Medyadan : Magazin alıntıları

Güncelleme Tarihi:

Medyadan : Magazin alıntıları
Oluşturulma Tarihi: Şubat 27, 2005 21:34

Yılmaz Erdoğan’ı Maliye’ye fitne girişimi – Boşuna mı ‘Kargadan başka kuş tanımam’ demişler – İnekten insana organ naklinin uzun vâdeli sakıncaları – Eksik teşebbüs halinde ensest vaziyetleri-2 – Hülya Avşar’ı reddeden Uğur Yücel olmasın, dedi Aykut Işıklar – Pınar Altuğ daveti reddetmekte haklı – Posta’dan muhteşem sağlık haberi – Fener’in Avrupa rüyası bitmişmiş, başladı mıydı – Ya 66’sında 25 yaşında gibi olacağım diye birileri ölürse - Türk medyasının Hülya Avşar şakşakçılığı – Ve haftanın en sevimli haberi...vs


YILMAZ ERDOĞAN’DAN NE İSTİYORLAR?

Haksızlık etmeyeyim ama, galiba genelde Sabah grubu gazeteleri, tutturdular “Yılmaz Erdoğan 180 bin dolarlık Cadillac cipini şirketi üzerine kaydettirdi, böylece hem daha az KDV ödedi, hem de benzin giderlerini masraf yazacak...” diye.

Doğruyu söylemek lazımsa, anlamadım. İşadamları BMW’lerini, Mercedes’lerini, ciplerini şirket üzerine kaydettirmiyorlar mı? Arabanın da, benzinin de parasını şirkete ödettirmiyorlar mı? Bu kanunun izin verdiği bir şey değil mi?

Ayrıca bu haberi yapan gazetelerin patronları da gazetenin arabasına binmiyorlar mı?

Yılmaz Erdoğan’ı niye linç etmeye çalışıyorlar?

Sakın, bir iki kere (benca ayıp edip) magazin muhabirlerini tersledi diye, Maliye’yi kışkırtma girişimi olmasın bu?

Sabah, 21 Şubat


*

BİZE NE!

Allah aşkına birisi bana şu haberin önemini anlatsın:

Kanadalı şarkıcı Alanis Morissette (30) ABD vatandaşı oldu. Kanada vatandaşlığından da çıkmayan Morissette, çift pasaport almaya hak kazandı.

Eee?

Milliyet, 21 Şubat


*

VALLAHİ MANTIKLI!

Papatya’nın Sağlık sayfasında bir haber, başlığı ‘Ani ölümlerin nedenleri’ diyor.

Spotun ilk cümlesi şöyle: “En büyük özelliği beklenmedik anda olan ani ölümlerin birinci nedeni...”

Takvim, 21 Takvim


*

DEDİKODUDAN HABER OLMUŞ, O DA EKSİK KALMIŞ

‘Beyaz Atlı Prens’ adlı peşinen iğrenç programı sunacak olan Zeynep Karacan adlı 22 yaşındaki kızın, iki sene boyunca oyuncu Kayhan Yıldızoğlu ile ‘aynı evi paylaştığı’ iddia edilmiş.

Genç kızın ‘zevki’ tartışılabilir (J) ama, haberin eksik olduğu tartışılmaz.

Diyor ki “... 22 yaşındak genç kızın iki yıl boyunca kendisinden epey büyük olan oyuncu Kayhan Yıldızoğlu ile aynı evi paylaştığı ileri sürüldü.”

(1) Birlikte yaşamışlar mı, yaşamamışlar mı? Dedikodu sütunlarında ‘ileri sürüldü’ denir de, Hürriyet’in HABER diye verdiği haberde biraz ayıp olmuş.

(2) Ne demek ‘epey büyük’ ? Koskoca Hürriyet bir Yıldızoğlu’nun yaşını öğrenemiyor mu?

Hürriyet, 23 Şubat


*

KOÇUM KARGA!

Bilim adamları açıklamış: Kuşların içinde IQ’su en yüksek olan kargaymış.

Belki de ‘KARGADAN BAŞKA KUŞ TANIMAM’ lafı bundandır...

Not: En salağı da ‘çobanaldatan’ kuşuymuş. Bu haliyle bile çobanı aldatabildiğine göre... vallahi ben çoban olsam, alınırdım! J

Hürriyet, 23 Şubat


*

SERİN DURUŞ’tan haftalık olağan arak

Ağzımla hep güzel şeyler söyledim : Hakan Şükür (Uygun bölge, diye başlık atmış bizimkiler...)

Aaa... Nurhan Bey, şaşırdınız kendini! : Gülben Ergen

Medyum Ayten, Medyum Recep'e karşı... Hangisi daha medyum? : Flash Tv'de bir alt yazı

Bu yazı gavurca, ben bunu Müslümancaya çevireyim... : Doç.Dr. Emin Gürses, Ceviz Kabuğu adlı programda

Her şeyi biliyorlar, daktilo gibi... : Gülben Ergen, doğru cevap veren konukları hakkında

Bu akşam çok hoş gündemimiz var, en önemlisi de Nihat’ın sakatlanması : Levent İnanır (‘Geri Dörtlü’ adlı spor programının açılışında)

Milliyet, 23-25 Şubat


*

İNEKTEN İNSANA KALP KAPAKÇIĞI, diyordu haber.

Hasta bir kadına mezbahada kesilen bir ineğin kalp kapakçığı takılmış...

Bir kereye mahsus olmak üzere ses etmiyorum, ama alışkanlık haline gelmesin!

Çünkü inekten kadına... tamam, idare eder. Ama yarın öküzden erkeğe parça nakli de başlarsa, aman ha, bizimkiler zaten hassas bir çizgide duruyor! J

Hürriyet, 25 Şubat


*

EKSİK TEŞEBBÜS HALİNDE ENSEST VAZİYETLERİ...

Hani Kanal D’de yayına girecek ve peşinen müstekreh ‘Beyaz Atlı Prens’ programının sunucusu Zeynep Karacan’ın, iki yıl boyunca babası yaşındaki oyuncu Kayhan Yıldızoğlu ile ‘aynı evi paylaştığı’ yazılmıştı ya... (Bakınız yukarıdaki alıntı)

Yıldızoğlu ‘Aynı evde kaldık (ama) o benim kızım gibidir’ demiş.

Son zamanlarda bu ‘baba-kız’ muhabbetleri pek bir çoğaldı, yani ‘eksik teşebbüs halinde endest’ durumları!.. J

Hürriyet, 25 Şubat


*

BAYILIRIM BÖYLE ‘SEVİYELİ’ İLİŞKİLERE...

Ebru Gündeş yeni (eski) sevgilisi Hakan Altun’la aynı evde yaşıyormuş. Gündeş, nişanlısını çok kıskandığı için, evde çalışan Ukraynalı kızı ispiyoncu olarak kullanıyormuş, kız, arayanı soranı, adamın gidişini gelişini ‘hanımına’ yetiştiriyormuş. Hatta Gündeş evdeki kıza, Altun’un sadakatini test etmek için, ‘Hakan’a kur yap, bakalım sana pas verecek mi’ demişmiş de, Hakan Altun bunu anlayınca Ebru Gündeş’i terk etmişmiş...

Bayılırım bu ‘seviyeli ilişkilere’... Ayrıca bu haberin (üstelik geniş zamanlı yazılmış, yapar, eder, der... diye!) Hürriyet ana gazetede eşek kadar yer bulması da ayrı bir güzellik...

Hürriyet, 25 Şubat


*

AL SANA DEDİKODU!..

Hülya Avşar “Ben de bir erkek tarafından reddedildim” deyince, tecrübeli magazin gazetecisi Aykut Işıklar köşesinden çaktı: Hülya Avşar’ı reddeden erkek Uğur Yücel olabilir mi?

Severim Uğur Yücel’i...

DB Tercüman, 25 Şubat


*

PINAR ALTUĞ DAVETİ REDDETMEKTE HAKLI

Ancak aynı Aykut Işıklar, Çocuklar Duymasın dizisinin final bölümünde rol alan Tamer Karadağlı’yı ‘taşfırın erkeğine de bu yakışırdı’ diye alkışlarken, daveti reddeden Pınar Altuğ’u eleştiriyor...

Sen kadını ‘özel hayatın dizideki anne rolüne uymuyor’ diye resmen kov, ondan sonra da ölmüş dizinin finali ses getirsin diye, ‘bir kereliğine gel oynayıver’ de! Niye gelsin?

DB Tercüman, 25 Şubat


*

POSTA’NIN MUHTEŞEM SAĞLIK SAYFASININ MANŞET HABERİ...

Manşet: SEPET SEPET YUMURTA

Spot: ‘Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma!’ gibi bir halk deyiminin (!) sadece bir saçmalık, basit bir kafiye olduğunu düşünen varsa yanılıyor. Orada, aslında söylenilen, ‘Hadi şu sebep dolusu yumurtaları ye de, hafızan güçlensin, bu sayede beni unutmazsın belki...’ deniyor. (söylenilen... deniyor!)

Öğretim görevlisinin biri ‘Yumurta hafızayı güçlendirir’ demiş de...

Posta, 25 Şubat


*

KİMİLERİ HİÇ RÜYA GÖRMEDİ

Fener’in ikinci maçta da Zaragoza’ya yenilip Avrupa’ya veda etmesini, Takvim, sürmanşetten ‘RÜYA BİTTİ’ diye vermiş. Vatan da spor sayfasında ‘RÜYA SONA ERDİ’ diye başlık atmış.

Spor basını önce milleti uyutuyor, sonra ‘rüya bitti’ diyor...

Fener’in önce Şampiyonlar Ligi’nde, sonra düştüğü UEFA’da bir halt edebileceğini zannedip rüya görenler düşünsün...

Vatan ve Takvim, 25 Şubat


*

RUHAT MENGİ NE GÜZEL SÖYLEMİŞ!

Ruhat Mengi’nin ‘Bilenler Bilmeyenlere!’ kutucuğundaki ‘görgü kuralları’ dersleri muhteşemdir, fıkra yahut mani niyetine okunabilir.

Bugünkü diyor ki:

Ne şart altında olursa olsun, bir başkasına hakaret etmeye (kendi kendine hakaret bu konuya girmiyor) aşağılamaya (‘başkasına ... aşağılamaya’ !) hakkınız olmadığını bilmek zorundasınız. Sizden daha yetkili birinden duyduğunuz takdirde kendinizi kötü hissedeceğiniz sözleri başkalarına söylemenizden daha büyük bir yanlış olamaz. (Doğru, sizden daha yetkiniz birisi size terbiyesizlik ederse ‘dayınıza’ söyler kovdurursunuz, ama ya ‘sizden daha yetkili’ birisiyse...)

Vatan, 25 Şubat


*

BİRİLERİ ÖLECEK, VEBALİ BOYNUNUZA...

‘66’sında 25 gibi olmanın sırları’ diye muhteşem bir sloganla yola çıkan yazı dizisinde gazeteci Ertuğrul Akbay Hürriyet okurlarına yılan tozu minare gölgesi mucizelerini anlatıyor.

Bugün Kelebek’in birinci sayfasındaki anons diyor ki:

NASIL ULAŞACAKSINIZ? Ertuğrul Akbay’a soru sormak isteyen okuyucularımız ..... adresine mail atabilir ya da ... no’lu telefona (?) faks yollayabilir.

Benim bir endişem var: İnşallah bu dizi yüzünden biri ölmez!..

Hürriyet-Kelebek, 25 Şubat


*

NİYE?

Okan Tapan’la 2 senedir birlikte olan Ajda Pekkan: ‘Okan Beyle (bayılırım eşinden, sevgilisinden ‘Bey’ yahut ‘Hanım’ diye bahsedenlere!) böyle çok mutluyuz. Evlilik artık eskide kaldı. Hem çalışan insanlar için çok zor...”

Niye zor? Beraber, aynı evde nikâhsız yaşamakla evli olmak arasında bu açıdan ne fark var?

Milliyet, 25 Şubat


*

HÜLYA AVŞAR ŞAKŞAKÇILARI...

Bin kere söyledim, 1001.kere söyleyeyim: Benim meslektaşlarımın yatacak yeri yok!

En ‘kutsal’ kazanç onda, diyor manşet. ‘Sanatçılar’ kategorisinde üç kez vergi şampiyonu olan, bu yıl da bir milyon YTL’nin üzerinde vergi ödemesi beklenen Hülya Avşar, hiç takdir edilmemekten şikayet ediyor... muş.

‘Buruk bir şekilde, vergi vermek bir görev diyen’ Avşar, Maliye tarafından kendisine bir ödül verilmediği için kırgınmış.

Bu haberi yapan gazeteci olsaydı, haberin bir köşesinde, aynı Hülya Avşar’ın birkaç sene önce vergi kaçakçılığından yargılandığını, hapis korkusuyla hâkimin karşısında salya sümük ağladığını, o tarihten beri ‘hidayete erdiğini’ ve bu konuda ahkâm kesmenin en son Hülya Avşar’ın hakkı olduğunu okurlarına hatırlatması gerekmez miydi?

Demek ki Maliye’nin hafızası gazetecilerden daha iyiymiş.

Sabah, 25 Şubat


*

İSKANDİNAVCA MI?

HOT bir küçük kutucuk yayımlıyor iç sayfalarında ‘Her kelimenin bir hikâyesi var’ diye. Çok kullanılan ama nereden geldiği, tam da ne anlama geldiği bilinmeyen kelimelerin hikâyesini anlatan minik bir kutu. Hergün bir kelime. Aslında fikir güzel.

Ama bugün OMBUDSMAN kelimesi anlatılırken diyor ki ‘Ombudsman kelimesi İskandinavca’dan gelmektedir.”

Haydaaa! İskandinavca diye bir dil mi var? İskandinav dillerini duydum da, İskandinavca ne ola ki?

HO Tercüman, 26 Şubat


*

VE HAFTANIN EN SEVİMLİ HABERİ

Geçen haftanın en güzel haberiydi, bravo DHA’dan Ayşenur Yaman’a...

Selahattin Dede (85) 12 yıl önce, Fatih’teki ve Yalova’daki iki taşınmazını Kızılay’a bağışlayarak huzurevine yerleşmiş, ama haberin dediği gibi bir türlü huzur bulamadığı gibi, huzurevinde de huzur bırakmamış. (Fotoğrafı yukarıda)

Kayıtlı 13 vukuatı varmış Selahattin Dede’nin: Huzurevi doktorunu tartaklamak, hemşireye direnmek, bir yaşlı hastaya yumruk atıp bıçak çekmek...vs. Bu arada tabii personeli Kızılay’a ihbar etmeyi de unutmamış.

Şikayeti üzerine müfettişler huzurevinde inceleme yapmışlar ve karar vermişler:x

Selahattin Dede’nin bağışladığı iki taşınmazını geri verin ve dışarı atın!”

Ama Selahattin Dede bu karara da direniyor:

“12 senedir buradayım, hiçbir yere gitmem. Beni buradan ancak karga tulumba çıkarırlar. Gidecek yerim yok. Çıkarırlarsa yolun ortasına yatarım, araba ezip öldürür!..”

Posta, 26 Şubat

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!