Ertuğrul ÖZKÖK
72 saate bu kadar iftira
HAYRET ediyorum.
Üç güne, yani sadece 72 saate bu kadar yalan nasıl sığdırılabilir?
İki gazete 72 saattir mahkemeleri baskı altına almak için hayâsızca yayın yapıyor, resmen suç işliyor.
Belli ki, büyük bir telaş var.
Belli ki bunun arkasında büyük, ama çok büyük bir korku var.
Veya çok, çok büyük bir menfaat.
Belli ki bir “İftira ve Senaryo Üretim Merkezi” (İSÜM) kurulmuş.
Ha babam çalışıyor.
Ama öyle bir telaş ki, yaratıcı bir iftira bile bulamamışlar.
O telaştan en basit somut bilgiler bile yanlış verilmiş. Haberin altında bir gazetecinin imzası yok.
Çünkü hiçbir gazeteci bu hayâsızlığın altına imza atmaz.
İmzasını koyacak adam, gidip bu basit bilgiyi öğrenebilir.
Diyorum ya, “özel misyonlu” İSÜM, fultime çalışıyor.
Öyle olmasa, şu yalanlar, şu dolanlar 72 saate nasıl sığardı?
* * *
İSÜM uydurmuş:
“Doğan TV'ye kesilen vergi cezası için istenilen teminat konusunda yürütmeyi durdurma kararı almak istemişiz. Mahkeme bunu reddetmiş.”
Yalan, yalan, kuyruklu yalan.
Mahkemenin aldığı bir ret kararı yok. Tam aksine bu kararı görüşmek üzere vergi dairesine savunma için süre vermiş.
İSÜM uydurmuş:
“Davanın açıldığı 2 Ekim günü Doğan Grubu'na yakın bazı kişiler mahkemenin görüldüğü yere gidip görüşmeler yapmışlar.”
Yalan, kuyruklu yalan.
Bir kere dava 2 Ekim değil, 29 Eylül günü açıldı.
Kimmiş gidip görüşen kişiler? İsim yok. Rumuz var. Güya N.T. ve N.G. isimli kişiler yapıyormuş. Doğan Grubu'nda bu rumuzda danışman, vekil veya herhangi bir nam altında böyle biri yok. Sadece 9 yıl önce Milliyet'te çalışıp ayrılmış bir kişi var. Doğan TV ile yakından uzaktan ilişkisi yok, bu dava ile de görevlendirilmemiş.
İSÜM uydurmuş:
“Güya Doğan Grubu'na yakın bazı kimseler mahkemelerin UYAP sistemine müdahale etmişler.”
Yalan, yalan, kuyruklu yalan. Ne o rumuzda insanları tanıyoruz, ne de kimse bizim adımıza bir şey yapıyor. Ayrıca UYAP sistemine müdahale bize değil Adalet Bakanlığı'na hakarettir.
İSÜM uydurmuş:
“Eski Adalet Bakanı Mehmet Moğultay Doğan Grubu adına devreye sokulmuş.”
Yalan, yalan, kuyruklu yalan.
Mehmet Moğultay'dan kimse böyle bir şey istemedi.
İSÜM uydurmuş:
“29 Eylül'de dava açıldığı gün, İstanbul vergi mahkemesinin kameraları karartılmış?”
Altında imza olsa soracağız. E hani dava 2 Ekim'de açılmıştı? Birden 29 Eylül mü oldu?
Canım ne fark eder. Biz yazdık oldu.
N.T. dedik, N.G. dedik, kim olduğunu, böyle birinin olduğunu ispat edemedik.
Adamlar bulunamayınca yeni bir senaryo uydurmak lazım. Olmayan adamların olmayan görüntülerini bulamayacağınıza göre yeni bir yalan uydurmanız lazım.
Buyrun, o yalan da hazır.
Kamerada görüntü silinmiş.
Bütün dünya ebleh, bir tek bu aptal senaryoyu üreten arkadaşlar zeki.
Diyorum ya öyle bir telaş, öyle bir hukuk korkusu ki, öyle bir pervasızlık ki, senaryonun iki yakasını bir araya getirmeye bile lüzum görmemiş.
* * *
Bütün bunlar yalan, ama o yalanların mumu yatsıya varmadan sönerken, Danıştay'dan gerçek bir haber geliyor.
Danıştay 4'üncü ve 9'uncu Daireleri, Doğan Yayın Holding'e kesilen vergi cezası için istenen teminat konusunda yürütmeyi durdurma kararı almış.
Dikkat edin.
Tek daire değil.
İki daire ortaklaşa...
Peki şimdi ne olacak?
72 saatlik yalan ve iftira üretme makinesi buna ne senaryo uyduracak?
Diyorum ya, akıl almaz bir telaş var.
Bir korku var.
Bağımsız yargı korkusu.
Çünkü ellerindeki raporlar o kadar insafsız, zayıf ve mesnetsiz ki, bunu ancak mahkemeyi baskı altına alarak, iftira üreterek önleyebiliriz diye düşünüyorlar.
Hiç umutlanmayın.
Bu ülkede bağımsız yargı hâlâ var.
Ve biz, işte o yargıya güveniyoruz.
|