Ben susuyorum, siz konuşun

İLTER Türkmen benim için Cumhuriyet tarihinin en başarılı dışişleri bakanlarından biridir.

12 Eylül gibi netameli bir askeri dönemde, Türkiye’yi dünyadan izole ettirmeme başarısını göstermişti.

Sadece bu hizmeti, onu Cumhuriyet tarihinin büyük insanları arasına sokmaya yeter.

Onun Hürriyet’te yazıyor olması, benim için gurur kaynağıdır.

O nedenle İlter Bey bir şey söyledi mi, ben durup düşünürüm.

Bir değil, iki üç kere düşünürüm.

* * *

İlter Türkmen dünkü yazısında, "Kuzey Irak’a müdahale etmek, hayal üretmektir" diyor.

Ben de aksini söylüyorum.

Kuzey Irak’a baskı yapılmazsa, caydırıcı olunmazsa sonuç alınamaz diyorum.

Benim yanıldığımı, onun ve onun gibi düşünenlerin haklı olduğunu düşünelim.

Sorum şu:

Kandil’deki haydudu nasıl indireceksiniz? Nasıl etkisiz hale getireceksiniz?

Sınır boylarında Türk çocuklarının, düğün alaylarının kalleş baskınlara uğramasını nasıl önleyeceksiniz?

Önümüzdeki tablo açık ve net.

Amerika Birleşik Devletleri, "Bu, Irak hükümetinin işi. Ben karışmam" diyor.

Irak hükümeti, "Biz yapamayız, bölgesel hükümetin işi" diyor.

Bölgesel hükümet, yani Barzani ise "Ben Kürt’üm. Kürt Kürt’ü vermez. Yani ben yapmam" diyor.

Biri karışmıyor.

Biri yapamıyor.

Öteki yapmıyor.

* * *

Peki bizimkiler?

Onlar ne diyor?

Bizimkiler de "Aman yapmayın" diyor.

Peki yapmayalım.

Meydanı "sükûnete davet edenlere" bırakalım.

Şimdi söz onların.

PKK nasıl bitirilecek?

"Teenni ile hareket etmeyi" DNA’larına yazdırmış insanlar, yani "bilge kişiler" bize bunu ikna edici bir şekilde anlatmalı.

Şu soruların cevabını herhalde bize vereceklerdir.

Mesela, "PKK ile masaya oturmadan, katil sürüsünü dağdan indirme planları nedir?"

Mesela, şımaran Barzani’nin, Güneydoğu Anadolu üzerindeki etkisini nasıl azaltacaklar?

Kimse bana "Reformlar", "Ekonomik kalkınma" falan demesin.

Son 7-8 yılda Türkiye az buz reform yapmadı.

O reformlar, terör örgütünü bırakın sakinleştirmeyi tam aksine azdırdı.

Ekonomik kalkınma derseniz...

Diyarbakırlı işadamları neredeyse ağlaya ağlaya "Terör bitsin" diyor.

Bitiyor mu?

* * *

Biz "Şunu yapın" dedikçe, karşımıza çıkan tek cevap, "Hayır yapmayın" oluyor.

Öyleyse siz söyleyin.

Ne yapılmalı?

Benim çok acil bir derdim var.

Bu çocuklara yapılan kalleş saldırılar bir an önce bitirilsin diyorum.

Bunun çaresini de açıkça söylüyorum.

Kabul etmiyorsanız, siz çaresini söyleyin.

Çıkan yazılara bakıyorum.

PKK’yı unutmuşlar, 12 şehidi tarihe gömmüşler.

Tek politikaları, tek önerileri şu:

"Yapmayın..."

Bunu söylemek kolay da, bir de ne yapılması gerektiği meselesi var.

İtirazı olan çıkıp "ne yapılması" gerektiğini de söylemeli.

* * *

Biraz geçmişe bakmayı tavsiye ediyorum.

1 Mart tezkeresinin geçmesini savunanlar o gün azınlıkta kalmıştı.

O bir avuç insanın içinde ben de vardım.

Bugün o kadar azınlıkta kaldığım duygusu taşımıyorum.

Bakın geldiğimiz noktada, ülkenin eski Genelkurmay Başkanı, yeni Genelkurmay Başkanı ve Başbakan’ı, "Keşke o tezkere geçseydi" diyor.

Umarım, bölgede caydırıcılığını kaybetmiş bir Türkiye, ileride bunun bedelini ağır ödemez.

Ben susuyorum.

Meydan "makul" fikri olanların.

Belki de onlar "teenni ile" hareket edip makul çocuk Barzani’yi ikna edebilirler...



* Düzeltme: Dünkü yazımda, Başbakan’ın, "Bedel öderiz" dediğini ve cümlenin eksik kaldığını yazmıştım. Ömer Çelik aradı. Başbakan, bir konuşmasında "Bedel öderiz, ama bedel de ödetiriz" demiş. Yani MGK bildirisinde eksik kaldığını söylediğim cümle, Başbakan için geçerli değilmiş.
Yazarın Tüm Yazıları