|
|
 |
| Yazarlar |
 |
|
10 Ekim 2009
|
Doğan HIZLAN dhizlan@hurriyet.com.tr
Bir dostun günlüğünü okumak
Kuşağımdan bir dostun kitabını yazmak beni her zaman mutlu etmiştir.
Her yeni kitapta, ilk kitap heyecanını duyarım içimde. Yalnız bu seferki biraz buruk bir heyecandı.
Kısa süre önce aramızdan ayrılan, 1950 Kuşağı'nın iyi şairi Kemal Özer'in iki ciltten oluşan Günlerle Yolculuk adlı günlükleri bu buruk heyecanı yaşattı bana. Kitabın başında, Tuncer Uçarol'un Sunum'unda günlüklerin niteliği üzerinde duruluyor:
“Bu kitap; o yıllarda yalnızca edebiyatla uğraşan bir insanın, en az 1999-1935=64 yaşına ulaşmış kıdemli bir şairin yaşadığı, düşünebileceği her konuda dertleşip duruyor okuyucuyla. Deneyimler aktarıyor. Edebiyatla ilgili pek çok izlenimi, birçok tasarıyı, olurdüşler olmazdüşleri didikleyerek kapsıyor. ‘Genel günlük' değil... Tam bir belli alan günlüğü ‘Edebiyatçı günlüğü'...”
Birinci cilt 1999-2002, ikinci cilt ise 2003-2008 arasını kapsıyor.
Kemal Özer'in ilk şiir kitabı Gül Yordamı, 1959'da yayımlandı. Kitabın 50. yıldönümü için bir armağan kitap hazırlanacak ve bu kitapta yayınlanmak üzere yazılar yazılacaktı, ben de orada yazı yazacaklardan birisiyim.
Kuşağımdan bir dosttu Kemal Özer. Onlarca yıllık geçmişi olan bir dostluğumuz vardı. Onun günlükleri, özellikle son on yılının yol haritasını ortaya çıkarıyor. Günlük okumayı çok severim. Hepsi ayrı çeşittir. Kimine göre bir itirafname, kimine göre sırların satırlara dökülüşü, kimine göre kendini önemseme, kimine göre ise bir günün öyküsünü yazıya geçirmek.
Acaba diyorum, günlük yazı yazmak; günlük, günce özelliği taşıyabilir mi?
Bazı yazılar için geçerli bir soru.
Kemal Özer'in Günlerle Yolculuk'unu okumaya başladığımda bir edebiyatçının yaşam öyküsünün izdüşümünü bulduğumdan, açıkçası elimden bırakamadım. Çünkü satırlarda soluk alışını, hesaplaşmasını, ince ironisini buldum.
Yazmanın gerilimini, sorumluluğunu yansıtıyor.
Ne yaparsa yapısın edebiyatçı Kemal Özer'in ekseni çevresinde döneniyor yazılar.
Günlükler, bize yılların tartışmalarını, şiirlerini, şiir anlayışını, dostluklarını, edebiyat ortamını veriyor. Bencillikten uzak, alçakgönüllülükle yazıldığı için ayrı bir naifliği var.
Bazı günlükler, bir günün yüzeyselliğini yansıtırlar, daha sonra da bir etkileyicilik taşımazlar. Oysa Kemal Özer'inkiler, bir yazarın yaşamına sıkı sıkıya bağlı olduğu, yaratma sürecinin aşamalarını bize aktardığı için gündemden ve zamandan düşmezler.
Kemal Özer'in şiire, şairlere, genelde edebiyata bakışını, gün gün bu konudaki gelişimleri, değişimleri izlerken düştüğü notları, okuduğu kitapları, ilgisini çeken olayları, takip ettiği yazarları günlüklerine işlemiş.
Sanırım okurlar, onun şiirlerine de bazı yeni boyutlar kazandıracak yazıları okuyacaktır.
Kemal Özer'in Günlerle Yolculuk'u, bir şairin her yerde ve her zaman yalnızlığını içten içe duyuruyor. Gerek kalabalıklarda, gerekse tenhada kendini kuşatan yaratıcılığın bütün yükünü çekiyor. Çünkü her şey yazmak için. O, “bir günlükte yaşamak için” dese de, bunu da yazıya geçirdiğine göre, aslında “yazmak için.” Günleriniz nasıl geçiyor sorusuna, herkes bir yanıt verebilir. Ama Kemal Özer'in verdiği yanıt, hem kendisi, hem de Türk edebiyatı için nasıl dolu günler olduğunu göstermektedir.
İyi derlenmiş, hoş bir kitap.
Ancak bu tür kitaplarda kitabın sonuna bir ‘dizin' konulması gerekir. İkinci baskıda bunun yapılacağını umuyorum.
Günlük türünü salık vereceğim. Bir şairin edebî dünyasını, yaşanmış olayların, ilişkilerin, gezilerin edebiyata yansıyışını lezzetle okuyacaksınız.
DOĞAN HIZLAN'IN SEÇTİKLERİ
Latife Tekin Rüyalar ve Uyanışlar Defteri Doğan Kitap
Özdemir Asaf Kırılmadık Bir Şey Kalmadı YKY
Gaye Boralıoğlu Aksak Ritim İletişim
Jonah Lehrer Proust Bir Sinirbilimciydi Boğaziçi Ünv. Yay.
Chirsotopher Ransmayr Uçan Dağ İthaki
|
 |
 |
|
|
|  |
|