Engin Hepileri: Ondan öğrendiklerim duyarlılık ve farkındalık

Güncelleme Tarihi:

Engin Hepileri: Ondan öğrendiklerim duyarlılık ve farkındalık
Oluşturulma Tarihi: Aralık 22, 2014 12:35

Engin Hepileri geçen hafta vizyona giren ‘Yağmur Kıyamet Çiçeği’ filminde Kazım Koyuncu’yu canlandırıyor. Rol için fiziksel değişim geçirdi, yedi kilo verdi. Koyuncu’nun hayatını, hâl ve tavrını uzun süre çalıştı. Ailesiyle vakit geçirdi. Bütün bu süreçte öğrendiklerini “Duyarlılık ve farkındalık” olarak tanımlıyor.

Haberin Devamı

Kazım Koyuncu’yu canlandırmak için ona benzemek ne kadar önemli?
- Tipoloji tabii çok önemli. Ama sadece ona benzemek de yetmez.

Bu kadar fenomen bir ismi canlandırma teklifi geldiğinde kabul ederken hiç tereddüt ettiniz mi?
- Önce şunu söyleyeyim, bu Kazım Koyuncu’nun hayat hikâyesinin filmi değil.

Ne peki?
- Biz Kazım’ın fikrinin filmini çektik. Onun hayata bıraktıklarını, kafasının içindeki dertleri izleyeceksiniz. Filmin tamamında Kazım’ı izlemiyoruz ama izlediğimiz şeyin tamamında Kazım’ın fikrini görüyoruz.

Engin Hepileri: Ondan öğrendiklerim duyarlılık ve farkındalık

Mekân: The Marmara Taksim

Nedir onun fikrinden kastettiğiniz?
- Kazım, Trabzonspor âşığı. Takımın her maçına giden iyi bir Trabzonsporlu. Bunu filmde de görüyoruz. Sonra Çernobil faciası var. Karadeniz’e etkileri ve yağmurlar yüzünden insanlara bıraktığı kanser hastalığı. Ayrıca Karadeniz sahil yolu... Sonra Karadeniz’deki Rus kadınların dramı ve buradan yola çıkarak ailelerin yıkımı... Bunların hepsini Kazım’ın gözünden ve fikrinden görüyoruz.

Role hazırlanırken nelere dikkat ettiniz?
- Kazım son dört senesinde belgeseller çekmiş. Karadeniz müziğini, kendi yaşadığı, doğduğu, büyüdüğü yerleri bu belgesellerde toplamış. Aynı zamanda çok konuşmayan bir adam. Ama konuştuğunda içindekileri tamamen döküyor. İnternette de böyle videoları var. Önce onların hepsini izledim. Hâl, tavır ve davranışlarına baktım.

Neler çıkardınız?
- İstanbul Türkçesi’ni çok iyi kullanırken, memleketine gittiğinde orada Karadeniz şivesini kullanıyor. Bunu filmde de kullandım. Elini, kolunu nasıl kullandığını inceledim. Kapalı bir adam. İçine dönük. Şov yapan konuşmaları yok. Elinde hep sigarası var ve onunla oynayışı belirleyici bir özelliği. Sonra okuduğu kitaplar ve şiirlerle haşır neşir oldum. Mesela Cervantes seviyor. Sonra tabii kendi şarkı sözleri ve müziği bana yol gösterdi.

Engin Hepileri: Ondan öğrendiklerim duyarlılık ve farkındalık

Haberin Devamı

AİLESİ HÂLÂ KAZIM’I YAŞIYOR
Şaçlarınızı uzatmayıp peruk kullanmışsınız. Neden?
- Çünkü film içinde Kazım’ın pek çok dönemine şahit oluyoruz. Üniversiteden başlıyor hikâye. O yıllarda bir gözaltı süreci geçiriyor. Saçları kesiliyor. Bu yüzden filmde kısa ve uzun saçlı haline şahit oluyoruz. Sonra maalesef kemoterapi tedavisi gördüğü, saçının olmadığı zamanlar var. Üç farklı durumda görünmem gerekiyordu. Bu konuda bize Derya Ergün yardım etti. Gerçek saçtan bir peruk getirtti, onu kullandık. Ayrıca rol için kilo verdim.

Kaç kilo?
- 7 kilo. Çekimler başlamadan yemeyi, içmeyi kestim. Son bölümlerde az uyku ve az yemekle görüntümde fiziksel çöküntü yarattım.

Engin Hepileri: Ondan öğrendiklerim duyarlılık ve farkındalık

Kazım Koyuncu

Engin Hepileri: Ondan öğrendiklerim duyarlılık ve farkındalık

Engin Hepiler


Çekimleriniz Karadeniz’de yapıldı. Ailesiyle tanışma fırsatınız oldu mu?
- Evet, birlikte çok vakit geçirdik. Baba tam bir toprak adamı, çok güçlü. Hep hatırlıyorum, yanağıma iki kere dokunurdu. Çekimlerde hep yanımızdaydı. Annesi hâlâ anne sıcaklığını taşıyordu. Kazım’ı yaşamaya devam eden konumdaydı. Mesela filmde bir yemek sahnemiz var. Masada gördüğünüz lahana sarmaları ve biber turşusu Kazım’ın annesinin kendi yaptığı lezzetler. Biz o çekimlerde aslında Kazım’ın yediği tatları yemiş olduk.

Peki daha önce Kazım Koyuncu’nun müziğini dinler miydiniz?
- Evet. Ama albümleri bende yoktu. Rol için bütün albümlerini dinledim. ‘Gelevera Deresi’nin benim için ayrı bir yeri oldu.

Günün sonunda Kazım Koyuncu’dan ne öğrendiniz?
- Duyarlılık ve farkındalık. Bu farkındalık içinde bilgiye ya da bu modern hayattaki pek çok edinime sahip olmak yerine yüreğimizin, toprağımızın ve anne babamızın bize aşıladıklarının yeterli olduğunu kavradım.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!