor derseniz kimse bunun envanterini çıkaramaz, hergün yeni bir şey icat ediliyor.

    Öğretmene laptop alma parası mı istersiniz, Çin malı sentetik sağlıksız eşofmanların fahiş fiyatla zorla öğrencilere satılmasını mı istersiniz, temizlik parası mı istersiniz, aidat parası mı istersiniz, her halde doğuda tezek parası da toplanıyordur eğitimin çağı yakalaması için...
    Şikayet edin zor mu diyorsanız evet zor, çünkü; şikayet ediyoruz yan okuldan bir muhakkik görevlendiriyorlar sonra ‘akla beni aklayayım seni' oyunu oynanıyor, sonuç sıfır... Sıfır değil bizim hane eksiye düşüyor nasıl mı?
    Şikayet eden velinin çocuğuna psikolojisinin bozulması pahasına ikinci sınıf muamelesi yapılıyor ve tavır konuyor çocuklar bundan ciddi olarak etkileniyorlar. Gerisi kimin umurunda önemli olan toplanan paraların harcanması, çocuklara bakan yok. Özel okullar artık devlet okullarının yanında konsantre deterjanla yıkanmış gibi.

    Bir kısım öğrenci velisi adına bir baba

    Türkiye-Ermenistan düğününde ayvayı kim yiyecek


    YILMAZ Özdil, 13.10.2009 tarihli Hürriyet'teki köşesinde “Düğün Kısmetse 24 Nisan'da” başlığı altında “Görücü usulüyle Ermenistan'la nişanlandık” diyor ve düğünün de 24 Nisan'da olacağını vurguluyor.
    Sayın Özdil'in kalemine sağlık. Konuyu çok ince bir noktadan yakalamış ama bir eksik ile; o da, “Bu evlilikte kimin damat, kimin gelin” olduğunun belirtilmemiş olması. İşte, bu belirsizlikten dolayı “Kim altta yatacak ve ayvayı kim yiyecek” konusu da anlaşılmıyor.
    Özdil herhalde bunu belirtmeye ihtiyaç duymadı. Zira, içimizde bazılarının dediği gibi “Dünya kamuoyunda İsrail'in alttan aldığı” olgusu çoğunluktaymış (!)
    Eh, madem ki İsrail alttan aldığına göre, kimin damat, kimin gelin olduğu da anlaşılıyor ve kimin alta yatıp ayvayı yiyeceği de belirlenmiş oluyor böylece.
    Durum böyle olunca, bize de “İsrail ayvayı yedi” demekten başka birşey kalmıyor.
    Bu, madalyonun görünen önyüzü. Tabi ki madalyonun bir de arka yüzü var. Şimdi “Peki, arka yönünde ne var?” diyeceksiniz. Onu da güzel bir fıkra ile anlatalım...
    Fıkra aynen şöyle:
    Köyün bakkalı, köyün güzel kızlarından birini gözüne kestirmiş. Kestirmiş kestirmesine de, kızı bir türlü razı edemiyormuş o işe.
    Sonunda çareyi bulmuş. Kıza epey tatlı dil döktükten sonra, “Senin için korkacak birşey yok. Vallahi ben altta yatacağım, sen üstte duracaksın” demiş. Kızcağız bu yemin üzerine ikna olmuş ve bakkal amcası da muradına ermiş.
    Kızcağız “üstte olduğu için” korkmamış ama gene de kafasına takılan bir soru işareti varmış. İyice rahatlamak için gidip annesine “Anne, çocuğu altta yatan mı doğurur, üstteki mi?” diye sormuş.
    Annesi “Tabi ki altta yatan doğurur” deyince, kız yumruklarını sıkarak havaya sıçramış ve “Oley, desene bakkal amca ayvayı yedi o zaman” diye sevinçle bağırmış.
    Bilmem anlatabildim mi?
    Süleyman YURDAKUL-ANKARA



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Yalçın BAYER
    Tüm yazıları