İlahi Bay Steinmeier

“ÖNCE gazetecilik, gazetecilerin görevini gereği gibi yerine getirmesini sağlamak hepimizin görevi. Gazetecilik başka mesleklere benzemez. Gazetecilere çok ihtiyacımız var”.

Haberin Devamı

Gazetecilik üzerine iki tezi var, biri basın endüstrisi bağlantılı:
“Basın endüstrisine daha yoğun yatırım şart. Hem çoksesliliği sağlamak, hem özgür yayın adına”.
İkinci tezi doğrudan gazetecilerle ilgili:
“Araştıran, eleştiren, sorgulayan, gizli olayları açığa çıkaran basına ihtiyacımız var. Gazetecilerin bunu başarması için her şeyi yapmaya hazırız”.
Bugünkü Türkiye’de kuyrukluyıldızdan dünyaya gelen bilgiler gibi. Kuyrukluyıldızdan değil, Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier’in konuşmasından alıntılar bunlar.


‘FELAKET OLUR’

Steinmeier sürdürüyor:
“Basında kriz hepimizin felaketi olur. Demokrasi de krize düşer. Demokrasi ancak basının bekçi rolü ile ayakta kalabilir. Demokrasinin önceliği bellidir, önce gazetecilik”.
Demokrasiye saygı duyan, özgür basına inanan Batı’da ağırlığı bulunan önemli bir politikacının görüşleri. Gazetecileri asmak, kesmek, basın patronlarını tehdit etmek, kendine itaat edecek sermaye ve “gazeteci kılıklı adamlar” bulmakla uzak yakın ilgisi yok.


‘SORU YASAK’

Steinmeier’e nispet, Türkiye’de dün olup biten ibretlik. ABD Başkan Yardımcısı Biden Türkiye’de. Biden sivil toplum örgütlerinin yer aldığı toplantıya katılıyor, oraya Türk basını alınmıyor, Türk gazeteciler ya ters soru sorarsa korkusuyla, sadece Amerikan basını var.
Öyle ya Biden özür diledi mi, dilemedi mi, bu gündeme geldi mi, Amerika sonunda Türkiye’nin izlediği Suriye politikasına geldi mi, bizde en yetkili ağızlar böyle söyledi, IŞİD politikası ne âlemde, işbirliği nasıl gidiyor, Kürt sorunu gibi sorular var.
Ya gerçekler ortaya çıkarsa, en iyisi basını dışarıda tutmak, bu son numara, mahkemeden yayın yasağı çıkarmanın yeni yüzü. Türk basınına yasak konulmasına ABD Başkan Yardımcısı kim bilir ne şaşırmıştır. Steinmeier’in kulakları çınlasın.

Haberin Devamı


Valinin ırkçılığı

“Büyük bir kinle söylüyorum, eşkıya kılıklı insanlar orada Müslümanları katlederken, biz burada onlara sinagog yapıyoruz” diyor Edirne Valisi Dursun Şahin, Edirne Büyük Sinagogu’nu Türk Musevi Cemaati’ne kullandırmayacağını ilan ediyor.
İsrail’in Mescid-i Aksa saldırısına tepki bir valinin işi değil, dış politika konusu, vali yetkisini aşıyor.
“Kinle” konuşmak, şiddet çağrışımı, tehlikeli. Kızdığı zaman “kin” duyuyorsa, kim bilir neler yapabilir, Edirne halkının vay haline.
“Türk Musevi Cemaati” üyeleri Türk vatandaşı, Anayasa gereği vali tüm vatandaşlara ayrım gözetmeden hizmetle yükümlü, oysa ayrımcılık yapıyor.
Tepki olarak, dünyanın bir yerinde cami kapatılsa, vali bunu nasıl temizleyecek?
Edirne halkı kızdığı zaman ne yapacağını bilmediği bu valiye artık güvenemez. Doğrusu, valiyi görevden almak. Çoktan unutuyoruz bu duyarlılığı.

Haberin Devamı


Kırk bin konut

“GELECEĞİN Turizmi-Turizmin Geleceği” başlıklı bir toplantı var bu hafta Antalya’da. Dünyadan bin iki yüz turizmci katılıyor. Geçen akşam katıldığım tanıtımdan birkaç not:
Antalya’da yabancılar kırk bin konut satın alıyor, müthiş rakam. Sahipleri genellikle Almanlar ve İskandinavlar.
Gelen turist sayısı açısından Türkiye altıncı sırada. En çok Ruslar, sonra Almanlar geliyor.
Antalya’ya 48 ülkeden direkt uçak var. THY Antalya’ya yurtdışından direkt uçuşu yok, yanlış politika.
İki bin iki yüz yataklı bir otel zincirinde bir sezonda bir milyon dört yüz bin yumurta, yüz ton et, bir milyon liralık (eski parayla bir trilyon) içki tüketiliyor. Turizm pek çok sektörü besliyor.

Yazarın Tüm Yazıları