|
|
 |
| Yazarlar |
 |
|
14 Mayıs 2009
|
Altan Tanrıkulu altant@hurriyet.com.tr
Hak eden kazandı
STARLARINIZ varsa onlara sahip çıkın, koruyun. Kızmak, onları kötülemek, onları ortamdan atmaya çalışmak size kaybettirir. Unutmayın en olmadık anlarda sizi onlar kurtarabilir..
Sabiha Gökçen'den uçtum İzmir'e.. Havaalanında börek-çay molası vermişken, bir grupla karşılaştım. Yanımdaki masadaydılar ve fotoğraflarını çekmemi rica ettiler. Çok keyifliydiler.. Çok güzel sohbet ediyorlardı, şarkı söylenip eğlenerek gittiler İzmir'e.. Üçünün üzerinde Fenerbahçe, ikisinde Beşiktaş forması vardı. Ve kamera şakası değildi..
Futbol; güzel, gizemli, değişken ve heyecan verici bir oyun.. Hayatın sahaya inmiş şekli sanki.. Mustafa Denizli, 9 yıl önce kalesine Rüştü'yü koymuş, Yusuf'un golüyle Beşiktaş'ı devirmenin mutluluğunu yaşamıştı. Dün yine Yusuf'la zafere ulaşmayı hedeflemişti. Ama bu kez Beşiktaş'ın başındaydı ve devirmek istediği taraf Fenerbahçe'ydi. Yusuf'un erken golü, onun zafer planını bile aksattı bir bakıma..
Düşünüyorum, düşünüyorum, Aragones'le ilgili pozitif ne bulurum bu sezon diye.. Ali Bilgin'den sağbek Gökhan'dan stoper yaptı ya.. En azından bu taktik esnekliği gösterdiği için, ona da teşekkür etmek gerek.. Ama küçük bir teşekkür ve yazımın başındaki paragraf dışında fazlasına da gerek yok!
* * *
Fenerbahçe, maç öncesi daha ağır basan taraftı. Böylesine final maçlarında oyunu çevirebilecek daha fazla starı vardı çünkü.. Güiza bile attığı iki depar ve yaptığı iki akılı vuruşla iki Beşiktaş maçının kahramanı olmuştu. Alex, Carlos, Semih, Emre, Lugano.. Hepsi lider karakterli oyuncular.. Hepsi birer futbol starı. Yücel Atış'ın güzel kitabı sanki bu tür yıldızlar için yazılmış.. Starlar içinde yer aldıkları her grup için önemli bir silahtır. Ama bu silahı ancak kendisi isterse kullanırsınız, "nasılı" bulmak bütünüyle sizin yeteneğinize bağlıdır..
Belli bir takım ruhu olmayan, "Zico'yu özleyenler", "Aragones'le takışanlar", "Kendi halinde takılanlar" gibi gruplara bölünmüş bir takımdı Fenerbahçe.. Euro 2008'deki İtalya maçında Xavi, Iniesta, Torres gibi üç kozunu peş peşe çıkaran ve penaltılarla kupaya uzanan yaşlı Aragones'in karşısında bu kez Donadoni'den daha zeki biri vardı.
* * *
Sezonun ilk yarısı biterken morali sıfırlanmış Beşiktaş bugün liderse, dünkü finali ezerek kazanan tarafsa bunda Denizli'nin starları kullanma becerisinin ne kadar rolü var diye düşündüm.. Sonra karar verdim.. Bu takımın asıl starı Denizli.. Birçok hata yapan Demirören ona "starlık alanı" bıraktığı için Beşiktaş bu ivmeyi yakaladı aslında.. İki hafta önce Bobo, Tello, Delgado, Holosko için söylediği "iğneleyici" cümleler, soyunma odasında takımın yıldızlarını aşağılamaktan daha önemli bir motivasyondu.
Starlar kaybetmeyi sevmez.. Siz kaybettiğini zannedersiniz, çünkü kaybetme kelimesini sözlüklerinden silerler. Kaybettiğini sanmanızı isteyebilirler. Bu onların kazanması için bir adımdır. Kazanmak bazen onlar için de zaman alır.. Sanırım Denizli'nin kariyeri en iyi bu cümlelerle özetlenebilir.
Alex, sahadaki 22 oyuncudan farklı bir star. Futbol zekası üst düzeyde.. Herkes koşarken o düşünüyor, herkes düşünürken o yapıyordu.. Maalesef artık yaşlandı Alex. Artık düşündüklerini yapamıyor. Türkiye'deki beşinci yılında. Fenerbahçe'nin Alex'ten vazgeçmeden Alex'siz planlar yapmasının zamanı geldi artık. Dünkü maç kazanılsa Aragones'in kalması için "istikrar" söylemini kullananlar olacaktı. Alex'in vazgeçilmezliğinden bahsedilecekti. Asıl olan kişiler değil kurumlardır. Babacan'a vefa, yıldızlara fırça derken bir final daha hediye edildi.. Geçmiş olsun..
|
 |
 |
|
|
|  |
|