Her yıl bir stadyum dolusu insan organ beklerken ölüyor

Haberin Devamı

BU ay, ‘Organ Bağışı Haftası’ nedeniyle birçok etkinlik yapıldı. Özellikle İzmir bu konuda oldukça duyarlı. Rakamlara bakıldığında İzmir, Türkiye’nin en çok organ bağışlanan ili konumunda. Yine de yeterli değil. Çünkü İzmir İl Sağlık Müdürü Bediha Türkyılmaz’ın dediğine göre her yıl bir stadyum dolusu insan organ beklerken ölüyor. İzmir’in ilk kadın sağlık müdürü olan Türkyılmaz ile hem organ bağışını, hem de İzmir’in diğer sağlık sorunlarını konuştuk.

KADIN YÖNETİCİLER DAHA AVANTAJLI
- İzmir’in ilk kadın sağlık il müdürü oldunuz. Buraya gelene kadar nerelerde görev yaptınız?
- Egeliyim, Menemen’de doğdum. Çapa Tıp mezunuyum, ihtisasım enfeksiyon. Enfeksiyon hastalıkları uzmanı olarak Lütfü Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştıktan sonra Ankara’da bakanlıkta idarecilik yaptım. Sonra Kırıkkale Sağlık Müdürlüğü ve İzmir’e önce Halk Sağlığı Müdürü olarak geldim. 6 ay sonra da bu görevim başladı.
- Kadın yönetici olmanın herhangi bir sıkıntısını yaşadınız mı?
- Yöneticilikte kadın olmanın handikapını, sıkıntısını yaşamadım. Bakanlıkta idarecilik yaparken tecrübem vardı. Erkekler ‘bu kadın anlamaz’ şeklinde yaklaşmadı. Farklı yönlerini olumlu yaşadım. Mesela, 6. his farklı çalışıyor. Annelik duygusundan hormonların kadına kattığı şeyler var. Bir anda üç, beş işle birden uğraşabiliyorsunuz. Zaten annelerimize bakalım. Bir taraftan yemek yaparken, bir taraftan çocuğu ne yapıyor ona bakar, makineye çamaşır koymuştur onu düşünür. Bu benim üst kabiliyetlerim değildir. Ama kadınlıktan kaynaklanan bir yeti. Sonra streslere daha dayanıklı oluyorsunuz. Kolay kolay yıkılmıyorsunuz. Kriz çözümüne daha dayanıklı oluyorsunuz. Mesai saati kavramı daha az, hasta olmadıktan sonra iş bilincimiz, sorumluluğumuz yüksek. Bir de hastalara, engellilere daha yüksek bir merhamet duygusu oluyor kadınlarda. En azından ben bunlara artılarım olarak bakıyorum.

Haberin Devamı

Her yıl bir stadyum dolusu insan organ beklerken ölüyor

Haberin Devamı

OBEZİTE ÇALIŞMALARINDA İZMİR ÖNCÜ
- İzmir için öncelikli gördüğünüz sağlık sorunları neler?
- Halk Sağlığı Müdürü iken zaten çalışmaya başlamıştım. İlk olarak obeziteyle mücadele çalışmaları başlattık. Halk açısından kesinlikle obeziteye bir eğilim var. Çocuklarımızda obeziteye eğilim var. Yürümeyi aktifleştirmeye çalıştık. ‘Sadece uykumuzdan bir saat ayırarak, hadi bir saat ayıramıyorsun yarım saat ayır. Bunu her gün yapma, gün aşırı yap, haftada 2 defa yap ama yap’ diyerek yürümekle başladık. Genç nüfusu hareketlendirmek için zumba etkinlikleri yaptık. Esnaf Sanatkarlar Odası Başkanımızla sağlıklı beslenme için restoranlarda kampanya başlattık. Yemek menülerinin kalorilerini, tuzu azaltma yönünde çalıştık. Türkiye’nin ilk obezite birimini Karşıyaka’da açtık.
- Neler yapılıyor Obezite Merkezi’nde?
- Hastanelerden diyetisyenlerimiz geliyor, ücretsiz danışmanlık veriyor. Danışanlara hareket modelleri de oluşturuldu, tavsiyelerde bulunuldu. Bazı obezite birimlerimizde haftanın 3 günü pilates hocası geliyor ve ücretsiz ders veriyor. Hatta bakanlığımız da bunu kabul etti ve İzmir’in yaptığını 81 ile yaygınlaştırıldı.

Haberin Devamı

14 BİN 347 BAĞIŞLA İLK SIRADA
- Organ bağışı konusunda da önemli şeyler yapıyorsunuz? İzmir’de bu bilinç yaygınlaştı mı?
- İzmir, Türkiye genelinde 14 bin 347 bağışla ilk sırada. Farklı bir uygulama olarak internet üzerinden bağış yapma imkanı sağlıyoruz. Siz internet üzerinden organ bağışı formu doldurursanız, bizler de organ bağışı kartını doldurup imzanızı alıyoruz. Biz İzmir birinci sırada olsa da organ bağışı için birçok etkinlik yapıyoruz. Bisiklet etkinliği, vosvos arabalarla etkinlik gibi… Ama organ bağışını çok iyi anlatmak gerekli. İnsanlar beyin ölümü ile komanın farkını anlamadıkları için organları bağışlamıyor. Beyin ölümü gerçekleştiği zaman dönüş olmaz. Ama insanlar dönüş olur diyerek bağışlamak istemiyor. Oysa komadan dönüş olur ama beyin ölümünden olmaz. Ya da vücut bütünlüğünün bozulacağından çekiniyorlar. Organları almak için vücut parçalanmıyor. Korneayı aldığımızda bile göz yerinde kalıyor.
- Sanırım bu konuda daha çok bilinçlendirme çalışması yapılmalı...
- Kesinlikle. Sadece bizim anlatmamızla olmuyor. Hocalar, hakimler, savcılar, öğretmenler herkes anlatmalı. Çünkü 25 - 30 bin bebeğimizden tutun da gençlere kadar organ bekleyenler var. Mesela bazı organlar canlıdan alınıp takılabiliyor. Karaciğer, böbrek gibi ama mesela kalp canlıdan alınamadığı için bunu beklerken ölen de çok oluyor. Bir yılda bir stadyum dolusu insanın organ beklediği için öldüğünü biliyoruz biz.

Haberin Devamı

Her yıl bir stadyum dolusu insan organ beklerken ölüyor

PALYATİF BAKIM ÜZERİNE ÇALIŞIYORUZ
- Hastanelerimiz konusunda çok şikayet oluyor. Bu konuda bir şeyler yapılacak mı?
- İzmir’de hastanelerimizin fiziki şartlarının ne kadar öncelikli olduğunun farkındayız ve projelerimizi oluşturduk. Hastanelerimiz yenileniyor. Çiğli bitmek üzere, Çeşme, Ödemiş devam ediyor. Selçuk ve Foça projeleri tamamlandı. Bornova Devlet Hastanesi yenileniyor. Tepecik’le ilgili bir projemiz var. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde hepsinin yenilenmesi hedefimiz.
- İzmir’de öncelik verdiğiniz başka sağlık çalışmalarından bahseder misiniz?
- Palyatif bakımı önemsiyoruz. İzmir yaşlı nüfusu olarak da önlerde. Müdürlüğümüz, hastaneler, aile hekimleri, milli eğitim, SGK, üniversitelerin dahil olduğu bir komisyonla aylardır çalışıyoruz palyatif bakımı projesine. Bir komuta merkezi kurmak ve yaşlılık ya da farklı bir hastalık nedeniyle evde yatarak tedavi görmesi gereken hastalar ve yakınlarını tespit edeceğiz. Bakanlara eğitim vereceğiz. Standart bakım modüllerini kitaplaştıracağız. Ayrıca belediyelerimiz de bu konuda gönüllü. O nedenle İzmir daha farklı bir yerde. Zaten bakanlığımız da bizden bu projenin nasıl yürüyeceği bilgisini bekliyor. Biz pilot olarak başlayacağız belki sonrasında İzmir’den Türkiye’ye yayılır. Ayrıca diş sağlığı ile ilgili de Ege Ağız Diş Gönüllüleri Derneği ile evinden çıkamayan hastalara diş bakımı hizmeti vereceğiz.

Yazarın Tüm Yazıları