23 Kasım 2009 tarihli Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
KANALLAR
  • Anasayfa
  • English
  • Yazarlar
  • Ankara
  • Ege
  • Planet
  • Ekonet
  • Son Dakika
  • Gündem
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Piyasanet
  • Spor
  • Teknoloji
  • Teknoloji 2007
  • Eğitim
  • Kültür Sanat
  • Sinemalar
  • TvRehberi
  • Magazin
  • Özel Dosyalar
  • Hava Durumu
  • Astroloji
  • En iyi On
  • Kelebek
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Hürriyet İK
  • Bize Ulaşın
  • Üyelik
  • Reklam
  •  Yazarlar
    17 Eylül 2009
    Kanat ATKAYA  katkaya@hurriyet.com.tr

    Ankara'dan gelen telefon ve Kamerist/Gençist duruş

    BAZI günler diğerlerinden daha tuhaf oluyor.

    Salı günü mesela. Öğle saatlerinde cep cihazının ekranında 312'yle (Ankara'nın telefon kodu) başlayan bir numara belirdi.


    Ankara'dan beni arayan tek kişi liderim Kamer Genç'tir.

    O da 6 ayda bir filan arar; Kamerist/Gençist Hareket üzerine laflarız, meclis mücadelesinde kuvvet dilerim.

    “Gel bakalım Başkent hattı..” diyerek telefonu açtım.

    “Merhaba, ben Melih Gökçek..”

    Orrayt!

    Konuyu dağıtmak istemezdim fakat yeri geldi anlatmalıyım.

    Yıllar önce yine sabah pineklerken ev telefonu çaldı, açtım: “Merhaba, ben Nükhet Duru...”

    “Niye?” diyemeyeceğim için “Buyurun Nükhet Hanım, size nassı yard?.” dememe kalmadan: “Size Molo diyorum efendim” gibi hafif mekanik bir cümle geldi Nükhet Hanım'dan.

    Meğer böyle bir reklam kampanyası varmış.

    Rastgele telefonlar aranıp bant kaydı dinletiliyormuş.

    Ne kadar sarsıldığımı siz tahmin edin!

    *

    Bu kez arayan orijinal Melih Gökçek.

    Ankara'daki malum “İçki Referandumu”yla ilgili “Paranoyak mıyım?” diye sormuştum Salı günü, onu cevaplamak için aramış.

    “Melih Bey kusura bakma kediye mama verme aşamasındayım. Gecikirse problem yapabiliyor; jaguar foksiyonlarını devreye sokuyor...” diyecek halim yok, konuşmaya başladık.

    Anlaşmamız gerekmediği konusunda baştan anlaşma önerdim, anlaştık.

    Anlatacak pek mühim bir detay yok.

    Ben itirazımın yöntemle ilgili olduğunu anlattım, o bana Belediye Meclisi'nde CHP'li üyelerle yaşadığı şarap tartışmasını.

    Yan sokaklara dalarsak kaybolacağımı bildiğimden ana caddede kalmaya özen gösterdim.

    Minimal bir içki tartışması yaşadık yine de “temsili” olarak:

    * Ama içki de zararlı Kanat Bey, ben çocuklarım içsin istemem mesela.

    * Zararsız diyen yok; zararı içene, o düşünsün.

    * Ama başkasına da zarar veriyor.

    * Her içen azıtmaz. Azınlığın da azınlığı düzeyinde içip azıtanı da devletin gücü var, gider bir zahmet “Hayrola, karyola?” diye uyarır.

    * Sigara başarıyla yasaklandı ama.

    * Ne alakası var? Onun dumanı dışarı çıkıyor!

    * O da zararlı.

    * Oooo, peki! Neyse Melih Bey, havalar nasıl Ankara'da?

    *

    Gökçek telefonu kapatırken “Eh madem öyle vazgeçeyim ben bu işten Kanat Bey...” dedi.

    O anda aklımdan “Melih Gökçek bu cümleyi kurduğu kişinin şu anda elinin bir kedi tarafından ısırılıyor olduğunu... Aynı şahsın üstünde Slave/Köle yazan bir Placebo tişörtü bulunduğunu... Bambi'den gelen dilli/kaşarlının soğumaya başladığını... bilseydi?” diye geçirdim.

    Fakat konuşmamızın medeni havasına uygun şekilde, üstümde Ankara Laci'si takım elbise varmış gibi cevapladım:

    “Türkiye'de kimse size siyaset öğretmez; ben hiç öğretmem...”

    *

    Günün (ve dünün) kalan kısmında Melih Gökçek'e çeşitli vesilelerle, çeşitli kanallarda, çeşitli tonlarda konuşurken rastladım.

    Manzara şöyle: Gökçek seçim döneminde sinirsel fay hattı üzerinde oluşan baskıyı artçı şoklar şeklinde gündeme salarken hata yaptı.

    Destek göreceğini umduğu çevreler tarafından taca çıkarıldı.

    Oysa ne kadar severlerdi eskiden bu haylazlıklarını...

    Ya oyunun kuralı değişti onun haberi yok, ya da parti içinde çok ama çok yalnız kalmış.

    Mehmet Barlas ve Fehmi Koru gibi “önemsenen” yazarların “Majöööör majööör meselelerle uğraşırken, nereden çıktı bu alkol yahu?” mesajlarını dekoderden geçirince “büyükleri” kızdırdığı neticesine vardı Gökçek.

    Referandumdan çark için “Madem öyle diyorsunuz, demekkisi bazı şeylerden tamam yani” demek yeterli gözüktü.

    Ama Ankaraspor işi de bu tartışmanın üstüne binmez mi?

    Cepheyi fazla büyüttü Melih Gökçek.

    Geç fark etti, top çizgiden geçmesin diye uğraşıyor.

    Bu kez birilerini çok fena kızdırmış olmalı. Sessiz kalmak da sinirsel fay hattını kasacak...

    Bazı günler diğerlerinden tuhaf oluyor.

    Neyse, boşverin: Yaşasın Kamerist/Gençist Hareket!



    arkadaşıma yolla yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Kanat ATKAYA
    Tüm yazıları