23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    11 Ekim 2009
    Doğan HIZLAN  dhizlan@hurriyet.com.tr

    ‘Paris Seyahatnamesi'

    III. Ahmed, Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi'yi 1720 yılında Paris'e büyükelçi olarak göndermeseydi, 1721'de yayımlanan o çok sevdiğim kitap Paris Sefaretnamesi yazılmayacaktı.

    Fransa, Batılılaşma hareketimizin başlangıç noktasıdır. Birçok yeni düşünce, edebiyat türleri oradan ithal edilmiştir.

    Yazarlarımız, ressamlarımız orada yaşamışlar, orada ünlenmişlerdir. Bugün Fransa'nın tek başına böyle belirleyici bir yanının olduğunu söyleyemem. Artık kültür odakları çeşitlendiğinden, etki oranı yüzdesi azaldı.

    Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, “Türkiye Mevsimi”nde Paris'i ziyaret etmesini, ben birkaç açıdan önemsiyorum.

    “Bizans'tan İstanbul'a” sergisi, birçok Fransız'ı, bizim kültürel tarihimiz, kimliğimiz konusunda bilgilendirecektir. İyi hazırlanmış, güzel sunulan bir sergi için Nazan Ölçer'in verdiği emekleri biliyorum.

    * * *

    SERGİYİ Fransız ve Türk cumhurbaşkanlarının da birlikte açmasının, olumlu yankılar uyandırdığından, uyandıracağımdan hiç kuşkum yok.

    Ben gölgeleme sanatının mensuplarından değilim, somut örneklere yapay gerekçeler yaratmaktan hoşlanmam. Nedense bizde, başarıları gölgelemek için büyük çaba harcanır, ne uğruna olduğunu sorsanız yanıtlayamam.

    Dedikodu ile gazeteci izlenimi arasında gidip gelen yazılar da benim tarzım değildir.

    Bütün bu yazılanlardan sonra, çok geçmeden birkaç yıl sonra, Türkiye-Fransa ilişkileri konuşulduğunda, hafızalarda kalan ne olacak?

    Fransa'da düzenlenen “Türkiye Mevsimi”nde Türkiye Devleti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Fransa'yı ziyaret etti, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ile birlikte açılışı yaptılar, ifadesi olacak.

    Elysee Sarayı'nda bizim cumhurbaşkanımız
    onuruna yemek verildi.

    Senato Başkanı da Cumhurbaşkanı ve Türk heyeti onuruna yemek verdi. Çok güzel, çok olumlu bir konuşma yaptı.

    Yıllar sonra, kimse Sarkozy'nin yüz ifadesi neydi, açılışta kaç dakika kaldı, kronometre bunu yazdı gibi bilgilerle ilgilenmeyecek, hatırlanmayacak gereksiz ayrıntılar ileriki yıllara
    kalmayacak bile.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uçakta bizimle konuşurken, söylemini dikkatle inceledim.

    Rasyonelliği izleyen bir güzergâhı var, temaslarından notlar aktarırken, bir satranççı gibi sabırlı olduğu kanısına vardım.

    Konuşmasına ironi katıyor, güler yüzü hiçbir zaman abus bir çehreye dönüşmüyor.

    Küresellik kavramının önemini biliyor, çalışmasını bu kavrama göre yönlendiriyor.

    * * *

    AYRICA Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün gezisine koyduğu bir programdan duyduğum mutluluğu da belirtmeliyim.

    Fransa'da yaşayan Türk sanatçıları, yazarları, bilim adamlarını çağırması, devletin ilgisini gösteriyor.

    Unutmayalım ki, Fransa'daki sanat, kültür adamlarımızın,
    bizim tanınmamızda çok önemli işlevleri var.

    Gezi başarılıydı.

     



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Doğan HIZLAN
    Tüm yazıları