Doğan HIZLAN dhizlan@hurriyet.com.tr
Yıldız Kenter haberi yalanlıyor
TÜRK tiyatrosunun büyük ustası Yıldız Kenter, hakkında çıkan bir haber üzerine bir mektup gönderdi.
Önce onu okuyalım:
“Sevgili Doğan Hızlan
Hürriyet-Kelebek'te şahsımla ilgili yazıyı okudum. Aynı yazıyı bir gün önce bana verilen haber üzerine Sabah Gazetesi'nin Günaydın ilavesinde de okudum. Gerçek dışı bir yazıydı.
Önce rahatsız oldum. Öylesine oradan buradan devşirilmiş, uyduruk, yalan bir yazıydı ki güldüm geçtim. Fakat bugün aynı haberi gazetenizde ve başka birçok yayın organında da görünce işin üzerine eğilmem gerektiğine karar verdim.
Sizi bunun için rahatsız ediyorum.
Sevgili Doğan Hızlan, kimseyle ne konuştum, ne dertleştim, yazıyı yazan adamla -kimse o adam- ne karşı karşıya geldim, ne de konuştum. Böyle birini tanımıyorum bile.
Basınımız birçok gerçeğe göz yumarken nasıl böyle bir yalana ilgi gösterdi ve bana tek kelime sormadan yazıyı gerçek kabul ederek benimsedi ve yayınladı, inanamıyorum.
Nasıl olur da basın organlarının neredeyse tümü, bir telefon açıp da bana bir tek soru yöneltme gereğini duymadı.
İnanamıyorum.
Neden kolaya kaçıp yalanlara inanmayı tercih etti ve gerçek dışı haberlerle gündem yaratmayı yeğledi.
Yalana inanmayı tercih eden bir toplum haline geldik. Nasıl?
İnanamıyorum.
Sevgi, saygı ve teşekkürlerimle.
Yıldız Kenter”
YILDIZ KENTER adına da, habercilik sorumluluğu adına da üzüldüm.
Bir yalan haberin bu kadar çok çabuk yayılması, doğruluğu sağlanmadan sayfalara geçişi, doğru ellerde olmayan bilişim hızının zararını gösteriyor.
Olumsuz haberlere karşı ulusal bir eğilimimiz var, nedense başarılar ve ödüller, yıkımlar, üzüntüler kadar yer bulamıyor gazetelerde.
Yıldız Kenter, bütün dünyayı Güngör Dilmen'in Ben Anadolu'su ile dolaştı, kimsenin haber yapmakta birbiriyle yarıştığına tanık olmadım.
Yıldız Kenter ile Talat Halman, dünyanın en önemli ülkelerinde, kentlerinde edebî okumalar gerçekleştirdiler, övüldüler, sevildiler, beğenildiler, davet edildiler.
Bunlardan kaç gazete söz etti, kaç haberci ilgilendi, kaç sayfaya yansıdı?
Bir başka ihmal daha var.
Yıldız Kenter, çok haklı olarak şu soruyu soruyor:
“Neden kimse beni aramadı?”
Ben de haberciler adına aynı soruyu soruyorum? Neden aramadınız?
Şöyle mi düşündünüz?
Bu haberi yapalım, yarın da düzeltmesini koyalım.
Basına güven kavramını tartışırken, bu tür ihmallerin yapılmaması gerekir.
Mesleğinize, çalıştığınız gazeteye kötülük ediyorsunuz, bir büyük ustaya da saygısızlık.
* * *
SEVGİLİ Yıldız Kenter, bu haber olmasa belki de gündeme(!) gelmeyecektiniz. Ne hazin.
|