23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    9 Ekim 2009
    Gila BENMAYOR  gbenmayor@hurriyet.com.tr

    Sayın Başbakan Yahudiler durdukları yerde para basarlar mı?

    SAYIN Başbakan Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki konuşmanızı okudum.

    Yahudilerin “ticari zekâsını” överek, oturdukları yerde para bastıklarını söylemişsiniz.

    Hayata henüz atılacak gencecik üniversite öğrencilerine gösterilecek başka örnek yok muydu?


    Neden dini aidiyet, etnik kimlik üzerinden böyle bir örnek?


    Türk Yahudi cemaatinin
    yaptırmış olduğu ve geçen hafta açıklanan bilimsel araştırmanın sonuçlarından mutlaka haberdar olmuşsunuzdur.


    Hatırlatayım.


    Türk toplumunun yüzde 90'ının hayatında Yahudi biriyle hiç teması olmamış.


    Ama önyargılar nedeniyle yarısı Yahudi komşu istemiyor.


    Sizi dinleyen genç üniversite öğrencileri hayatlarında Yahudi biriyle karşılaştılar mı bilmiyorum?


    İlerde karşılaştıklarında akıllarına ilk gelecek olan “durdukları yerde para basan insanlar” sözleri olmaz mı?


    Belki “ticari zekâ” meselesini unutup sadece bunu hafızalarında tutmuş olacaklar.


    Toplumumuzda halen mevcut önyargılara yenilerini katmanın ne yararı var?


    TEHLİKELİ HASTALIĞA KAPI AÇMAK


    Yukarıda sözünü etmiş olduğum araştırmaya göre, yanılmıyorsam sizin ABD'deki bir konuşmanızda “tehlikeli bir hastalık” olarak tanımladığınız “antisemitizm” yükselişte.


    Sözleriniz “Tehlikeli bir hastalık” dediğiniz şeye kapı açmıyor mu?


    Kaldı ki, bu “Yahudilerin para basma” söylemi ne kadar doğru?


    Hiç sevmediğim halde kendimden örnek vereceğim.


    Çeşitli vesilelerle artık pek sık karşıma çıkan Yahudi söylemlerinde bıçak kemiğe dayandı çünkü.


    Gazetecilikte 28 yılı devirdim.

    Başka meslek bilmem, tanımam. Kazandığım ortada.


    Annemin ailesi varlıklıydı ama dedemin “durduğu yerde para basmak” değil gece gündüz
    çalıştığını bilirim.


    Ne ki “ticari zekâsı” yeni yatırımlara yetmemiş olacak ki, yaşlılığında son paralarını Banker Kastelli'ye kaptırdı.


    Anneannemle son yıllarını sıkıntı içersinde geçirdi.


    Öldüğünde anneannemin tek başına yaşamını sürdürecek parası kalmamıştı.


    Baba tarafım bildiğim kadarıyla hiç varlıklı olmadı.


    Hem annem, hem babam iyi eğitimliydi ve memur olarak çalıştılar.


    Ama onların da “ticari zekâları” kötü bir oyun oynadı ve annem geçinmek için evini satmak zorunda kaldı.


    Yahudi
    çocukluk arkadaşım Boğaziçi'nden yüksek lisanslı olduğu halde şimdi işsiz.


    Emekli parasıyla geçiniyor.


    İyi bir zanaatkâr olan babası 88 yaşında ve hâlâ çalışıyor.


    Geçenlerde, işadamı Ahmet Çalık'ın “kentsel dönüşüm” projesini üstlenmiş olduğu Fener-Balat'ta geziniyordum.


    Molla Aşkı Mahallesi
    'ndeki, mütevazı bile denmeyecek evlerde iki Yahudi doktorun adını görünce şaşırdığımı itiraf etmeliyim.


    Besbelli zengin mahallelerde “para basmak” yerine büyük bir olasılıkla dedelerinin yoksul mahallelerinde kalmayı tercih etmişlerdi.


    Kentsel dönüşüm onları da çoğu mahalle sakini gibi yerlerinden eder mi bilmem?


    Size daha sayısız örnek gösterebilirim.


    Söyleyeceğim şu:


    Yahudilerin parayla ilişkisi gereğinden fazla abartılıyor.


    Türkiye'
    de zengini de var, orta hallisi ve hatta yoksulu da.


    Sizin bu genellemeyi, işsizliğin en fazla vurduğu gençlere yönelik yapmanızı doğru bulmuyorum.


    Dahası tehlikeli buluyorum ve ürküyorum.


    Dediğim gibi, bu memlekette Yahudilere yönelik mevcut önyargılara sizin tarafınızdan yenilerinin eklenecek olması içimi iki kat acıtıyor.

     

    Grand Palais'de Gül ile Sarkozy'ye özel program

     

    FRANSA'daki Türkiye Mevsimi'nin en görkemli etkinliği Grand Palais'deki “Bizans'tan İstanbul'a, İki Kıta Tek Liman” Sergisi.


    Açılış bugün.


    Cumhurbaşkanlığı bir yandan, TÜSİAD, DEİK, İKSV, 2010 İstanbul Ajansı diğer yandan Paris'e büyük bir çıkarma var.


    Buraya gelmeden önce serginin resmi açılışının Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy tarafından birlikte yapılacağını sanıyordum.


    Anladığım kadarıyla program değişmiş.


    İki cumhurbaşkanı bugün sabahın erken saatlerinde, TÜSİAD'ın Fransız muadili MEDEF'te Fransız ve Türk bakanların ve işadamlarının katılımıyla gerçekleşecek toplantıyı izleyecek.


    Öğle sularında ise Grand Palais'deki sergiyi Sabancı Müzesi Direktörü Nazan Ölçer eşliğinde “özel” olarak gezecekler.


    Bu demek ki, akşam saatlerindeki resmi açılışa katılmayacaklar.


    Program değişikliği hakkında rivayetler muhtelif.


    Cumhurbaşkanı Sarkozy'
    nin ilişkileri “mesafeli” tutmak istemesi nedeniyle böyle bir kısa program tercih edildiği söyleniyor. 



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Gila BENMAYOR
    Tüm yazıları