Kanat ATKAYA katkaya@hurriyet.com.tr
Süperiz di mi İstoş?
NTV, sel haberlerini gün boyunca “Görülmemiş Felaket” ana başlığıyla verdi.
Manidardı.
“Görülmemiş”ten kasıt “Böyle bir yağmur düşmedi” ise doğru...
Ama bu “Görülmemiş”i başka şekilde okumak da mümkün: “Görülebilecekken görülmemiş, bakar kör tavrı takınılmış...”
Kimler görmemiş bu felaketi?
*
O evleri, o köprüleri, o yolları yapanlar görmemiş.
Sel hiddetle ilerlerken “Bunun ne işi var yolumun üstünde?” diye diye neyi aldıysa bakın...
Bakın işte onları yapanlar görmemiş felaketi.
Dere yatağına park eden TIR şoförleri görmemiş felaketi.
Yok yahu, olur mu öyle şey!
TIR şoförü ne bilsin her kurutulmuş dereyi, o TIR garajını oraya kuran vatandaş görmemiş.
Peki vatandaşa birinin çıkıp “Yapma” demesi gerekmez miydi?
Mesela eeennn saf, eeeennn alık, eeennn aptal vatandaş halimle soruyorum: Belediye'nin böyle bir görevi yok mudur?
Daha aptal bir ifade takınıp şunu da sormak isterim: Oraya yerleşim izni verilmemesi gerekmez mi?
*
Sel felaketinin en fena vurduğu yerleşim bölgesi son 10-15 yılda gelişti.
Bu süreçte kent yönetiminden sorumlu olanlar halen iş başında.
Kadir Topbaş “Amerika'da da Asya'da da oluyor doğal afet. Böyle yağmur görülmedi. Masum değiliz hiçbirimiz. Ne kadar İstanbullu varsa o kadar suçlu var. Hepimiz suçluyuz, hepimiz. Sel gider, koltuk kalır” havasında...
Doktor Topbaş “Isıttık küreyi, felaket oldu; tasarruflu ampul al, çevreyi koru” makamından okumaya başlayınca kızmaya bile üşeniyor insan.
Haklısınız Doktor, ne yağmur yağdı di mi?
Başka sorun yok, di mi?
Ruhsat verirken filan bu tür şeylere çok dikkat ediliyor, di mi?
Dere yataklarına yerleşim yapılmaması için üst düzey dikkat sarf ediliyor, di mi?
Yeni rant alanları yaratmak adına saçma sapan işler yapılmıyor, di mi?
Ruhsatı çıkarana, işi bitirene kadar yedirdiği paracıkları malzemeden çalarak çıkartan müteahhitler yok, di mi?
*
Her şey okey, di mi Sayın Başkan?
Siz, biz, ha bir de tabii Sayın Vali, çok iyiyiz.
Süperiz. MetÜst'ün harika kısaltmasıyla “İstoş”uz biz...
Harika bir şeyiz yahu.
“7 bayan vatandaşımızın servis içinde hayatını kaybetmesinde, servis aracı olarak kullanılan aracın uygun olmamasının etkili olduğunu tespit ettik” diyor Sayın Vali.
“Aaa, iyi. Sel 20 kişiyi öldürmüştü. Artık 13 kabul edebiliriz. Selden ölmemişler bari!” dememiz mi gerekiyor, orasını tam anlayamadım.
Amaaaaaaaan boşverin, ucuz atlatmışız, 37 yıllık idareci olan Sayın Vali “Kilo kilo yağdı mübarek, görülmemiş şey” diyor. Ondan iyi mi bileceğiz. Çok yağmış, çok çok yağmış.
Na böyle kovayla/bidonla/varille dökülmüş, başka problem yok.
Onun dışında süperiz yani..
2010'uz biz be! Kültür başkentiyiz.
Olaylara olumlu bakmalıyız.
Buruşturulup atılmış kağıt parçaları gibi duran TIR'ları oldukları yerde “enstalasyon” havası vererek Bienal programına dahil edebiliriz, etmeliyiz hatta di mi sayın yetkililer?
*
20 kişi öldü (Pardon, 7 kişiyi düşüyoruz di mi Sayın Vali?) ama 15 milyon (rivayet muhtelif, malumunuz) İstanbullu kurtuldu.
“Oley” demeliyiz. Şükretmeliyiz.
“Ya böyle iyi yönetilmeseydik n'olurduk biz?” demeliyiz.
Hem “Yağmur geliyor” diye uyardılar bir de!
“Bu uyarılmış halimizle kentin içinde 20 kişi (Pardon, 7 düşüyoruz di mi Sayın Valim?) ölüyorsa yetkililer n'apsın be birader?” tavrı takınmalıyız.
Bu “görülmemiş” felaketi önceden görüp uyaran yetkililere teşekkür ederek huzurlarınızdan kuru bir yere doğru çekilirken aklımı kurcalayan şu soruyu da ortaya bırakayım.
Kar yağınca “Çıkma evden İstanbul” diyor Vali ve Doktor Topbaş ve diğer yetkililer.
Çıkmazsak sorun olmuyor, İstanbul süper oluyor.
Peki yağmur yağınca ne yapmalıyız sayın yetkililer.
Sel basınca ne yapmalıyız?
Evde mi oturmalıyız, dışarı mı çıkmalıyız?
Sorum budur.
Hürmetler mütemadiyen.
İmza: Yayını Uydudan Alan, Çevreyle Dost Vatandaş Kanat.
|