|
|
 |
| Yazarlar |
 |
|
13 Haziran 2009
|
Altan Tanrıkulu altant@hurriyet.com.tr
Zor dağa tırmanmak
BENİM çocukluğum "olmazlarla", "yapamayızlarla", "çok zorlarla" geçti. Kupalar, ödüller, madalyalar, nobeller, yarışmalar, turnuvalar, kupalar başkalarının sevindiği, bizim son sıralarını işgal ettiğimiz olaylardı.
"Türk; öğün, çalış, güven" demişti Atatürk... Oysa yıllar boyu başkalarının yaptıklarına gıpta ederek, olduğumuz yerde durarak, özgüvenimizi kaybederek yaşadık. İngiltere maçında orta sahadan çektiğimiz bir şutu jenerik yaptık. 5 yediğimiz maçta tek golümüzü atan futbolcumuzu kahraman ilan etmeye kalktık. Birçok spor dalında bayanlar dünya rekorlarıyla bizim erkek rekorlarımız arasında küçük farklar kalmıştı.
"Başarı vadileri" bizim için ulaşılmaz hedeflerdi. Başkalarının bildikleri, söyledikleri, anlattıklarıyla hareket ettik hep.
Sabaha kadar bekliyorum bazen. Ya da sabaha karşı uyanıp seyrediyorum NBA finalini. Los Angeles 'daki ikinci maçta Hidayet'in Kobe'ye yaptığı unutulmaz blok, son saniyeye kadar verdiği büyük mücadele gözlerimi yaşarttı. Jack Nicholson'ın sahaya inip onu tebrik etmesi ise son noktaydı. Bir Türk sporcunun "Küçük Tepeler"de dolaşmaya alıştırılan bir toplumdan yetişen Hidayet'in "Zor dağ"ın zirvesine çıktığı andı.
Zor dağa tırmanmak zordur. Dünya Kupası'nı kazanmak, Şampiyonlar Ligi'ni Türkiye'ye getirmek, Dünya Basketbol Şampiyonası finalinde Rüya Takım'ı yenmek, Wimbledon'ı kazanmak, 100 metrede Olimpiyat rekoru kırmaktır. Sanatta, kültürde, ekonomide, sporda, teknolijide, bilimde dünyanın en güçlü ülkesi olmaya çalışmaktır.
Tüm dünyanın dilindeki Hidayet'i o yüzden seviyorum. "20 yıl önce İngiltere'yi yenmeye gidiyoruz" diyen Mustafa Denizli'yi o yüzden seviyorum. Oyuncularına "Kazanacağız"ı ezberlettiren Terim'i o yüzden seviyorum. Giyimiyle kuşamıyla uğraşılırken tarihin en büyük başarısını kazandıran Şenol Güneş'i o yüzden seviyorum.
Çok çalıştıkları, kendilerine güvendikleri ve "Türk olmakla" öğünmemizi sağladıkları için. Kolay düzlüklerle, küçük tepelerle yetinmeyen, zor dağa tırmanan ve tırmanmaya çalışan herkese teşekkürler.
Tanjeviç'le ömür boyu
SOLOMON gelene kadar Fenerbahçe rakip takımların tüm şutörlerini mutlu etti, skora doyurdu. İnanılmaz yenilgiler aldı, Ayhan Şahenk'te tek maç bile kazanamadı. Solomon geldikten sonra işler birden değişti. Telekom serisi bile güle oynaya geçildi. Finalde de çok küçük detaylarla Efes favori gösterilirken Solomon'un varlığı ve istekli oyunu dengeleri değiştirmişti.
Ama bir de Tanjeviç faktörü vardı. Efes bu kozuna(!) güveniyordu belki de. Sezonun en iyilerinden Oğuz'un moralini bozdu tecrübeli çalıştırıcı. Ardından iyi oynuyorlar diye Ömer Onan-Smith ikilisini çıkartıp bir maçı önce uzatmaya taşıdı, ardından kaybetti. Rakip takım şut silahlarını çalıştırırken o Preldziç-Mrsiç ikilisini son maçta sıfır sayıda tutmayı başardı.
Ama en önemlisi ne biliyor musunuz. Solomon 'un gelişi Efes'li oyuncuları, koçu, yönetimi telaşlandırmıştı. Tanjeviç, Solomon'u ilk beşte başlatmayarak rakibin maçlara egemen başlamasını sağladı. Sahaya çıkan ilk beşe bakınca Solomon'un, Mirsad'ın, Oğuz'un, Ömer Onan'ın olmadığını görünce ne düşündü Efesliler sizce?
Saçma sapan icraatlarınızla Solomon'u tartışılır hale getirmeye çalışırsanız, o da sizi tartışılır hale getirir. Yıldızını mutlu etmezseniz o da sizi mutlu etmez. Aragones'ten yeterince ders almadı mı bu camia? Neden Tanjeviç'in yanlışlarına dur denmiyor.
Basketbol uzmanı değilim. Ama izlediğiniz herhangi bir olayı analiz etmeniz için o sporu ya da sanatı yapmak zorunda değilsinizdir. Bakın NBA finaline. Orlando'da Hidayet, Howard, Lewis kaç dakika süre alıyorlar. Bakın Lakers'a, Kobe, Gasol, Odom'suz bir beş sahaya çıkıyor mu? Bazen 7 top kaybı yapıyorlar, bazen 6'da sıfır üçlük atıyorlar, bazen 22 sayı bulmak için 31 atış yapıyorlar. Ama herkes onlara güveniyor. Çünkü koçları onlara güveniyor. Basketbolun güzelliğinin yıldız oyuncular üzerine kurulu olduğunu biliyorlar. Sisteme çomak sokacaklarına, seyir zevkini artırmaya çalışıyorlar..
Fenerbahçe Yönetimi çok yaklaştığı erkek voleybol şampiyonluğunu coaching hatalarıyla kaybetti. Basketbol şampiyonluğunu coaching hatalarıyla rakibe hediye etmeye çalışıyor. Ama yarın öbür gün kalkıp Memo'yu kadroya almadığı için övünen Tanjeviç'le ömür boyu anlaşma yapılırsa hiç şaşırmam.
|
 |
 |
|
|
|  |
|