Yeniçeri ocağı

MAÇ, Selçuk Dereli'nin düdüğü ile başlıyor. Diyarbakırspor, çatır çatır topa giriyor. Hepsi canı gönülden oynuyorlar. F.Bahçe'ye dönüyoruz, tam bir yeniçeri ocağı.

Ortega, Ceyhun'a fırça atıyor ‘‘Ben sana gösteririm’’ diyor. Ceyhun, Ortega'ya ‘‘Ben de sana gösteririm’’ diye cevap veriyor. Ogün, geliyor ‘‘Vallahi ikinize birden gösteririm’’ diyor. Fatih, kaleci Oğuz'a pas yapıyor, Steviç gelip, Fatih'e ‘‘Ben sana gösteririm’’ diyor. Fatih de, ona göstereceğini söyüyor, Fatih, bu sefer yedek kulübesine dönüp, ‘‘Bunları görmüyor musun?’’ diyor.

Artık Lorant'ın kime ne göstereceğini bilemem. Ama şu açık bir gerçek. Bu Fenerbahçe takımını adeta bir yeniçeri ocağına döndüren Werner Lorant değil, net olarak Aziz Yıldırım'dır. Yumurtaları birbirine vurdurdu. Cevizleri birbirine kırmaya kalktı. Hep perdenin arkasında oynadı, belki zaman zaman bundan keyif aldı ama takımı bugünlere getirdi.

Koca koca yumurtalar

Bu Fenerbahçe, son iki yıldır enteresan oldu. Caretta'lar senede bir defa Köyceğiz'e gidip yumurtlarlar. Fenerbahçe de iki senedir yumurtaları Diyarbakır'da bırakıyor. Hem de ne yumurtalar... Koca koca. Geçen sene Denizli kalmıştı, Bu sene de Lorant. Dün gece F.Bahçe'de biraz Serhat, biraz da Fatih mücadele ettiler. Diğerleri hepsi sahte oynadılar. Ortega beyefendi Ceyhun'a kızıyor ‘‘Niye pas vermiyorsun?’’ diye. Kendisi, onun yaptığının beş mislini yapıyor. Oğuz, Fenerbahçe'nin kalecisi değil. İki maç sallandı diye Rüştü'ye sallıyorlardı. Bu Rüştü, üç yıldır F.Bahçe'nin oynadığı müsabakaların 4'te 3'ünde maçın yıldızı seçiliyordu. Revivo, sahaya giriyor. Beyefendi sanki lütfen F.Bahçe formasını sırtına geçirmiş.

Takımlar 10'ar kişi kaldıktan sonra biraz akıllandılar. Diyarbakırspor, Ümit Kayıhan'la beraber futbol oynamaya başlamış. Takımın balansı iyi. Şöyle bir bakıyorum da kötü oynayan oyuncu yok. Mücadele etmeyen hiç yok. Kaleci Şenol, çok rahat ama bu rahatlık onu zaman zaman ukalalık yapma sınırına getiriyor. Dört defa yaparsın, bir yapamazsın sonra takımını yakarsın. Kamil çok iyi mücadele etti ve takımını yönlendirdi. Evren, Deniz, Burhan hatasız oynadılar. Sonra giren Serdar da öyle. Saffet ve Hasan Yiğit de.

Hakemler kötüydü

Maçın en kötülerine hakemleri de dahil edebiliriz. Özellikle Selçuk Dereli'yi. İlk 45 dakika neler yaptı neler. Futbolcuları birbirine karıştırdı. Pozisyonları karıştırdı, kartları karıştırdı. Ramazan'ın da Burhan'ın da biraz saçları dökük. Dökülme oranları birbirine eşit. O dökülme yüzünden Burhan'a kart yerine Ramazan'a ikinci sarıyı gösterdi. Dolayısıyla kırmızıyı. Ama ikisinin arasında bayağı boy farkı var, onu farkemedi. Ogün, rakibine bir şey yapmadı rakibi hakemi aldatmaya gitti, yedirdi. Görmediği pozisyonda Ogün'e kırmızıyı çıkardı. Ogün atılmamalıydı. Ben, tribünden Saffet'in atığı ikinci Diyarbakır golünü ofsayt gördüm. Kaleci Oğuz'un ilk yarıda Kamil'e yaptığı hareket penaltıydı. Kamil, kontrolsüz gelen Oğuz'dan topu çaldı. Oğuz kaymaya devam etti. Sol ayağını altına alıp indirdi. Penaltı vardı, kart gerekmezdi. Dereli korner veriyor, Müniroğlu aynı pozisyona ofsayt çekiyor. Ne olur bunu bana birileri izah etsin. Selçuk Dereli bu maçı kaldıramadı. Yaptığı doğrular, anonslardı.

Diyarbakırspor, F.Bahçe'yi yaptığı mücadeleyle ve oynadığı oyunla net bir biçimde yendi. Hiçbir şekilde tartışmaya açık ve kafada sorular bırakacak pozisyonlara yer vermeden. Artık Lorant gitse ne olur, kalsa ne yazar? Bakın, bu F.Bahçe takımının mağlup olmasından bahsetmiyorum. F.Bahçe'nin saha içindeki rezaletlerinin sorumlusu yönetim kurulu ve o kurulu istediği gibi idare eden, ellerini kollarını bağlayan Aziz Yıldırım'dır.
Yazarın Tüm Yazıları