Kralın soytarıları

Salı akşamı Galatasaray’ın maçını izlemek yerine “Kral (Soytarım) Lear” oyununu izlemeye gittim Kadıköy’e...

Haberin Devamı

Çok doğru yapmışım, 4 gole sinirlenmek yerine sahnede çok ilginç bir oyun izledim.
Ülkesini üç kızı arasında bölüştüren Shakespeare’in klasik oyunu Kral Lear’e farklı bir bakış açısı getiren bir oyun.
Shakespeare’in metninde oyunun ilk perdesinde ortadan kaybolan soytarının gözünden anlatıyor hikayeyi...
Gerçek soytarı rolünde Tomris İncer... Lear’ın büyük kızı Goneril’de Demet Evgar...
Ortanca kız Regan’da Sezin Akbaşoğulları...
Gloucester Kontu rolünde Okan Yalabık var...
Kontun büyük oğlu Edgar’ı Umut Kurt, Edmund’u Berkay Ateş oynuyor...
Tomris İncer dışında hepsi farklı karakterleri de canlandırıyor...
2,5 saat boyunca sahnedeler ve hepsi de performansa dayalı çok iyi bir oyun çıkarıyorlar.
Ama bu oyunda en büyük alkışı Candan Seda Balan hak ediyor... Grotesk tarzı yansıtan müthiş soytarı kostümleri, her detayını merak ettiren maskeleri ve makyaj çalışmasıyla, benim son yıllarda sahnede izlediğim en büyük görsel şova imza atmış...
Ha Kral Lear’i kimin oynadığını söylemeyi unuttum, mayıs ayında İstanbul Tiyatro Festivali’nde Güven Kıraç oynamıştı bu rolü...
Benim izlediğim akşam, aynı zamanda oyunu uyarlayıp yöneten Yiğit Sertdemir bu roldeydi, Güven’le dönüşümlü oynuyorlarmış...
Oyuncu kadrosuyla, sahne görselliğiyle, yorumuyla herhalde bu yılın en şaşırtıcı oyunlarından biri bu olacak... Köşeye çekilmeye hazırlanan ve krallığını üç kızı arasında bölüştüren yaşlı Lear’in ülkesinin nasıl dağıldığını, haritanın parçalandığı dans sahnesinde çok iyi anlatmış...
Oyuncuların dev aydınger kağıdına çizdiği haritayla, bu çizimde kullandıkları sprey boyanın salonda kafa yapmasıyla başlıyor oyun...
Demet Evgar ve Sezin Akbaşoğulları hırstan gözü kör olan kız kardeşler rolünde çok başarılılar.
Kral Lear’in üçüncü kızı Cordelia’yı kim oynuyor peki?
Söyleyeyim, bir kukla...
Okan Yalabık derseniz, sahne için doğmuş zaten...
Not: Bu yazıdan sonra hemen bilet almaya kalkmadan oyunla ilgili aşağıdaki yazıları da okuyun lütfen...

Haberin Devamı

Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’ne bu tuvaletler yakışıyor mu

Haberin Devamı

Bir çift sözüm de Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’ni yönetenlere...
Ben son yıllarda, konserlerde, sinemalarda,tiyatrolarda, kapalı alanlarda gerçekleşen etkinliklerde hiç bu kadar kötü tuvaletleri olan bir salona rastlamadım...
Leş gibi kokuyor, pislik içinde...
Artık statlarda bile böyle pis kokan tuvaletler yok, bir kültür merkezinde olmasına inanamadım...
Sonra internetten buldum, üstelik Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’ni yöneten bir kadın...
Kurum müdürü Hülya Narsap’a sormak istiyorum.
Hülya Hanım, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde seyircilerin kullandığı tuvaletlere hiç mi inmediniz...
Hiç mi görmediniz... Tuvaletleri temiz tutmak bu kadar mı zor?
Bu durum, Kadıköy’de en iyi salonlardan birine sahip olan Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’ne hiç yakışmıyor...

Haberin Devamı

Sertab da oradaydı

Kral (Soytarım) Lear oyununu izleyenler arasında Sertab Erener de vardı...
Oyun öncesinde selamlaştık, merhabalaştık, ayaküstü hal hatır sorduk...
Zayıflamış ve çok iyi gördüm Sertab’ı...
Demir Demirkan’la 18 yıllık ilişkisini bittirdikten sonra gece hayatında da daha sık görülmeye başlayan Sertab, kültür sanat faaliyetlerini de artırmış anlaşılan...
Keyifli görünüyordu, özel hayatıyla ilgili tek bir şey konuşmadan iyi seyirler diledik birbirimize...

Kolay bir oyun değil


Kral (Soytarım) Lear’a, “Ay Pargalı’nın oyunu varmış hadi izleyelim” diyerek giderseniz...
Ya da “Dur bakalım Demet Evgar, Bir Kadın Bir Erkek’teki kadar komik mi” hayaliyle bilet alırsanız fena halde hayal kırıklığına uğrarsınız peşin peşin söyleyeyim...
Kral (Soytarım) Lear seyirci için hiç kolay bir oyun değil...
Kostümlerden, masklardan, makyajdan, oyunun geneline hakim olan grotesk tarzdan oyuncuları seçebilmeniz bile zor...
Arayla birlikte toplam 2,5 saat... Uzun bir oyun...
Soytarıların sürekli koşturduğu, karnaval halinde geçen temposuyla bir süre sonra yorucu...
Bunları bilip de gitmeye karar verirseniz oyun 10-11 Kasım’da Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde...

Haberin Devamı


Demet mi daha iyi bateri çalıyor, Okan mı?

Kral (Soytarım) Lear oyunda baştan sona bütün oyuncular kesintisiz sahnede...
Kostümlerini, masklarını sahne üzerine değiştiriyorlar.
Oyunun en sevdiğim yanı ise oyuncuların dönüşümlü olarak canlı müziği yapan orkestranın bir parçası olması...
Ciddi ciddi çeşitli enstrümanlar çalıyorlar...
Bir ara oyunda Albany Dükü’nü ve Gloucester Kontu’nu canlandıran Okan Yalabık oturdu bateriye hiç fena çalmadı...
Demet Evgar da
çalacak mı diye yakalamaya çalışırken, oyunun bir yerinde o da baterinin başına
geçti...
Ama sadece basit bir ritim tuttu Demet Evgar...
Yani bateride Okan Yalabık, Demet Evgar’dan daha başarılıydı...
Bu arada tüm soytarıların kostümleri benzer olduğu için hangi oyuncunun hangisi olduğunu takip etmenin bir süre sonra zorlaştığını, karakterleri yakalamakta kafaların karıştığını söylemeliyim...

Yazarın Tüm Yazıları