Toplumun 'dul kadın' imajından korkmayan anneler

Güncelleme Tarihi:

Toplumun dul kadın imajından korkmayan anneler
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 26, 2014 01:09

Evlilik kurumuyla modern dünya arasındaki husumet malum. 20-30 yıllık evlilikler nesli tükenmekte olan canlılar gibi adeta. “Beş yıl evliyim” diyeni alkışlıyor, on yıldan bahsedeni tezahürat yağmuruna tutuyor, 15 yılı devirenlerin önünde saygıyla eğiliyoruz. Tüm bunların doğal bir sonucu olarak genç ve bekâr annelerin sayısı artıyor. Bu kadınlardan biri olarak 'hayat nasıl devam ediyor?' konusunu Ayşe Tolga, Ebru Şallı, Özlem Yıldız ve Ceyda Düvenci ile konuştum.

Haberin Devamı

Bazı şehirlerde onlar hâlâ birer istisna. Toplumdaki dul kadın imajından korkup, çocuğum ne olacak diye ürküp çile dolduran kadınların sayısı hâlâ fazla. Duygusal ve fiziksel şiddet görmesine rağmen maddi anlamda ayaklarının üzerinde duramadığı için boşanamayan binlerce kadın var. Ama şehrin bu tarafında da gelecekte iyi şeylerin olacağına dair güzel sinyaller var.

Toplumun dul kadın imajından korkmayan anneler

Ebru Şallı ve oğulları Pars ve Beren.


“Bekâr anne olmak beni hiç rahatsız etmedi. Hayat devam ediyor” diyor Ebru Şallı. “Her zaman mutluluğu önemsedim. Çünkü biliyorum ki anne mutluysa çocuklarını da mutlu edebilir, çocuklar mutluysa anne mutlu olur. Bu bir kısırdöngü. Ben oğullarım sayesinde kendimi daha güçlü ve daha mutlu hissediyorum.”

Haberin Devamı

Toplumun dul kadın imajından korkmayan anneler

Ceyda Düvenci ve kızı Melisa Nur.


Türkiye’de çocuklu bir kadın “Boşanmak istiyorum” dediğinde en yakınındaki annesinden en uzaktaki manav amcaya kadar herkes aynı şeyi söyler: “Çocuğun var yapma etme sabret.” Hatta belki kadının kendi iç sesi bile aynı cümleyi tekrarlar. Ceyda Düvenci’ye bu konuyu soruyorum. Anlatıyor: “Anne baba olmakla, karı koca olmanın farklı şeyler olduğunu düşünüyorum. Biz kızımın babasıyla birlikte karar verdik ayrılmaya. Doğru olan bu deyince etraftan ne dendiğini pek önemsemedik açıkçası. Biz karı koca olarak kalsaydık onu mutlu edemeyebilirdik, anne baba olarak ömür boyu onun mutluluğu için yaşayacağımıza söz vererek ayrıldık.”

Toplumun dul kadın imajından korkmayan anneler

Özlem Yıldız ve oğlu Demir.


Özlem Yıldız oğlu Demir’in o mutlu çocuklardan olduğunu söyleyerek söze başlıyor: “Eşimle yollarımı ayırmayı düşünmemle karar vermem arasında epey zaman geçti. Her şeyden önce çocuğunuzun olması bu kararı almanızı zorlaştırıyor. Kararı alınca geri dönüşü olmayan bir sürece girdim. Demir’i alıp karşıma bir yetişkin gibi konuştum. Onun anne ve babası olarak ömrümüz yettiğince yanında olacağımıza söz verdim. Anne ve babasıyla beraber olmayı istediği her zaman üçümüz bir araya geliyoruz.”

Haberin Devamı

Toplumun dul kadın imajından korkmayan anneler

Ayşe Tolga ve kızı Can Yael .


Ayşe Tolga boşanmayı, hayatınızın önemli bölümüne eşlik eden biri ve bir dönemin bitişi olarak tanımlıyor ve gerçekleştikten sonra zamanla daha da farklı katmanlarda yüzleşmeler ortaya çıktığını hatırlatıyor: “İki taraf her katmanda bitirirse her şey su gibi akıyor, yolunu buluyor. İki taraf için de bitmiş olan bir şeyin devamı kolay oluyor. Biz bu süreci hem bireysel hem de kızımız için profesyonel destek alarak geçirdik. Can Yael için pedagogla sıkı bir iletişimdeydik. Kendim için de bir sene bir terapi süreci geçirdim.” Ben boşandığımda Rüzgar 2 yaşında bile değildi. Başlarda çok etkilendim ama sonuçta çocuğunu birbirlerinden bağımsız çok seven anne ve babaların hata yapma olasılığının çok az olduğu tezine hep inandım. Eski eşimle boşanma kâğıtlarının yanı sıra ‘hayat boyu arkadaşlık’ sözleşmesi imzaladım. Çünkü ayrı ama birlikte bir çocuk yetiştirmek için arkadaş olmak şarttı. Ayşe Tolga da böyle düşünüyor, hatta açık yüreklilikle ekliyor: “Kızımın babası ve eski eşimin şu anki hayatında da sevildiği bir ilişkisi olmasını ve hayatında hep mutlu olmasını dilerim. Bunu kızım için dilerim. Çünkü onunla vakit geçirdiğinde mutlu ve hayattan keyif alan bir baba modeli görmesini isterim.”

Haberin Devamı

“DAHA SEÇİCİ OLUYORSUN”

Boşanan ve kırgın kadınların ilk cümlesi hep aynı: “Bir daha hayatıma kimseyi sokmayacağım.” Ayşe Tolga, aynı cümleyi kurduğunda pedagog ona bunun yanlış olduğunu söylemiş. Hayatına da şu ana kadar kızıyla tanıştırdığı sadece bir insan girmiş: “Evlat sahibi olmak beni daha seçici yaptı. Hayatıma sokacağım kişinin kimliği, tercihleri benim için en önemli kriter. Benim kızımla olan hayatım çok kısıtlı bir zaman ve çok değerli. Bu nedenle bunu hak etmeyecek kimse bu alanda var olamaz. Hayatımın önemli kısmı kızımla geçireceğim zamanlar üzerine. Hayatını kızına vakfetmiş bir insan olarak algılanmayayım. Her şeyin en önemli sırrının denge ve durum yönetimi olduğunu düşünüyorum.”

Haberin Devamı

Özlem Yıldız boşandıktan sonra hayatına kimseyi sokmadı. “Henüz hayatıma bir aşk girmediği için kimseyi oğlumla paşlaşmadım da” diyor. Son olarak boşanmak konusunu kafasında çevirenlere bir mesaj iletiyor: “Bu kararı vermek elbette kolay değil, özellikle ekonomik özgürlüğünüz yoksa her şey cok daha zor. Ama şu da bir gerçek, mutsuz bir yuvada yaşamak da çocuğa yapılacak en büyük zarar. İçinizdeki ses sizi doğruya götürüyor, ben hep onu dinledim. Şu an her ikizimin de daha huzurlu bir hayatın içinde olduğumuzu düşünüyorum.”


Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!