23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    26 Eylül 2009
    Rauf TAMER  rauftamer@posta.com.tr

    Tuhaf şeyler

    Büyükelçiler de herhalde dehşete düşmüşlerdir.

    Zira...

    “Kanlı bir süreç” ürkütücü lâf.

    Nasıl bir öngörü bu?

    Uzak ihtimal bile olsa, ülkede kan dökülmemesi için hepimiz şimdiden duruma müdahale etmeliyiz. Baykal dahil... Hepimiz Başbakanın paçasına yapışıp onu bu açılım'ın tehlikeli kavşaklarından geri döndürmeliyiz, değil mi?

    ***

    Fakat hayır.

    Başbakanla konuşmuyoruz.

    Niye?

    - Suça ortak olmak istemiyoruz.

    Ne taktik ama.

    Oturup felaketi uzaktan seyredeceğiz.

    Basra harab'olduktan sonra da çıkıp diyeceğiz ki:

    - Size söylemiştik.

    Bravo, bildiniz.

    Parçalanmış vatan, size minnettardır.

    ***

    Elbet bir bildiğimiz var ki “bölünmekten” bahsedebiliyoruz. Uzak ihtimal de olsa “kan dökülür” diyebiliyoruz. Öyleyse açılım paketi'nin içeriğinden pekâla haberdarız.

    Ya da?

    Ya da niyet okuyoruz.

    ***

    Ortada sahiden tuhaf bir durum var.

    Eğer Türk Devletinin ismi değişecekse...

    Yahut başkent Ankara'dan taşınacak ve cumhuriyet feshedilecekse...

    Yahut iç savaş çıkacak ve kan dökülecekse...

    - Bunu tezgâhlayanlar kadar, buna seyirci kalanlar da zâlimdir.

    Hem de paketin içinde ne dinamitler olduğunu bu derece bile bile.



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Rauf TAMER
    Tüm yazıları