Çağlayan’ı bırak Rummenige’ye bak

EBRU Gündeş’in eşi Reza Zarrab’ın eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a hediye ettiği Patek Philippe 500IP modeli saat ile ilgili gelişmeler sürerken, aklımıza Almanya’dan bir örnek geldi.

Haberin Devamı

Karl Heinz Rummenige’yi tanımayan yoktur sanırım. Bayern Münih’in efsane futbolcularından... İki kez Yılın Avrupalı Futbolcusu seçildi. 1981’de Almanya’da 29 golle gol kralı olmuş. Bu krallığı geçen henüz yok. Pele’nin seçtiği dünyanın en iyi 125 futbolcusu arasında... Defalarca şampiyonluk, Avrupa şampiyonluğu, kıtalararası şampiyonluk yaşamış. En son transfer olduğu İsviçre’de 1989’da 24 golle kral olmuş. 85 kez Alman milli takım formasını giymiş.
Bu kadar başarılı futbolcu olan Rummenige 2002’den beri de şirketleşen Bayern Münih takımının icra kurulu başkanlığını yürütüyor. Bunun yanı sıra UEFA Avrupa Kulüpleri Forumu’nun da başkanlığını yapıyor.
İşte bu Rummenige, geçen yıl şubat ayında Avrupa Kulüpleri Birliği’nin yıllık toplantısı için Katar’a gidiyor. Dönüşte Münih’te uçaktan indikten sonra bavulunu alıp çıkarken kimse “Oooo... Hoş geldiniz... Buyurun geçin” demiyor. Gümrükçüler soruyor. “Gümrüğe tabi malınız var mı?” Rummenige “Yok” diyor. Bunun üzerine bavullarını açması isteniyor.
Kontrolda toplam değeri 100 bin Euro olan iki adet altın Rolex marka saat çıkıyor.

Haberin Devamı

GÜMRÜK KAÇAKÇILIĞI BU

Kendisine hemen gümrük kaçakçısı muamelesi yapılıyor ve hakkında soruşturma açılıyor. Münih Havaalanı’nın bağlı olduğu Landshut Mahkemesi sonunda kendisine 140 gün hapis cezası veriyor. Hapis cezası daha sonra para cezasına çevriliyor. Kendisi günlük gelirini 1785 Euro olarak beyan ettiği için tam 249.900 Euro cezayı ödüyor. Almanya’da 90 günden fazla hapis cezası alanlar ‘sabıkalı’ sayılıyor. Adli siciline işleniyor. Rummenige şimdi sabıka kaydı istese ‘sabıkalıdır’ yazacak. Sırf bu cezayı ödemekle olsa iyi, saatlerin gümrük vergisi ile yüzde 19 Katma Değer Vergisi’ni ve ayrıca hediye vergisini de ödüyor. Almanya’da hediyenin miktarı 20 bin Euro’yu aşınca yüzde 30 hediye vergisi var...
Rummenige, “Bunlar hediyeydi. Onun için beyana gerek yok diye düşündüm” diye kendini savunuyor ama Almanya’da kazın ayağı öyle değil. Yurtdışından uçakla veya gemiyle gelenler için 430 Euro, otomobil veya trenle gelenler için 380 Euro sınırı var. Yani gittiğiniz ülkede altın takı, saat, pırlanta, kürk manto vs. ne alırsanız değeri sınırı aşıyorsa beyan etmek zorundasınız. Aksi takdirde çok ağır vergiler var. Pek gazetelere yansımıyor ama bizim gurbetçiler Türkiye’den aldıkları bilhassa altın takılar için çok ağır cezalar ödüyorlar.

Haberin Devamı

GÜMRÜKLERDE AYNI DURUM VAR

Yıllar önce Alman milli futbolcularından Michael Ballack da Dubai’den gelirken deklare etmediği 2 bin Euro’luk çanta için tam 70 bin Euro ceza ödemişti.
Sadece Almanya’da değil Türkiye’de de gümrüklerde aynı uygulamalar var. Şimdi bu saat beyan edilmiş mi? Eğer bu olaylar patlak vermese haberimiz olmayacaktı. Saati bir başkası getirdiği dillendiriliyor ama Zafer Çağlayan’ın bir bakan olarak getiren kişiye sorması gerekmez mi? Siz bu saati gümrükte beyan ettiniz mi? Ayrıca savcılığın şimdi saati getirenin peşine de düşmesi gerekmez mi?
(Halit Çelikbudak’a teşekkürler...)

GÜNÜN SÖZÜ

“Biraz insan ol diyeceğim ama, seni de zor durumda bırakmak istemiyorum.”
(Donnie Darko)

Haberin Devamı

Rezve’nin ‘bizim’ tarafı utandırıyor

www.dayko.org.tr’den Göksal Çidem (Kırklareli temsilcisi) bizi utandıran bir tabloyu yazıyor:
3 Mayıs’ta Bulgaristan’ın Rezova köyüne gittim; Zelenica Festivali vardı. Zelenica, Bulgarca ‘yeşil’ anlamına geliyor. Bizde ise Orman gülü... Orman içerisinde bu mevsimde açan kırmızı ve beyaz renkli çiçekler...
Rezova ile aramızda 5 metrelik ünlü Rezve (Mutlu) deresi var. İki ülke arasındaki sınırı çiziyor. Bir tarafta geleneksel Zelenica Festivali (Orman Gülü=Yeşillik); bir tarafta endişe!... Termik mi olacak, nükleer mi olacak!?...
3 Mayıs’ta gittiğimiz Rezova köyü 150-200 nüfuslu. Üç yıldızlı otel ve pansiyonları var. Geliri turizm ve balıkçılık, az da olsa arıcılık. ‘Istranca Park’ içinde yer alan bir köy.
Istranca Park’ta kelebek avlamak, çiçek koparmak, ağaç kesmek vb. yasak. Burayı korurken ‘kamu yararı’ gözeterek yapıyorlar.
Ülkemizde ise taşocağı, santrallar, çimento fabrikaları kurmak için de ‘kamu yararı’ kararı alınıyor. Arada 5 metrelik Rezve Deresi akıyor. Aynı dağda yaşayan, aynı denizi ve dereyi kullanan insanlar arasında anlayış farkını ölçmek gerekirse, 5 metre!... Yani Rezve kadar.

Haberin Devamı

‘İçimizdeki pislikler’ ne olacak

MUHTEMEL bir polis baskınından kaçırmak için, oğlu ile acil telefon konuşmaları yaptığı belirtilen Başbakan, dört bakanı zorla istifa ettirdikten sonra “İçimizdeki pislikleri temizledik!” demişti.
Bakalım bu laf, Meclis Komisyonu’nda kime yedirilecek?
Kovulan bakanlara mı, yoksa Başbakan’a mı? Selçuk TINAZ

Biliyor musunuz

- TRAKYA Üniversitesi’nde yarın ‘Batı Trakya Günleri Şenliği’nin yapılacağını...
- GİRESUN Üniversitesi 2. Uluslararası Kadın Sempozyumu ve Sanat Çalıştayı’nın ‘Toplumsal ve siyasal hayatta kadın’ konu başlığıyla 8-10 Mayıs tarihlerinde yapılacağını...
- MİMAR ve Mühendisler Grubu ile İstanbul Ticaret Odası’nın birlikte düzenlediği ‘Kentsel dönüşümün sosyal boyutu’ başlıklı sempozyumun 12 Mayıs Pazartesi 9.00-17.30 saatleri arasında İstanbul Ticaret Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirileceğini...
- DİDİM Çevre Platformu ve Sivil Toplum Örgütleri’nin düzenlediği ‘Para için değil, Yaşam için su’ başlıklı sempozyumunun 10-11 Mayıs’ta yapılacağını...

Haberin Devamı

Antalya ‘çürük dişleri’ ile EXPO’yu hak etmiyor

BİLDİĞİNİZ gibi 2016 yılında dünyanın en büyük fuarlarından birine Antalya ev sahipliği yapacak.
Adı, EXPO 2016 Botanik Uluslararası Fuarı.
Her ülkeye nasip olmayacak, bir fırsat. Hem ekonomik açıdan, hem de tanıtım açısından gerçekten büyük bir pazar kapısı.
Aynı zamanda ülkemiz ve Antalyamız adına büyük bir gurur. Ama bu gururda eksik kalan noktalar var. Şöyle ki;
Fuarın ana teması çiçek ve çocuk. Bu da çok hoş... Yani bu temada çevrecilik bilinci en önde yer alan unsurlar arasında.
Ancak, bu dev organizasyona ev sahipliği yapacak Antalya ve yakın bölgelerinde, çevre katliamı her geçen gün artarak devam ediyor. Endemik bitki örtüsüyle, dünyada eşi benzerine az rastlanır, çiçek, ağaç türleriyle kaplı dağlarımız delik-deşik ediliyor ve dilim dilim kesiliyor, kum-taş ocağı açmak, birilerine para kazandırmak için.
Evet dedik ya; bu işte bir gariplik var diye.
Oysa, özü çiçek ve çocuk olan bu organizasyona dünyanın dört bir yanından konuk ülkeleri nasıl davet edeceğiz? “Gelin, bizim doğamızı, doğal zenginliğimizi görün.” diyeceğiz!
EXPO’nun yetkilileri hiç başlarını kaldırıp, koltuklarından kalkıp burunların dibindeki bu çevre, doğa katliamını görmüyor mu? Bu katliama daha ne kadar seyirci kalacaksınız?
EXPO’dan sorumlu Bakan Mehdi Eker, Antalya’ya gelip ‘Şakayık’ çiçeği arayacağına, bu katliamı neden görmez acaba?
EXPO’cu beyler, devletin kesesinden binlerce dolar harcayıp İtalya’ya, Çin’e, Hollanda’ya ve İngiltere’deki ‘Kraliyet Bahçesi’ne heyetler halinde gidene kadar, memleketinizdeki “katliama” bir dur demek aklınıza gelmiyor mu?
EXPO için gelecek konuklara, HES’leri, kum ve taş ocaklarını nasıl anlatacaksınız bunları hiç düşündünüz mü?
Ne cevap vereceksiniz, düşündünüz mü?
Ama siz yine hiç sıkılmadan dünya turuna devam edin. Neymiş efendim; Çin’de bu iş nasıl yapılırmış, İtalya’da çiçekler nasıl yetişirmiş, nasıl kokarmış? Gidin, gezin, tozun nasıl olsa bütçe deniz gibi değil mi?
Beyler, önce bu ülke ve Antalyamız adına kaybettiklerimize sahip çıkılması gerekmez mi?... Yabancılar kilometrelerce uzaklardan ülkemize gelerek, bitki örtümüzü inceleyip, çoğu bitkileri kendileri yetiştirmeye çalışırken, EXPO’nun sembol çiçeği ‘Şakayık’ı dışarıda aramayın?
Dünyanın hayran olduğu Antalya, başka birine yâr olmasın diye eski sevgilisi tarafından yüzüne kezzap atılmış yorgun bir kadına çevriliyor adım adım...
Farkında mısınız?
Beyler, heyetler halinde yurtdışına çıkarken, sizlere bir tavsiyem var. Lütfen uçağın camından Akdeniz’e bir bakın.
Taş ve maden ocakları, golf yapılan alanlar ve HES yataklarına tepeden bir göz atın. Kentin ve çevresindeki doğal bitki örtüsünün nasıl yok edildiğini kendi gözlerinizle göreceksiniz.
- Düşünsenize fuar için gelen yabancı konuklara bunları anlatırken, hiç utanıp sıkılmayacak mıyız?
- Konukların bazıları denizi-kumu-güneşi değil de Toroslar’ı gezmek isterse, bu rezilliğimiz görülmeyecek mi?
- Yine gelen yabancı konuklarımızın bazıları şu dünyaca ünlü meşhur Sedir ormanlarımız, Kumluca’da 10 gündür katledilen pıynar (meşe) ağaçlarını görmek isterlerse, nereye götüreceğiz onları?
Ne dersiniz EXPO yetkilileri? Bu sizce de çelişki değil mi?
Alper BEYAZ

Yazarın Tüm Yazıları