23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    8 Ekim 2009
    Kanat ATKAYA  katkaya@hurriyet.com.tr

    Neyzen eline megafon da almamış

    BAŞBAKAN Erdoğan dünkü üniversite konuşmasında “Protesto mu edeceksin? Al eline megafonu söyle!” dedi.

    İyi tavsiye. Etkilidir. Denemişliğimiz var.


    Anlatmışlığım da vardır.


    Moda'daki ev. Öğrencilik yılları.


    Öğleden sonra. Hava sıcak. Paramız yok.


    Evde hayatımızın o dönemini yansıtan pozda Dylan dinleyip İsmet Özel okuyarak duruyoruz.


    Sokağa patates/soğan pikabı giriş yaptı.


    Klasik “Badadiz/zuvaaaaan!” anonsu.

    *

    Geçip gitse problem yok.


    Fakat durdu ve “Durmak var, anonsa devam!” pozisyonu aldı.


    Eve nasıl geldiğini açıklamak uzun sürebilir fakat kısıtlı eşya arasına bir adet megafon da bulunmakta.


    Hava sıcakken, pikaptaki satıcının ısrarı bünyeyi iyice yorarken...


    Ayağa kalkıldı, megafon alındı, kibrit kutusundan hallice balkona çıkıldı ve karşı ateş açıldı: “Yalaaaan, yalan! Patates de yalaan, soğan da yalaaan!”


    Moda semaları tuhaf protesto cümlemizle sallanırken “babadiz/zuvan” aracı hareketlendi.


    Günlerce bozmadığımız ve günlerce bozmayacağımız oturma pozisyonuna geri döndük.


    Ummadığımız derecede etkili olan eski model megafonu “itibarlı eşya” konumuna yükselttik ve hayat devam etti.


    Uzun lafın kısası Başbakan doğru söyledi.


    Megafonu eline alıp bağırmak iyidir.


    Yalnız çimene oturup Başbakan konvoyu geçerken metalci selamı vermek hâlâ sakat!


    Gaza gelmeyin, hatırlatırım!

    *

    Peki Neyzen ne alaka?


    Meydana çıkıp bağırmak dendiği zaman aklıma Neyzen Tevfik
    gelir.


    Yanlışım olursa düzelten çıkar umarım, Neyzen Tevfik diye bilirim...


    Bir akşam vakti. Neyzen'in kafası güzel.


    Çıkıyor Taksim Meydanı'na; bağırmaya, hakaretler yağdırmaya başlıyor boşluğa: “Adiler, uğursuzlar, i...ler!”


    Millet haliyle durup bakıyor kopan şamataya.


    Neyzen
    bu kez sözünün muhatabını bulmuş gibi kendisine bakanlara bağırmaya başlıyor:


    “Ne kadar çoksunuz! Ne kadar çoksunuz!”


    Ne adammış şu Neyzen; megafonsuz filan..

     

    Seks Bakanlığı tartışmasına katkıda bulunmak isterim

     

    MÜJDE Ar ve Haydar Dümen'in televizyon performanslarıyla gündeme gelen “Sevişme/Seks Bakanlığı” tartışması hazır sulanmışken katkıda bulunayım.


    Türkiye bu konuda hamle yapacaksa, Serdar Turgut'un bakanlık olmasa da müsteşarlık düzeyinde görev alması şarttır.


    Serdar
    bu konudaki bilgi ve deneyimleriyle pekâlâ Penis ve Fetişist Açılım Projesi'nden Sorumlu Müsteşar olabilir.


    Ders kitaplarına Suehiro Maruo'nun “hasta mangaları”nın eklenmesi gibi heyecan verici projelerde çalışmak üzere ben de katkı sağlayabilirim.


    Serdar
    beni yönetmesi için üstüm olarak bir dominatrix atayabilir, sözünden hiç çıkmam.


    Hem planımız tutmasa bile başka alanda fayda sağlayabilir.


    Türkiye bu uçuk hamle sayesinde dünya basınında müthiş geniş bir şekilde ele alınacağından ülke tanıtımına katkıda bulunmuş oluruz.


    Sanırım tüm dünya basını “Penis ve Fetişist Açılım Projesi'nden Sorumlu Müsteşar ve Onun Kadrosu” ile görüşmek isteyecektir.


    Reklamın iyisi kötüsü olmaz.


    Bir düşünün.


    Haydi bakalım müsteşar. Vatan senden, benden, bizden görev bekler. 



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Kanat ATKAYA
    Tüm yazıları