İlkel madenciliğin bedeli budur

ODTÜ Mezunları Derneği Yönetim Kurulu, “Karaman-Ermenek’teki kazanın oluşumu ile ilgili teknik ayrıntıyı içeren bir açıklama yaptı.

Haberin Devamı

Vurgulanan noktalar şöyle:
-KAZANIN meydana geldiği sahada, 3 ayrı firmanın aynı anda rödovans yöntemi ile üretim yaptığı görülmektedir. Maden işletmesinde çalışan işçiler Soma’da da olduğu gibi genellikle çevre köylerden gelen sendikasız ve düşük ücretlerle çalışan emekçilerdir.
-HAVZA madenciliği yapılmadığı için, ocaklarda yapılan üretimle mücavir alanlarda daha önceki yıllarda yapılan imalatların birbirini nasıl etkileyebileceği bilinmeden planlama ve üretim gerçekleştirilmektedir. Ermenek’te meydana gelen kaza da havza madenciliği yapılmamasının bir sonucudur. Havza madenciliği, bir havzada bulunan madenlerin, bütüncül bir bakış açısı ile planlanması ve üretilmesi anlamına gelmektedir. Aynı havzada farklı firmaların, değişik ya da aynı zamanda yaptıkları planlama ve üretimi birbirlerinden bağımsız, habersiz, birbirlerini olumsuz etkileyebilecek şekilde yerine getirilmesi politikası sürdükçe Soma‘da, Elbistan‘da ve son olarak Ermenek‘te yaşanan facialar gelecekte de yaşanabilecektir.
-ÜLKEMİZDE yüksek risk taşıyan, mühendislik biliminden ve tekniğinden uzak, kural ve denetim olmaksızın, tamamen ilkel koşullarda çalışan pek çok maden işletmesi bulunmaktadır. Bu işletmelerde her an kaza olma olasılığı mevcuttur. Madenciliğin kendisine özgü durumlar göz önüne alınarak kapsamlı bir risk haritasının söz konusu ilgili bakanlıklarca hazırlanması ve denetimlerin buna göre yapılması gerekmektedir.
-DEVLETİN, işçi sağlığı-iş güvenliği alanında araştırma yaptırmaktan üretim süreçleri konusunda tarafları bilgilendirmeye, ulusal mevzuatı günün gereksinimlerini karşılayacak bir biçimde güncelleştirmekten insan sağlığını her şeyin üstünde tutarak işyerlerini etkili bir biçimde denetlemesine kadar pek çok sorumluluğu vardır. İşverenlerin büyük bir bölümü; insanın, çalışanın korunmasını, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmasını maliyet unsuru olarak görmektedir. Yasanın zorunlu kıldığı önlemleri almak, sağlık kurullarını oluşturmak konusunda işverenlerin sorumluluklarını kendiliğinden yerine getirmeleri beklenmemelidir. Bundan önce olduğu gibi “gerekenler yapılacaktır” gerekçesinin arkasına sığınılmadan gerçek sorumlular belirlenmeli ve gereken tüm önlemler bir an önce alınmalıdır.

Haberin Devamı

GÜNÜN SÖZÜ

Haberin Devamı

“Bir ülkede sık sık dinden ve Tanrı’dan bahsediliyorsa ya malınıza ya da canınıza kasıt vardır”Mao

Devlet milletiyle güçlüdür

DEVLET yönetici kadrolarıyla güçlüdür. Millet devleti yönetmeleri için belli dönemler siyasi kadrolara vekâleten yetki verir. Bu yetkiyi alanlar ehliyet ve liyakat sahibi ise, eğitimli, bilgili her bakımdan donanımlı ise, hepsinden önemlisi ahlaklı, dürüst ve vatansever kadrolar olursa devlet de, millet de güçlü olur. Çünkü vatanını seven vatandaşını da sever. Birbirinden ayrılmaz. Ancak riyakâr, sahtekâr, kifayetsiz muhterisler milleti kandırarak işbaşına gelirse, ne güçlü devlet kalır ne güçlü millet olur! Demokrasi ile yönetilen güçlü devletlerde bile, milletler geçici bir süre için aldatılabilir. Devletine ve milletine ihanet eden yöneticiler elinde tüm halk zarar görür. Yani bazen milletin ‘vatansever’ sanıp seçtiği yöneticiler ‘satansever’ çıkabilir! Elde avuçta ne varsa satar savurur, iç politikada ve dış politikada devletin–milletin çıkarlarını savunmak şöyle dursun, işgalcilerle sömürücülerle işbirliği yaparak ihanete varan durumlar yaşanabilir!
Milletin iradesini temsil eden siyasi lider ve kadrosu iyi ise devleti–milleti yüceltir, kötü ise devleti–milleti yıpratır, zayıflatır, hatta batırır!
Türkiye’de yaşananlar tam da budur! Milleti aldatanlar işbaşındalar! Bu Türkiye’nin talihsizliğidir. Ama bu talihsizliği tersine çevirecek bilinç ve irade Türk milletinde mevcuttur. Kendisini doğru-dürüst yönetecek liderleri de kadroları da bulup seçme iradesini ortaya koyacaktır. Yani asıl olan milletin; ülkenin ve tüm halkının geleceğine sahip çıkmasıdır.
Ne demişti vatan şairlerimizden Mehmet Âkif Ersoy:
“Sahipsiz vatanın batması haktır
Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.”
Mustafa DURNA-ANTALYA

Haberin Devamı

Ahmetbey’de mera isyanı


SADECE Trakya’da 300’e yakın mera var. Siyasi iktidarın gözü bu meralarda...
Mera Yasası’nda yapılan bir değişiklikle meraların kiralanması bir madde olarak yasaya eklendi.
Devlet meraları tel örgü ile çevirmeye başladı, köylü hayvanını otlatacak mera bulamayacak bu gidişle. Bu konuda en büyük ses Kırklareli-Lüleburgaz’ın Ahmetbey beldesinden çıkıyor.
Çevre aktivistlerinden Murat Sevgi diyor ki: “Yağmaya yol veren yasal düzenlemelerin neler götürdüğünü anlatacağız. Traktörünü, ineğini alan meralar için Ahmetbey’e gelsin.” Ziya Gökerküçük de şöyle konuştu:
“Köylüyü milletin efendisi saymayanlar çoğaldı sonraları. Köylüyü ‘saf’, ‘geri kalmışlık simgesi’ olarak görenlerin arttığı zamanlarda köylü soyuldu, cesareti kırıldı ve toprağından koparıldı, ürünlerine değer verilmedi.”
Ve ekliyor: “Biz, yani köylüyü, üreteni ulusun efendisi gören ve efendi olduğunu kavrayabilen köylüler olarak cumartesi günü efendi “Ahmet Beyler”le Ahmetbey beldemizde buluşalım.”
(Bilgi için: 0536 4779859
0542 4172939)

Haberin Devamı

Hayvan terli beyim

KARMA ekonomi... Benim kendimi bildim bileli desteklediğim, benimsediğim, devlet ve özel sektör işbirliği esasına dayanan ve de Şevket Süreyya’nın ‘Suyu Arayan Adam’ isimli kitabında çok iyi anlattığı gibi, Atatürk’ün çeşitli araştırmaları sonucu, ülkemize en uygun bir ekonomik model olarak bulduğu, emperyalizme alternatif olarak ve ülkemiz gibi birçok azgelişmiş ülkelere örnek olmuş bir modeldir. Bu model sayesinde Cumhuriyet döneminde elde ettiklerimizi sata sata bitiremeyen AKP en nihayet, emperyalizmin ‘babası’ ABD’ye verdiği söz nedeni ile olsa gerek, “Karma ekonomi devrini bitiriyoruz!” diyerek, emperyalist dünyaya bağlılığını bir kez daha kanıtlamıştır.
Bu arada Atatürk heykellerinin yakılıp yıkılmasına seyirci kalan AKP, ‘Yeni Osmanlı’ rüyasının bir gereği olarak, Atatürk’ün ülkemiz üzerindeki ekonomik izlerini de silerek, Atatürk’ün unutulmasını sağlamak adına kendince önemli bir adım atmıştır.
Yok be... Yemiyor... Hayvan terli!Hilmi DİNÇER

Haberin Devamı

BİLİYOR MUSUNUZ?


-SOSYAL Demokrasi Vakfı’nın (SODEV) düzenlediği Aydın Cıngı, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Karlı ve Yrd. Doç. Dr. Yunus Emre’nin konuşmacı oldukları ‘AKP Türkiye’sinde Sosyal Demokrasi’ konulu panelin yarın 14.00’te Taxim Hill Otel’de yapılacağını...

-AVUKATI Murat Fatih Ülkü’nün, Türkiye’de adaletsizliğin ve hukuksuzluğun simgelerinden biri olan astronomi profesörü Prof. Esat Rennan Pekünlü dosyasında “laiklik ve hukuk devleti yargılanıyor” açıklamasını yaparak “Astronomi profesörü Pekünlü, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamak istediğin için cezaevine giriyor” açıklamasını yaptığını...



PANO


- DÜNYANIN hangi ülkesinde, maden kaza alanı tören alanına çevrilir? (Dilfiraz Değerli)
- İNŞAATI durduran yargı kararı varken kayıp olan Kadir Topbaş inşaata devam kararını duyunca hukuka uymak zorundayız diye çıkıverdi ortaya! (İ.B.)
- DİN sandığımız Arap halkları dinciliği ‘laik’ bilinen Türklerden daha önce def ediyor yönetimden. Helal olsun; Tunus ve Cezayir’e bak. (FaiK DİLMENER)


17 aralık için itiraz etmeliyiz



17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının, savcılığın “kovuşturma açılmasına yer olmadığı” kararı ile kapatılmasına razı olacak mıyız?
Razı olmadığım için ben itiraz ettim.
Razı olmayan duyarlı herkesin itiraz etmesini öneriyorum.
Cumhuriyet Savcılığı kanalıyla itiraz edilebilir.
İtiraz için 3 Kasım Pazartesi’nden daha gece kalmamalı
Arif Ali CANGI

Yazarın Tüm Yazıları