Generallerin gecesi bitti sivillerin gündüzü başlıyor

Kurthan FİŞEK
Haberin Devamı

Yüksek komuta konseyinin toplantısı selâmetle bitti. Kimsenin söyleyecek bir şeyi kalmadı. 28 Şubat'ın dördü gitti, biri kaldı yâdigar...

İşin garibi, kendi istekleriyle gittiler.

En kuvvetli oldukları zamanda, sırada...

Eleştiri için söylemiyorum. Komiklik de yapmıyorum.

En doğrusunu, tek doğruyu yaptılar. İzzet-i ikballe çekildiler bâb-ı hükûmetten...

Meydanı sivil pehlivanlara bıraktılar.

* * *

‘‘Sivil pehlivanlar'' ne durumda? Yani, ‘‘sivil gündem'' ne vaziyette?

Yoğun bir haftaya giriyoruz. Meclis gündeminde ‘‘8 yıllık eğitim'' var.

Anayasa Mahkemesi'nin gündeminde ‘‘RP'nin kapatılması'' var.

RP ‘‘şahit'' olarak Kaddafi'yi gösterecekmiş... Bozacının şahitliğini şıracı yaparsa, o şahitlik ne kadar geçerlidir, bilmem...

Bildiğim tek şey var.

Bu hafta ‘‘sivillerin haftası''...

* * *

Önce meclis... Teamüllere aykırı olarak, milli eğitim komisyonundan çekilmedi RP... Aklınca, 8 yıllık eğitimi engelliyor.

Lâik güçler tarafından, modern tıbbi tekniklere göre, ‘‘by-pass'' yapıldı kendilerine...

Maraza çıkartıyorlar. Çıkartsınlar, demokratik haklarıdır. Ama, meclisi dumura uğratmasınlar! Söyleyeceklerini o meclis kürsüsünden söylesinler!

Sincan'da sindirdikleri gibi, bir daha sindirirler adamı...

Tank topunun namlusunda yaşamak istemiyorum...

* * *

Kadayıfın altı böyle kızarmaz...

‘‘Kadayıfın altının kızarması'' bir sembolik özdeyiştir.

Tarih yazıyor.

‘‘III. Ecevit hükümetinin istifasından sonra, Adalet Partisi, Süleyman Demirel'in başbakanlığında bir azınlık hükümeti kurdu. Milli Selamet Partisi'nin ‘hükümete alınırsa bir iç savaş çıkar' dediği Milliyetçi Hareket Partisi ile ortaklığa yanaşması üzerine, 3. Milliyetçi Cephe hükümeti kurulmamıştı. MSP ve MHP'nin dışarıdan desteğini alan azınlık hükümeti 12 Kasım 1979-2 Eylül 1980 tarihleri arasında işbaşında kaldı. Şubat 1980'de, MSP genel başkanı Necmettin Erbakan, partisinin hükümeti artık ‘kerhen' (iğrenerek, istemeyerek, zorla) desteklemekte olduğunu açıkladı...''

Devam ediyoruz...

‘‘Bir yandan kerhen desteklediği Demirel'i işbaşında tutan, öte yandan zamanı geldiğinde hükümeti düşürmeye kararlı olduğunu açıklayan Erbakan, MSP'nin kerhen ‘anahtar parti' konumunu (AP-CHP koalisyonu dışında MSP'ye dayanmayan bir hükümet kurulamıyordu) kullanarak başbakan olmak istiyor gibiydi. Desteklediği hükümeti düşürmek için neyi beklediği sorulduğunda Erbakan'ın yanıtı ‘kadayıfın altının kızarması' oldu. Erbakan 13 Mart 1980'de ‘Kadayıfın altı kızarmadan bu hükümeti uzaklaştıracak olursanız, bu zihniyet milleti aldatmanın gene fırsatını bulacaktır. Onun için kadayıfın altının kızarmasını bekleyeceğiz. Evet, bir ay daha kan, gözyaşı' diyordu. Bir ay sonra, 23 Nisan 1980'de kadayıflı bir basın toplantısı düzenleyen Erbakan, bu sefer de ‘18 Mayıs'a MSP il başkanları toplantısına kadar bekleyeceğiz. Kadayıfın altının kızarıp kızarmadığına bakacağız' diye konuştu''

* * *

‘‘Kadayıfın altı'' esprisi çok tuttu.

Ama, benimle, bizimle oynamayın...

Bu meclis hepimizin...

Kadayıfın dibi böyle kızarmaz... Bana ‘‘demokrasi vaazı'' verip meclisin dibini oyanlara elbette tepki gelir.

Ya öyle, ya böyle...

Yazarın Tüm Yazıları