GeriSeyahat Küba’nın rüyası hiç silinir mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Küba’nın rüyası hiç silinir mi?

Küba’nın rüyası hiç silinir mi?

Küba’yı tam da en sıcak gündemini yaşarken ziyaret ettim. ‘Düşman’ komşusu ABD’yle ilişkileri normalleşme yolunda. Bugün kendileri de dahil herkes “Şimdi ne olacak” diye soruyor ya, bu kalp çarpıntılı sorunun, cevabı bizzat onlar. Bütün yavrularına bedava sunulan katkısız sütlerden vazgeçmeyecekler. Ucuz pazarlardan. Rahat evlerinden. Elbise değil, tenleri olan neşelerinden...

Ölmeden önce yapmamız gereken on şey, elli şey, altmış şey... Bu tür başlıklar çeker insanı.

Pek bir yaptırımı yoktur. “İnşallah” der geçeriz çoğu zaman.

Küba’nın rüyası hiç silinir mi


Ancak, o ülkeyi, o rüya adayı ölmeden görmek gerek kalıbı midede hafif bir yanmaya, bir “Ya beceremezsek” korkusuna yol açar. Ben bir süredir, küçük bir değişiklik yaparak, “Fidel yaşarken görmek gerek” diyordum, ölümle adı uzak dursun diye. Döndüğümden beri, Fransa aktarmalı pek yorucu yolculuğa rağmen yüzüme oturmuş gülümsemeyi ne korna sesleri, ne başka gürültüler silebiliyor. Bu kadar idare eden bir seyahatim hiç olmamıştı!

Tam da bu günlerde heyecanla, beklentiyle kaynayan bir adaya seyahat ettim... Barack Obama ve Raul Castro, diplomatik ilişkileri normalleştirmek için görüşmelere başlayacağını açıkladı. Esirler karşılıklı salıverildi. Ada, ambargonun kaldırılmasını bekliyor şimdi. Geleceğin nasıl yaşanacağı tartışılıyor. İyi mi olacak kötü mü?

Küba’nın rüyası hiç silinir mi

Che, Havana yakınlarındaki bir konut projesinde işçilere yardım ederken (1962).

Yeşil timsah adası... Sana toz kondurmamaya kararlıyız; gözlerimizde nicedir unuttuğumuz sınıf bilinci, omuzlarımız dik fakat... Gezginlerin her fırsatta yanına yaklaşıp ucuz puro satmak isteyen, fotoğraf çektirip bahşiş bekleyen, Che imzalı paraları günün parasına değiştirmemizi uman birileri çokça var. E gücüne gidiyor insanın! Çünkü benim neslim sana mükemmel hayal rolü yükledi. Fakat Damdaki Kemancı’nın Sütçü Tevye’si gibi söylersek: “Öte yandan.. Öte yandan çocukların cıvıltısı kusursuz.”

Küba’nın rüyası hiç silinir mi

Che ve Castro, ABD Başkanı Eisenhower’la dalga geçmek için golf oynuyor (1962).

Nasıl olmasın ki? En çok 20 kişilik sınıflarda, defter kitap parası düşünmeden bütün akranları gibi öğrenen, eğlenen, oynayan dünya güzeli çocukların sesleri, çok güzeldi be Küba. Seni seni yasaklar ülkesi Küba! Buyrun: Çocuk işçi çalıştırmak yasak!

Hele bir 18 olsunlar, sonra! Eğitimin ve bütün sağlık hizmetlerinin ücretsiz sunulduğu cennet!

Yıllarca Küba’yı okumak, izlemek, dostlarınla konuşmak, görünce şaşırmaya engel değilmiş.

Mesela: Havana’nın ortasında güzel bir bina. Bakımlı olanlardan.

Küba’nın rüyası hiç silinir mi

Raul Castro ve Che, her yıl 26 Temmuz’da kutlanan devrim yıldönümü törenlerinde.

Hamile giriyor kapıdan içeri bir kadın. Annenizin kızlık soyadı, kocanızın adı, geçen yılki adresiniz, falan filan sorulmadan, o artık bilgili ve şefkatli insanlara emanet. Hamilelik süresince bakımı, kontrolü devlete ait!

Çok gelişkin hastanelerinde, ehil doktorlar çok derdin dermanını bulmuşlar bile.

‘Nuestro mejor amigo’ları (en yakın dostumuz) da gelmiş hastalığının son döneminde. Şimdi, bu vefalı halka dev posterlerden gülümsüyor Chavez.

KÜBA'YI NASIL BİLİRDİNİZ?

Küba’nın rüyası hiç silinir mi


Bizim televizyonda Dallas kadar meşhurdu galiba, Flamingo Yolu. Zenginler o bölgede otururdu. Yoksul, bakımsız, suçlu barındıran bölgenin adıysa ‘Küba Mahallesi.’ Bir Amerikan dizisiydi elbet!

Milletçe Küba’yı bir de Godfather 2’de, Michael Corleone’mizi, kumarhaneleri düzenlemek üzere oraya gittiğinde gördük. Mafya ve müşterileri, bir gece lüks taşan otelde dans ederken, Batista aldı sevgilisini kaçtı. Yarım kaldı mı balo, arabasını bulan bulamayan tüydü. A, devrim olmuş meğer!

Küba’nın rüyası hiç silinir mi

Kübalıların, çocukluğumdan bu yana yediğim en lezzetli tavuğa yüz çevireceğini sanmam. “Trabzon’a mı geldik” dedirten tereyağına da.

50 küsur yıldır ablukaya alınan, hayat standardı için gereken damarları kesik Küba’yı uzaktan sayarak, severek izledik. Korunabilmesini diledik. Tam da dünya gündemine oturduğunda görmek kısmetmiş. Banyan ağaçlarına dokunmak, sularına dalmak, meyvelerini tatmak, güzelim insanlarıyla göz göze gelmek, birlikte kahkaha atmak, sarılmak, yürümek, oynamak, dinlemek, heyecanlanmak, o doyumsuz renklerine doya doya bakmak, çok güzel.

Sağlıklı ve mutlu insanlar Kübalılar. Bugün kendileri de dahil herkes “Şimdi ne olacak” diye soruyor ya, bu kalp çarpıntılı sorunun, cevabı bizzat onlar.

Çocukluğumdan bu yana yediğim en lezzetli tavuktan vazgeçeceklerini sanmam. “Trabzon’a mı geldik” dedirten tereyağından da. Bütün yavrularına bedava sunulan katkısız sütlerden de. Ucuz pazarlardan. Rahat evlerinden. Elbise değil, tenleri olan neşelerinden.

Küba’nın rüyası hiç silinir mi

Küba’da 18 Aralık gazeteleri ABD’deki mahkûmların döndüğünü yazıyor.

Eşitliğin huzurundan. “Fidel” derken, “Raul” derken (Babam duysa pek mahcup olurdu, “Koskoca liderler sınıf arkadaşları mı, adlarıyla sesleniyorlar” diye düşünürdü!), hele “Che” derken gözlerine yerleşen menevişlerden.

Mutluluğun resmi yine yapılır

Ambargo kalkacak mı, Küba değişecek mi? Sevgili romantikler, bizler! Bizler de korkmasak ihtimallerden.

Bu incecik, naif adaya bütün düşlerimizi yüklemesek.

Küba’nın rüyası hiç silinir mi

ABD’deki Kübalılar normalleşme kararı konusunda ikiye bölündü.

Başkentin güzel bir yerine diktikleri ve altına da “Paz en el pais / Paz en el mundo” (Yurtta barış, dünyada barış) sözünü kazıdıkları Atatürk büstü bir şeyler söylüyor olabilir hâlâ.

Artık hayattaki üçü salıverilmiş olan beş Kübalı tutukluyu geri isterken “Give me five Obama” afişleri yapan zekâdan, asansör gecikti diye kızan Alman turiste “Paraşüt yollasam” diyen otel görevlisinin zaptedemediği hınzırlığından, “Viva la revolucion / no samba” derken bile omuzları, belleri, kalçaları oynatan yaşama sevincinden vazgeçmezler.

Beş yıldızlı oteldeki bornozun tiftiklenmiş kuşağı kalsın, kimsenin şikâyeti yok.

Zaten evimizde bile ışıkları, suları kapamaya bu kadar özen göstermemiş olabiliriz.

Hepimize emanet gibi. Öyle.

Belki bugüne kadar tanık olamadığımız bambaşka bir hikâye olur.

Küba’yı rüya yapan değerlere belki kimse kıyamaz.

O zaman ne deriz?

Abidin Dino’dan aşırırız, helal eder:

“İşte o zaman Nâzım / Yapardım mutluluğun resmini / Buna da ne tual yeterdi, ne boya!”

Küba’nın rüyası hiç silinir mi

Havanalı öğrenciler Raul Castro’nun açıklamasını izliyor.


KÜBA’DA TARİHİ DÖNEMEÇ

* ABD Başkanı Obama ve Küba Devlet Başkanı Raul Castro, iki ülke arasında yarım asrı deviren gerginliği düzeltmek için görüşmeye başlayacaklarını açıkladılar.

* İlk normalleşme işareti karşılıklı yapılan esir takası. Küba, tutuklu alıkoyduğu iki Amerikan mahkûmu serbest bırakırken, ABD de 15 yıldır casusluk suçlamasıyla Miami’de tutuklu bulunan Küba Beşlisi’nin hayatta kalan üç üyesini Küba’ya gönderme kararı aldı.

* Raul Castro, önemli olanın ambargonun kalkması olduğunu söylüyor.

* Obama, yıllar sonra Küba’yı ziyaret eden ilk başkan olabilir.

False